Son yıllarda kişisel gelişim ve yaşam felsefesi alanında çok sevilen, modern bir bilgelik cümlesi şu; Navigasyon asla ‘Hata yapıyorsun!’ demez; sadece ‘Rota yeniden oluşturuluyor’ der.”
Bu metafor, hayata karşı geliştirilebilecek en yapıcı bakış açılarından birini özetler:
Ancak kusurları da vardır bu aletin; En kısa yola odaklandığı için sana önerdiği yolun güvenli olup olmadığı ile ilgilenmez.
Peki asıl ne der Navigasyon bize?
*Geçmişe değil, şu ana odaklan” der:
Navigasyon, kaçırdığınız sapağın arkasından yas tutmaz. Sizi “Neden oradan dönmedin?” diye yargılamaz. Sadece bulunduğunuz mevcut noktaya bakar ve “Pekâlâ, şu an buradayız. Hedefe gitmek için yeni planımız bu” der.
*Yaptığın hataları, kusurları, yanlışları birer yol ayrımı olarak gör der:
Hayatta başarısızlık veya yanlış karar diye adlandırdığımız şeyler, aslında yolun bittiği yer değildir. Sadece varış süresini biraz uzatan veya manzarayı değiştiren yeni birer yol ayrımıdır.
*Suçluluk duygusundan sıyrıl der:
Tıpkı navigasyon gibi, insan da kendine karşı şefkatli olmalıdır. Kendimizi sürekli eski hatalarımız için cezalandırmak yerine, enerjimizi “Buradan sonra ne yapabilirim?” sorusuna harcamamız gerektiğini hatırlatır.
Kısacası bu yaklaşım; hayatta yönümüzü kaybettiğimizde kendimizi suçlamayı bırakıp, esnek bir şekilde yeni bir denge ve rota kurabilme becerisidir.
Navigasyon kullanmak iyidir ancak navigasyonla birlikte aklını ve kalbini kullanmak daha iyidir.
***
Gallup’un 2026 State of the Global Workplace araştırmasına göre iş dünyasında şirketlerde çalışan bağlılığı dünya genelinde yüzde 20, Türkiye’de ise yüzde 8 seviyesindeymiş.
Araştırma sonuçları İstanbul’da düzenlenen PERYÖN’ün 34. İnsan Odağında Yönetim Kongresi’nde açıklandı.
Bu ne demek?
Türkiye’de ücretli çalışanların büyük çoğunluğu emek verdikleri şirketlerden ve yöneticilerden memnun değil demek.
Çalışanın bu memnuniyetsizliği şirketlerin performansına, kar ve zararına yansır mı?
Yansır.
**
Farklı sektör, kurum büyüklüğü, yönetim kademesi ve bini aşkın üst düzey yönetici ve profesyoneline iş dünyasındaki kurum içi suistimal hakkındaki düşüncelerini sormuşlar.
Bunların yüzde 69’u ekonomik şartların önümüzdeki 12 ayda suistimal riskini artıracağını söylemiş.
Danışmanlık şirketi Cerebra ile Etik ve İtibar Derneği (TEİD). tarafından kamuoyuna açıklanan ve FutureBright Group tarafından yürütülen “İş Dünyasında Suistimal Algısı Araştırması 2026” verileri böyle.
Aynı araştırmayı kurum içindeki bütün çalışanlar üzerinden de yapmak lazım.
Yazılı ve isimsiz olarak.
Mesela çalışanlara şöyle bir soru sorulabilir;
İşyerinizde şirketi en çok suistimal edenler kimler?
Patronlar mı, yöneticiler mi çalışanlar mı?
***
Kapitalist düzenin hâkim olduğu siyasal ve ekonomik düzende her zaman üst kattakiler masum, alt kattakiler suçludur.
Bu küresel ekonomik sistemde şirketlerde düzeni suistimal edenin üst katlarda yaşadığını sadece çalışanlar bilecektir.
Suçluyu arama hakkı sadece onlarda olduğu sürece bu hep böyle olacaktır.
***
12 Eylül 1980 askeri darbesinin başındakilerden biri, “Bir sağcı bir solcu astık dengeyi sağladık” demişti.
Uzun süreden beri belediye merkezli soldan yapılan yolsuzluklardan kısa yerli filmler izliyorduk.
Şimdi araya borsa merkezli sağdan yapılan yolsuzluklardan kısa yerli filmler girdi.
Arka sokaklarda çevrilen merdiven altı filmler durup dururken piyasaya çıkmaz.
Birileri siyasi ve mali piyasalarda denge sağlamak için yine devrede mi acaba?
Bir sağdan bir soldan sahneye çıkarılan kısa filmlerle yeni bir denge mi kurulmaya çalışılıyor?
Kötü mü oluyor?
Hayır.
İyi ki üstüne gidiliyor.
Temiz toplum için halının altında gizlenen ne varsa çıkarılsın ama kurunun yanında yaş yanmasın.
***
Şöyle bir soru daha var:
Haksız ve hukuksuz kazanılan parayı iade edince oluyor mu?
Mesela Roma hukukunda ya da İslam hukukunda bunun yeri ne?
***
İlahi navigasyon da şöyle çalışır; İnsan zulmeder, kader adalet eder.
Kader perde arkasından çalışır. Her eylem ve fiil ayrı bir perdedir.

