Yazarlar Dünya orta kuşakta yeniden kurulurken vatan ortak paydasında buluşabilmek

Dünya orta kuşakta yeniden kurulurken “vatan” ortak paydasında buluşabilmek

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Dünya orta kuşakta yeniden kuruluyor farkında mısınız? İttifaklar değişiyor. Yeni ittifaklar kuruluyor. Yeni devletçikler için uluslararası büyük aktörler piranalar gibi bölgemize saldırıyor. Kartlar yeniden açılıyor. İttifaklar yeniden şekilleniyor.

İsrail’in güvenliği ve çıkarları için merkeze alınarak oluşturulan ittifakta “amca oğulları”nın bir kısmı ile İsrail sıkı fıkı oluyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile başlayan süreçte Körfez Araplarının bir kısmı İsrail ile ikili ilişkiler geliştiriyor.

Arap Yarımadası’nın en büyük ülkesi Suudi Arabistan ve diğerleri sıraya giriyor. Mısır’daki Sisi yönetiminin “halka rağmen” İsrail ile ilişkilerini düzenlemeye çalışması bölgesel denklemi İsrail lehine değiştiriyor.

Diğer taraftan yeni ittifakın Türkiye, İran, Irak, Suriye, Kuveyt ve Katar’ı doğrudan tehdit ettiğini bilenler de kendi aralarında ittifaklar geliştiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Kuveyt ve Katar’ı ziyaretini bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Libya ile yapılan anlaşmaları, Katar ve Libya’daki askeri varlığımızı bu bağlamda düşünmek gerekiyor.

Suriye’nin toprak bütünlüğü noktasında İran ile Türkiye’nin tutumu da aynı anlamı taşıyor.

Irak’ın kuzeyindeki Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumuna Türkiye’nin doğrudan güçlü itirazı, her şeye rağmen Irak merkezi yönetimi ile ilişkilerin sıcak tutulması... Ama ne olursa olsun Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin yok sayılmaması da.

***

Yeni ittifaklarda Batılı güçlerin durumu biraz daha farklı.

Amerika ve Rusya’nın İsrail’in haksız kazanımlarının garantörlüğü tartışılmaz bir gerçek. İki ülke de İsrail’in güvenliği ya da haksız işgalleri konusunda en ufacık bir tereddüt yaşamıyor. Rusya ile Amerika’nın arasındaki tek fark Amerika’nın Kudüs’ün İsrail’in Başkenti ilan etmesi ile “yüzyılın utancı” anlaşmalarına ev sahipliği yapması.

İsrail dışındaki ülkelerin toprak bütünlüğü, güvenliği gibi konularda ise iki ülke farklı düşünüyor. Görebildiğimiz kadarıyla örneğin Suriye’de Amerika bölünmeyi, Rusya ise federasyon benzeri bir çözümden yana. İran’ın izolasyonu ve hatta parçalanması konusunda da iki ülke farklı düşünüyor.

Tam da ittifaklar ve yeni denklemler oluşturulurken Türkiye Batılı güçlerin dayattığı yeni Ortadoğu ve bölge dizaynını reddediyor. Direniyor, vuruşuyor, denklemin yeniden oluşması için inisiyatif kullanıyor.

Örneğin Suriye’de Amerika ve Rusya ile hem savaşıyor hem işbirliği yapıyor. Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan savunmasında Avrupa Birliği (AB) ile hem savaşıyor hem işbirliği yapıyor. Fransa ve Yunanistan ile ciddi bir mücadelenin içindeyken İtalya’yı yanına alıyor Almanya ile müzakere yürütüyor.

Dünyanın sinir uçları sayılan Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya’da Türkiye kendi tezleri ile işbirliği ve ittifaklar inşa ediyor.

Balkanlarda Bosna’nın güvenliğinin dolayısıyla Türkiye’nin güvenliğinin Sırbistan ile işbirliğinden geçtiğini biliyor ve ona göre politika geliştiriyor. Ortadoğu’da İsrail, Suriye, Mısır ve BAE ile derin krizler yaşıyor olsa bile arka kapı diplomasisini yürütmeyi biliyor. Hükümetler arası krizi halklar arası krize dönüştürmüyor.

Kafkaslardaysa Rusya’nın etki ve gücünü ıskalamadan Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna başta olmak üzere bölge ülkeleriyle güçlü ilişkiler inşa ediyor.

Özellikle Azerbaycan ile Türkiye arasında son 5 yılda inşa edilen güçlü irade örneğin bugün Karabağ sorununun askeri anlamda çözümüne büyük katkı sağlıyor.

***

Türkiye dün Doğu Akdeniz’de yeni bir hamle daha yaptı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında sivillere kapatılan Maraş bölgesinin sahil kesiminin sivillere açılmasına öncülük etti. Belki de yakın gelecekte tüm Maraş bölgesi yeniden iskana açılacak.

Böylece Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan’a yönelik tecavüzlere güçlü bir cevap verilmiş olacak.

Dünya orta kuşakta yeniden kuruluyor. Bölgemizde yeni ittifaklar, yeni işbirlikleri oluşuyor. Bunların Türkiye’nin aleyhine olanlarıyla mücadele etmek tek başına ne Cumhurbaşkanı’nın ne hükümetin işi. Mücadele topyekun yapılmak durumunda. Muhalefetin de inisiyatif almasını beklemek hakkımız.

Sorumluluk sahibi tüm kesimlerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Bu manada son dönemde ulusalcı kesimin önemli güç merkezlerinden biri olan Vatan Partisi ve bileşenlerinin “Vatan” ve millet bağlamında hükümet ile senkronize olmasını önemsiyorum.

Bununla birlikte karşımıza bazen sivil toplum kuruluşu, bazen bir cemaat ya da bir tarikat gibi çıkan kimi “çıkar” grupları, Batılı ülkelerin servisleriyle geliştirdikleri ilişkiden midir bilinmez ama iç cepheyi erozyona uğratmak için her türlü gayretin içine giriyor.

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diye bilenleri bugünlerde omuz omuza, yan yana görmek en büyük arzumuzdur.

Yanılıyor muyum?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.