AK Parti’nin ikinci 20 yılı

04:0031/01/2023, Salı
G: 31/01/2023, Salı
İhsan Aktaş

2O21 yılının ortalarında siyasi partilerin geleceğine dair beklentiler bugünkünden farklıydı.Özellikle AK Parti’nin gerileme sürecine girdiğine ve bu sürecin durdurulamayacağına inananlar vardı. Bu kanaate sahip olanların içinde hatırı sayılır sayıda AK Partili de mevcuttu.Yerel seçimlere gidilirken AK Parti’de ciddi kafa karışıklıkları vardı. Elbette ki bu ortamı hazırlayan, 15 Temmuz darbe girişiminin sonuçlarıydı.Pandeminin yıkıcılığı her alanda hissedilirken ve bütün dünyada ekonomileri allak

2O21 yılının ortalarında siyasi partilerin geleceğine dair beklentiler bugünkünden farklıydı.

Özellikle AK Parti’nin gerileme sürecine girdiğine ve bu sürecin durdurulamayacağına inananlar vardı. Bu kanaate sahip olanların içinde hatırı sayılır sayıda AK Partili de mevcuttu.

Yerel seçimlere gidilirken AK Parti’de ciddi kafa karışıklıkları vardı. Elbette ki bu ortamı hazırlayan, 15 Temmuz darbe girişiminin sonuçlarıydı.

Pandeminin yıkıcılığı her alanda hissedilirken ve bütün dünyada ekonomileri allak bullak ederken, gücünü halktan alan kimi AK Partililerin sokakla bağının zayıflaması CHP karşısında geri düşmelerine sebep olmuştu. Roller değişmeye başlamıştı. CHP’nin suçlama yaptığı ve AK Partililerin cevap verdiği bir süreç yaşanıyordu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiğinde, parlamenter sisteme göre birçok pozisyon değişikliği yaşandı. Etkisi artan-azalan bürokratlar ve siyasetçiler oldu.

Zaten AK Parti yirmi yılda çok sayıda emekli politikacı ve pozisyon kaybetmiş bürokrat üretti. Bu kişilerin huzursuzluğu partiye yönelik eleştirileri artırıyordu.

Bu ve benzeri onlarca meseleyi ele alarak, siyasetin geleceği ile siyasi partileri değerlendirmeye; iktidar ve muhalefetin siyaset yapma kültürünü, kurumsal yapılarını, siyaset üretme kültürünü ve liderlik etkisini incelemeye çalıştım. Bu yoğun mesainin neticesinde bir kanaate vardıktan sonra “AK Parti’nin İkinci Yirmi Yılı” makalesini yazmaya niyetlendim.

Makale yayınlanınca, “ikinci yirmi yıl”ın zikredilmesi genelde ilginç bulundu. Siyaseti alışılmış ezberler üzerinden yorumlayanlar ise tahlillerimi ve tahminlerimi fazla nahif ve çok iyimser buldular.

Türkiye’de siyaset okumalarında, hem muhalefetin hem de iktidar tarafının sorunlu yanları var.

Muhalif aydınlar her vesileyle Erdoğan’ı küçümsüyorlar ve bütün olumsuzlukları ondan biliyorlar.

İktidar tarafı ise meseleleri derinlemesine analize tabi tutmadan ezberleri tekrarlamakla yetiniyor: “Efendim Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde sorun yok, parlamentoda sıkıntı var. Peki, kim dillendiriyor bu söylemi? Daha çok vekil olmak isteyenler” vs.

Oysa AK Parti 2023 seçimleri ile ilgili ne zaman rüzgârı arkasına aldı?

Parti oylarını % 40 bandına çıkardığında, aynı zamanda MHP’nin % 8,5-9 olduğu zaman.

Söz konusu makaleden kısa birkaç paragrafla meramımızı ifade edelim:

“Siyasi ömrü yirmi yıla yaklaşan ve bugüne kadar serbest seçimlerle iş başına gelen partiler arasında en uzun süre iktidarda kalarak ‘hakim parti’ unvanını kazanan AK Parti’nin siyasi ömrü Cumhuriyet Halk Partisi kadar uzun ömürlü olabilir mi sorusunun sorulma zamanı gelmiştir.”

“AK Parti’yi oluşturan omurga, sağcı partilerden farklıdır. Türkiye sosyolojisinde önemli bir yer tutan Refah Partisi’nin inşacı ve örgütlü yapısı, partinin omurgasını oluşturmaktadır. Kalkınmacı sağcılar, vatanperver milliyetçiler, geleneksel tarikatlar, Soğuk Savaş cemaatleri, geniş halk kitleleri bu çatının altında temsil edilmektedir. Bütün bu yelpazenin; sokaktan, teşkilatçılıktan, yerel yönetim ve devlet yönetimi deneyiminden, uluslararası ilişkilere kadar bütün detayları bilen bir lider tarafından deruhte edilmesi ise tamamlayıcı bir güçtür.”

Bugünkü siyasi ortama baktığımızda bazı hüküm cümleleri ile durumu tanımlayabiliriz.

* Toplum henüz AK Parti dışında bir partiyi hükümet etmeye yetkin görmemekte, desteğini yüzde 40 civarında partinin arkasında tutmaktadır.

* Muhalefetin birinci büyük partisi sosyolojik bir sıkışmışlık yaşamaktadır ve bunu aşmak için bütün çabaları yetersiz kalmaktadır.

* Cumhurbaşkanlığı için Millet İttifakı’nın bilinmeyenleri çoktur, bunca bilinmeyen, halk nezdinde tedirginlik oluşturmaktadır.

* HDP’nin siyasete dair rotasını belirlememesi, Türk siyaseti üzerinde olduğu kadar Millet İttifakı için de bir baskı unsuru olmaktadır.

* Türk toplumu Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmekte ve buna karşılık AK Parti’nin iyi şeyler yapmasını istemektedir.

Yazının tamamında, yukarıdaki alıntılarda da görüleceği üzere AK Parti’nin bir siyasi parti olarak bugün için muhalefet partilerine göre daha avantajlı olduğunu, seçmenin AK Parti’den bazı beklentilerinin olduğunu vurgulamıştım.

Bu beklentilerin bir kısmı siyaset üretimi, bir kısmı ise hükümet icraatları ile ilgili idi.

Bugün rüzgârı arkasına alan Cumhur İttifakı bu sorunların çoğunu izale etmiş gözüküyor.

“Türkiye Yüzyılı” vizyonu açıklandığı gün, “İkinci yirmi yıl” iddiasını iyimser bulanlardan çok geri

dönüş olmuştu…

#AK Parti
#Türkiye Yüzyılı
#İktidar
#İhsan Aktaş