Yazarlar Nedir insanı ayakta tutan?

Nedir insanı ayakta tutan?

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Nedir insanı ayakta tutan? Bunca sendeleyişten, bunca yıkılıştan sonra nedir bizi yeniden ayağa kaldıran? Metruk binalar gibi aniden çöküp bir enkaza dönüşmeyenimiz var mı geçmiş zamanın bir yerinde. Ama bakın, bugün yine ayaktayız, yine istiyoruz, yine seviyoruz, yine arıyoruz ve yine olmuşlardan çok daha güzel şeylerin olacağı bir zamana dair ümitler besliyoruz koynumuzda. Nedir insana ve hayata dair inancımızı tazeleyip duran şey? Bizi düştüğümüz yerden kaldıran şey nedir? Dallarımızı çiçeklendirerek kara kışlarımızı sonlandıran nedir? Sönmeye her yüz tuttuğunda can ateşimizi yeniden ve yeniden ve yeniden harlayan nedir? Kanatlarımız her kırıldığında bize yeniden kanat olan şey nedir? Bizi küllerimizden doğuran nedir? Ve bizi gökyüzündeki bir yıldız gibi kayıp gideceğimizi bile bile ışıldamayı bırakmamaya ikna eden nedir? Biz ne kadar mağlup ve yılgın, yüz çevirmeye ne kadar meyyal olursak olalım; ellerimizi bırakmayan, kalplerimizi bırakmayan, varlığımızı bırakmayan ve gözlerimizi açtığımız her yeni günde içimizi yeniden ve yeniden ve yeniden insanlıkla doldurmaktan usanmayan şey nedir? Keder düşen topraklarımıza bu rengarenk hercaileri diken nedir? Kuru dallarımızı seyrelten, gövdelerimizi, hele de biz buna hiçbir sebep bulamazken, yeni meyvelere iştiyaklı ve gebe kılan şey nedir? Biz hayatın, insanların, hikayelerin, geçip giden ve hiç gitmeyen şeylerin neresine dokunacağımızı bile bilemezken en ücra yerlerine kadar içimize dokunan nedir? Biz kendimizi dünyanın ortasında yapayalnız hissederken, bizi yalnızlığımızla yalnız, yapayalnız bırakmayan nedir? Gecelerimizin içine güneşi, günlerimizin içine yıldızları, yeryüzünü gökyüzüne çağıran nedir? Biz ne aradığımızın bile kararını verememişken, bize daha aramaya başladığımız şeyleri dahi bulduran nedir? Yağmuru tenimizden geçirip içimize kadar yağdıran nedir? Akşam saatlerinde saçaklarımızı kırlangıçlarla donatan nedir? Seher vakitlerini yükseklerden akan sular gibi pak ve berrak kılan nedir? Nedir bizi ayakta tutan? Nedir sendelediğimizde bizi nihai çöküşün ellerine bırakmayan? Nedir her kapıyı çarpıp gitmek istediğimizde bizi kendimizde tutan? Nedir her bunaldığımızda tatlı esintisiyle yüzümüzü okşayan, tenimize dokunan, ruhunu canımıza üfleyen? Nedir hayatın her yerine yaydığımız dağınıklığı, kalabalığı, karmaşayı derleyip toplayan, ne zaman kopacağımızı sansak tutup varlığımızı varlığına ekleyen, hakikatimizi hakikatine katan? Sanki kopabilecekmişiz gibi, sanki o hakikatten ayrıymışız ve sanki bütünden, bütünlükten, birlikten, ‘Bir’den gayrıymışız gibi... Sanki dünyada oynadığımız şu haylazca oyunlarla o sonsuz ahenkte bir çentik açabilecekmişiz gibi... Nedir bittiğini sandığımız yerde her şeyi yeniden başlatan? Nedir bütün yıkılmaların ortasında bizi ayakta tutan? Nedir bütün zamanları yegane ânın içine sığdıran? Ve nedir o ânı her insanın içine ayrı ayrı dürüp koyan ve rengarenk bir kilim gibi her hayatın içine bir uca sonsuz kere yayıp duran?

“Ah Malte, geçip gidiyoruz ve bana öyle geliyor ki herkes geçip giderken pek bir dalgın, meşgul ve dikkatsiz; gidişimizin garkında değiller bile... Sanki bir yıldız kayıyor da kimse görmüyor ve kimse dilek tutmuyor. Asla bir şeyler dilemeyi bırakma Malte. İnsan dilemekten vazgeçmemeli. Sanırım gerçekleşme yoktur da, uzun süren, bütün bir ömür süren dilekler vardır; öyle ki onların gerçekleşmesini zaten bekleyemez insan...” diyor Rainer Maria Rilke, vazgeçemediğim kitabı ‘Malte Laurids Brigge’nin Notları’nda.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.