Sen misin zengin?
Sen sahip olduğun servet biter korkusuyla yenisini kazanmak, yenisini çalmak istiyorsun sürekli. İstiflemek, üst üste koymak, parana para katmak dışında hiçbir amacın, hiçbir emelin kalmamış. Zengin değilsin sen. Para kazanmanın tek amacının para kazanmak olduğunu düşünen fukara bir eblehsin altı üstü. Esasta öyle fakirsin ki yastığa başını her koyduğunda yeşil dolardan, sarı altından başka bir şey hayal edemiyorsun. Öyle yoksunsun ki tanesine yüz dolar verip de aldığın purodan beş bin tanesine sahip olsan biteceğini, tükeneceğini düşünüyorsun da uykuların kaçıyor. O evi alamazsan etinde şirpençe çıkıyor senin. O arabaya binemezsen ölecekmişsin gibi oluyor. “Paylaşmak” dediğimiz şeyi duyduğunda aklını kaçıracak gibi oluyorsun. “Hepsini ben kazandım, hepsini ben istifledim, hepsini ben biriktirdim. Fakirler akıllı olsalardı fakir olmazlardı. Uydurmuşlar kanaat diye bir zırva, üç kuruşa talim ediyorlar” diyorsun hatta. Dolmak bilmez bir çöp kutusuna dönüşüyorsun böylelikle. Ruhun, bedenin, hayatın, çocukların kirleniyor; farkına bile varmıyorsun.
Asıl, o zengin.
Kazandığını Allah’ın lütfu, elinin emeği olarak kazanıyor. Allah’a, “Kazancımı Resulünün kazancını bereketlendirdiğin gibi bereketlendir” diye dua ediyor. O arabayı almasa da oluyor, o evde oturmasa da devam edebiliyor hayatına. “Nasip” diyor, “hayırlısı” diyor. “Veren O’dur. Veriyorsa bir hikmeti, bir amacı vardır. Alan O’dur. Alıyorsa bir hikmeti, bir amacı vardır” diye düşünüyor. Belh’in köpekleri gibi yaşıyor. Bulunca şükrediyor, bulamayınca sabrediyor. Şakik-i Belhi gibi yaşamak istiyor. Bulunca paylaşmak, bulamayınca şükretmek istiyor. Herhangi bir yastığa başını koyduktan üç, bilemedin beş dakika sonra mışıl mışıl, huzur içerisinde dalıyor uykuya. Sabah kalıyor ve yelkenini açıyor. Rüzgâr gelirse Allah’tan, rüzgâr gelmezse Allah’tan biliyor. Kayığı su alırsa suçu suya ya da kayığa bulmuyor. “Mutlaka bir hata etmişimdir de kayığım ondan su almıştır” diye düşünüyor. Pişman oluyor. Pişmanlığın ne büyük bir ilaç olduğunu biliyor.
Sen misin güçlü?
Sen zavallı bir zayıfsın. “Biter” diye korkuyorsun, “elimden gider” diye korkuyorsun, “kaybederim” diye korkuyorsun. Ödün kopuyor. Ödün koptukça zalimleşmek dışında bir seçeneğin kalmadığını düşünüyorsun. Ve öldürmeye başlıyorsun. Önce kaybetme, bitme, elinden gitme korkusunu sana yaşatabileceğini düşünen herkesi öldürüyorsun. Aşağılık bir katilsin ve bunu da mesela “çok insan öldürdüm ben” diye övünerek anlatacak kadar zavallısın aslında. Ardından sıra sevdiklerine geliyor. Korkun o denli ele geçiriyor ki seni oğlunu, kızını, eşini, anneni, babanı, sevdiğin herkesi de usul usul öldürüyorsun. Ve zavallı bir zayıf olduğun için en sonunda kendini de öldürüyorsun. Bir sabah kalkıp o dev aynasında, suretini gördükçe kendine tapındığın o cam nesnede aslında hiç olmadığını, hiç yaşamadığını görüyorsun.
Asıl, o güçlü.
En büyük gücün acziyetin idrakiyle oluştuğunu bilecek kadar güçlü, o. En büyük gücün artık güce ihtiyaç duymamakla oluştuğunu fark edecek kadar güçlü. “Allah’ım, şu zayıf kuluna lütfet” diyecek kadar güçlü. Allah’tan korkacak kadar güçlü. Kuldan utanacak kadar güçlü. Günahtan ürkecek kadar güçlü. Haramdan korkacak kadar güçlü. Duaya sığınacak kadar güçlü. Cehenneme gitmekten köpek gibi korkacak kadar güçlü. Helal rızkının peşine düşecek kadar güçlü. Allah’ın ihsan ve takdir ettiğiyle yetinmek isteyecek kadar güçlü.
O yüzden hiç boşuna kendini kandırma aslanım. Ona da “salak bu” deyip durma. O senin “salaklık” dediğin şey iki cihanda da saadetli bir hayat geçirmeye ayarlanmaya çabalamak.
Sensin salak. Salak olmasaydın üzerine gelen kamyondan kaçmanın bir yolunu bulmaya çalışırdın o kamyona son surat koşmak yerine. O kamyonun içi para, güç, itibar, makam, şan, şöhret değil ateş dolu seni ahmak.
O büyük gün geldiğinde seni, sizi Allah’a diyecek. Vallahi de diyecek, billahi de diyecek. Boynuzsuz koçun boynuzlu koçtan hesap sorduğu o büyük günde vallahi de billahi de hakkını talep edecek, o. “Yırtarım” diye düşünüyorsan, düşünüyorsanız vallahi de billahi de o azaptan yırtamayacaksın, yırtamayacaksınız.
Şimdi git, şimdi gidin de kumdan kalenizde kendinizi güçlü, zengin, akıllı, cesur bilmem ne zannetmeye devam edin.

