Yazarlar Göçmenler ya da ne olacak şu bizim Suriyeliler meselesi yine yeniden (1)

Göçmenler ya da ne olacak şu bizim Suriyeliler meselesi yine yeniden… (1)

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Türkiye’nin bir göçmen sorunu var mıdır? Evet vardır. Türkiye’deki göçmen sorunu tek başına geçici koruma altındaki Suriyeliler meselesi midir? Hayır, değildir.

Aslında en sorunsuz olan ya da kayıtlı ve çözülebilir olan mesele geçici koruma altındaki Suriyeliler meselesidir..!

Yarın Suriye’de istikrar sağlandığında ve Suriye ile bir anlaşma sağlandığında geri dönmeleri konusunda hiçbir sorun kalmayacaktır.

Burada önemli olan dönecek olanların can güvenliğidir. Bu konuda da daha önceki önerimizi yineleyelim. O da Türkiye Suriye’ye döneceklerin geçici süreli garantörü olmalı.

Yine de şunu biliyoruz, gelenlerin çoğu ülkelerine geri dönmeyecek.

SURİYELİLER HİÇ OLMAZSA KAYITLI

Dediğimiz gibi, göçmenler meselesinde Suriyeliler değil asıl sorunlu olan düzensiz yollardan Türkiye’ye giriş yapanlardır. Çoğu kayıtsız ve ne yaptığı belli olmayan bu göçmenler meselesi Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir sorunu olacaktı. Bu yılın ilk üç ayında 21 bin düzensiz göçmen sınır dışı edilmiş. Yakalanamayan binlercesi ise şu anda içimizde bizlerle birlikte yaşıyor.

Geçici koruma altındaki Suriyeliler meselesinin en azından kayıt altında olmaları nedeniyle sorunlarının çözümü daha kolay. Çünkü, kimin nereden geldiğini ve ne yaptığını biliyoruz.

GETTOLAŞMA EN BÜYÜK SORUN

Onlarla ilgili meselemiz, şehir ve ilçelerdeki yoğunluk dereceleriyle ilgili. Entegrasyon ve uyum meselesinde gettolaşma nedeniyle yaşanan sorunlarımız var. Bu sorunlarla ilgili uzunca bir süre bütün uyarılarımıza rağmen kör ve sağır taklidi yapıldı. Hatta yakın çevremizden bazıları bizi “faşistlikle” itham etti.

Sorunlar görülmek istenmedi, üzeri örtüldü. En acısıysa bazılarının Suriyelileri geçim kapısı yapmasıydı. Avrupa Birliği (AB) fonlarının kullanımı, oturma izni, vatandaşlık işlemleri, iş yeri açma, iş bulma gibi “hizmetler” karşılığı kimlerin zengin olduğunu burada tekrar anlatacak değilim.

OSMANLI İSKAN TECRÜBESİNİ BİLE GÖZ ARDI ETTİK

Ne zaman Altındağ’da olaylar çıktı… Ne zaman gettolaşmanın ağır etkileri hissedilmeye başlandı… Birden yeni müdahale yöntemleri geliştirildi.

Buradan defalarca “Hiç mi Osmanlı iskan politikasını okumadınız” bile dediğimiz halde iskan politikası konusunda sınıfta kaldık.

Her sınırı geçenin elini kolunu sallayarak her istediği yere gidebildiği dünyanın yegane ülkesi Türkiye. Biz kendi sosyolojimizin gelenleri içinde eritip sorunsuzca üstesinde gelebileceğiz vehmi ile hareket ettik ve şimdi sorunlar yumağı ile uğraşıyoruz.

SEYRELTME ÇÖZÜM OLUR MU?

Altındağ olaylarından sonra, 15 ilde ve bir çok ilçede seyreltme yöntemi uygulanıyor. İlk uygulanan ilçeler ise İstanbul’da Fatih ve Esenyurt ilçeleri. Bu ilçelerde bir yıldır yabancı iskanı yok. Ama iş işten çoktan geçti. Çünkü bu ilçelerin bazı semtlerinde yerleşik halk çoktan evini barkını, işini gücü bırakıp gitti. Çoğu yerde Türkçe tabela bile kalmadı.

Seyreltmeyle birlikte ikinci olarak gönüllülük esasına göre, kalabalık il, ilçe ve semtlerdekiler başka yerlere naklediliyor.

Ve tabi son olarak Suriye’de Türkiye tarafından güvenli bölge olarak kurulan alanlara geri dönüşler teşvik ediliyor.

AB’NİN AKLI İLE DEĞİL KENDİ TECRÜBELERİMİZLE…

Burada bir gerçeği hatırlamakta fayda var. Suriyelilerin çoğu geri dönmeyecek. Bu bir gerçek. Türkiye’de doğan çocukların sayısı 500 bini buluyor. O zaman onların Türkiye’de toplumsal hayata katılımı konusunda “yerli” entegrasyon programlarına ihtiyacımız var.

Yıllardır söylediğimiz üzere AB fonlarını ve AB kuruluşlarının aklını kullanarak yapılacak entegrasyon çalışmaları maalesef bir çözüm değil ileriki yıllar için bilakis çözümsüzlük demek.

Ayrıntısına girmeyeceğim ama şu kadarını söyleyeyim yetsin. AB, bizim coğrafyamıza etnik milliyetçilik ve mezhepçiliği kaşıyan politikalara destek verdi. Bu destek sayesindedir ki şu anda coğrafyamızda etnik çatışmalar daha da alevlendi. Suriyelilerin, entegrasyonunda AB aklının öne çıkması demek “Suriyelilik” bilincinin daha da pekişmesi anlamı taşıyacaktır ki... O da ilerideki toplumsal çatışmanın nüvesini oluşturacaktır.

***

Geçici koruma altındakilerle ilgili yapılacaklar sadece seyreltme ve entegrasyon programları olamaz elbette. Bu anlamda hayatın her alanında kendi kendilerine yetebilecek bir düzen kurmalarının da planlanması gerekiyor.

Gerçi, Suriyelilerin büyük tüccarları var. Genel olarak çalışkan insanlar ve imkan buldukları her fırsatta bunu gerçekleştiriyorlar. Bu yönlerinin bir kazanım olduğunu da hatırlatmak isterim.

***

Onların bir sorunu da Suriye’deki yaşamlarının bir benzerini burada da devam ettirme arzuları. O zaman vatandaşlarımızla aralarında kısmi sorunlar yaşanıyor. Bir çok örneği var.

Örneklerini ve çözümlerini de diğer yazıda devam edelim…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.