Ne yaşıyoruz?

04:0027/02/2023, Pazartesi
G: 27/02/2023, Pazartesi
Gökhan Özcan

“Deneyimin yıkımı için bir felaketin gerekli olmadığını biliyoruz; büyük bir kentte rutin bir gündelik varoluş buna yeter de artar bile. Çünkü çağdaş insanın ortalama bir günü deneyime çevrilebilecek neredeyse hiçbir şey içermemektedir artık..... Modern insan akşam evine -eğlenceli ya da sıkıcı, sıra dışı ya da sıradan, korkunç ya da keyifli- bir sürü olay yaşamış ve tükenmiş olarak döner ama bu olayların hiçbiri deneşime dönüşmemiştir” diyor Giorgio Agamben, ‘Çocukluk ve Tarih’ isimli kitabında.Ne

“Deneyimin yıkımı için bir felaketin gerekli olmadığını biliyoruz; büyük bir kentte rutin bir gündelik varoluş buna yeter de artar bile. Çünkü çağdaş insanın ortalama bir günü deneyime çevrilebilecek neredeyse hiçbir şey içermemektedir artık..... Modern insan akşam evine -eğlenceli ya da sıkıcı, sıra dışı ya da sıradan, korkunç ya da keyifli- bir sürü olay yaşamış ve tükenmiş olarak döner ama bu olayların hiçbiri deneşime dönüşmemiştir” diyor Giorgio Agamben, ‘Çocukluk ve Tarih’ isimli kitabında.

Ne yaşıyoruz? Muhtemelen herkese beklenmedik gelecek, dik bir soru bu? Neden beklenmedik? Çünkü herkes zaten cevabının gayet aşikar olduğunu düşünüyor bu sorunun. O kadar aşikar ki hatta, bu sorunun sorulması dahi şaşırtıyor her birimizi. Öyle mi peki? Biliyor muyuz hepimiz ne yaşadığımızı? Uzun uzun bir şeyler anlatabiliriz mutlaka olan biten hakkında, bir sürü şey sıralayabiliriz arka arkaya. Yine de sormayı lüzumsuz bulduğumuz bu soru hakikatli bir karşılık bulabilirmiş gibi gelmiyor bana söylenen bütün bu şeyler arasından.

Şöyle bir deneyimden geçirelim mesela kendimizi... Herkes kendi yaşından dönüp geriye doğru baksın. Ne görünüyor? Yirmili yaşlarının başındaki biri muhtemelen sınav-okul-ders sarmalından yakasını alamadığı bir boğuşma silsilesinden başka pek bir şey görmeyecektir. Belki duygusal yükselmeler ve çöküntüler, kendisini nereye koyacağını bilemediği tedirgin ve çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanan sosyal denemeler, içe kapanma ve dışa karşı her gün daha fazla biriken bir tepkisellik... Bütün bunları üst üste koyunca bir hayatla temassızlık tablosu çıkıyor sanki ortaya. Bu bir deneyim midir peki, öyle görebilir miyiz?

Orta yaşlı biri ne görebilir peki? Geleceği kazanma adına hayatla temasını neredeyse tamamen kesmiş bütün o kapalı yılların sonrasında, bir iş edinme, aile kurma, geçim mücadelesi ve sair uğraş ve didinmelerle geçen başka bir kapalı dönem... Nihayetinde kemikleşmiş mesailere, rutin bir ev haline varan ve çocuklarını kendi yaşadığı cenderelerden geçirme zorlamalarıyla devam eden hayatsız bir hayat... Bütün bu yıllar boyunca hayat bütün canlılığı ve ışıltısı içinde hep var ama hep başka yerde... Elde edilen deneyim de, eğer buna deneyim denebilirse, yaşamaya değer olanın ulaşılamazlığı hakkında...

Yaşlılığın eşiğine gelip dayanmış biri muhtemel ki geçen onca zaman ve dağ gibi biriken pişmanlıklarından başka pek bir şey göremeyecektir. Yaşanabilecekken yaşanmamış bir sürü şeyin pişmanlığı... Doğrusu yapılabilecekken yapılamamış başka bir sürü şeyin pişmanlığı... Kaçırılmış fırsatların, kırılmasına izin verilen hayallerin, peşi bırakılmış hedeflerin pişmanlığı... Pişmanlıkları deneyimden sayabilir miyiz? Yoksa deneyim haline getiremediğimiz şeylerden mi türüyor daha çok pişmanlıklar?

Ne yaşıyoruz? Sandığımız kadar aşikar görünmüyor bana bu sorunun cevabı. Yaşadığımızı söylediğimiz her şeyden bir ‘dışımızda tarif edilmişlik’ hali seziyorum. Kendi deneyimlerim değilmiş gibi... Bu his ‘deneyim’ dediğimiz şeyi aklen ortadan kaldırıyor. Dışından baktığımız şeyler nasıl bizim deneyimlerimiz olabilir?

Hayat ekranlardan akan bir şey daha çok bugün ve az çok hepimiz deneyimlemediğimiz o cansız akışın aşırı konuşkan, yeri boş kalan her şeyi acul bir konuşkanlıkla doldurmaya çalışan seyircileriyiz.

Yine Agamben’in kitabından bir alıntıyla yazıyı bitirelim: “Deneyimin otorite kılığına girdiği biçimler olan atasözleri ve özdeyişlerin ortadan kalkmasının nedeni de budur. Onların yerini alan slogan, deneyimi yitirmiş bir insanlığın atasözüdür. Bugün deneyimlerin var olmadığı anlamına gelmiyor bu. Deneyimler var, ama insanın dışında gerçekleşiyorlar. Daha da tuhaf olanı, insanın bu deneyimleri sadece seyrediyor olması, belirgin bir rahatlama hissiyle.”

#Giorgio Agamben
#Yaşam
#Gökhan Özcan