Dünyanın en önemli seçmeninin milletimiz olduğunu biliyor muydunuz? Ben vermedim bu payeyi. 2023 Genel Seçimlerinde Avrupa ve Batı tarafından verildi. Bugün isyan ve tufan içindeki Avrupa tarafından.
2023’te The Economist vesaire ne kadar mutat neşriyat varsa “dünyada yılın en önemli seçimi” olarak bizim seçimleri göstermişti. Haliyle en önemli seçmenler olduk. Bir yıllık bir mevzu olmadığını onlar da biz de bildiğimiz için.
Fakat bu kalibredeki seçmen şimdi anketlerden anlaşıldığı kadarıyla kararsız olduğunu ifade ediyor. Bunun üzerinde durmak istiyorum. Çünkü kararsızlığın bizde sandığa gitmeme sonucu doğurduğunu yerel seçimlerden biliyoruz.
Yani anketlere göre ciddi sayıda seçmen, seçmenlik kariyerini sonlandırmayı düşünüyor.
Aslında seçmen kime oy vereceğini bilmiyor değil ancak güven tazelemekte mütereddit.
Sebep malum; devletin, partilerin, piyasanın, şirketlerin içine yerleşmiş bir çete tarafından dolandırılmış olmak.
Milletin sadece parasını çalsalardı iyiydi. İsteselerdi de ciğerlerinin beş para etmediğinin altını çizmek için bulup buluşturup kişibaşı verseydik.
Fon krizinden sonra ülkemiz bir daha eskisi gibi olmayacak. Dünya dahi değişecek. Geriye doğru hikâye bozuldu.
Ancak ben ileriye doğru hikâyeyi baştan yazabileceğimizi hatırlatmak için bu yazıyı kaleme alıyorum.
Herkes Sayın Cumhurbaşkanının fon krizi ile bir afet yaşadığını değerlendiriyor.
Yapıp edegeldiklerini biçmek isteyenler de aynı değerlendirmeyle ellerini ovuşturuyor.
Ama belki de, hatta kesinlikle, Cumhurbaşkanının liderliğinin ve iradesinin herkes tarafından çok daha iyi anlaşılacağı bir zamandan geçiyoruz. Belki de yüzyılın en kritik anındayız. Bu günleri nasıl ele alırsak sonrası da öyle gider. Hatta açık söyleyeyim bugünleri yanlış ele alırsak sonrası gitmez.
Liderin meziyetlerinden birisi de hesap görmektir. Halka acımayanlara karşı yeri geldiğinde acımasız olmaktır. Hakları iade etmektir. İhanet zeminini bertaraf etmektir. Yarını risklerden korumaktır.
Tarih, hiçbir lidere böyle bir yeniden doğma fırsatı vermemiştir. Yakınındaki uzağındaki tüm çetelerden ve çetecilerden ve işi beceremeyenlerden kurtulmak olanağı Cumhurbaşkanına verilmiştir.
Ceddimiz olsa boğup atardı. Her şeylerini, aldıkları payeleri dahi üzerlerinden sökme fırsatı önümüzdedir.
Ve dahi tarih hiçbir topluma böyle yeniden doğma fırsatı vermemiştir. Ama bize verilmiştir. Toplum kendi adına fırsatın kullanılmasını beklemektedir. Anketlerin gösterdiği budur.
Bugün yapılacaklar yüzyılın kaderini belirleyecektir.
Yapılacaksa bellidir.
Anketler siyasi bir bulgu sunmamaktadır. Mesele ekonomiktir, cumhuriyet budur zaten. Ben dahi bu yazımla ekonomik teşhis yapmaktayım.
Anketler, seçmeni sandığa yeni bir seçim kampanyasının değil, bir reformun taşıyabileceğini gösteriyor. Bir finans reformu, bir piyasa reformu, bir emekli reformu, bir çarşı-pazar reformu, bir vergi reformu…
Bir ilkelilik reformu…
Katılım finans kanunu da buna dair. Fon krizinden sonra ne kalır bilmem ama bugün için neredeyse 200 milyar doları bulan bir katılım finans endüstrisi var.
Bu endüstrinin sahibi yok. Düşünebiliyor musunuz 100 ülkeden büyük bir ekonominin sahibi yok. Sağdan saysan iki soldan saysan iki arkadaşımız güçlerinin yettiği ve görevlerinin yetki verdiği ölçüde Türkiye’yi alanla ilgili dünyada temsil etmeye çalışıyor. Katlarca katlayabilecek bir potansiyel işi bilenlerin gözü önünde öylece duruyor ama akışa döndürülemiyor.
Buna rağmen 10 yıllık serüven boyunca katılım finans kanununa mâni olundu.
Katılım finans kanunu çıkarsa ileri doğru hikâyenin değiştiğini anlarım. Fon krizindeki rolleri bilinen mâni olanlar ve elemanları temizlenmiş olacağından.

