Ecevit"in Adalet Bakanı ve diğerleri…

00:003/05/2001, Perşembe
G: 11/09/2019, Çarşamba
Koray Düzgören

Bu ''Ecevit''in arkasında saf tutanlardan biri de Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk.Ecevit''in ardında saf tutarak Meclis''e gelmiş birçok isim gibi…Bir kısmı hiç tanınmamış insanlar… Meclis''e girebilmek uğruna o dönem DSP''li olanlar…Bir kısmının isimlerinin önünde unvanlar, titrler var…Prof''lar, ünlü bürokratlar, örgüt başkanları…DİSK Genel Başkanı gibi, mesela…Hastane Başhekimleri… Sema Pişkinsüt gibiler mesela…Gelmişler ve Ecevitler''in partisine girmişler.Herhangi bir partiye değil… Ecevitler''in

Bu ''Ecevit''in arkasında saf tutanlardan biri de Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk.

Ecevit''in ardında saf tutarak Meclis''e gelmiş birçok isim gibi…

Bir kısmı hiç tanınmamış insanlar… Meclis''e girebilmek uğruna o dönem DSP''li olanlar…

Bir kısmının isimlerinin önünde unvanlar, titrler var…

Prof''lar, ünlü bürokratlar, örgüt başkanları…

DİSK Genel Başkanı gibi, mesela…

Hastane Başhekimleri… Sema Pişkinsüt gibiler mesela…

Gelmişler ve Ecevitler''in partisine girmişler.

Herhangi bir partiye değil… Ecevitler''in partisine.

Bir sol parti, bir demokratik parti ya da herhangi bir ''normal'' parti olduğu için mi girmişler DSP''ye ?

Hayır ne gezer!..

Küçük bir sondaj yapın.

Bu partiden Meclis''e girenlerin önceki siyasi eğilimlerini bir soruşturun. MHP''lisi var, tarikatçısı var. Var oğlu var...

Nedir bu insanları bir partide buluşturan şey? Ortak hedefler, ilkeler, Türkiye''ye ilişkin yeni persfektifler, var mı böyle bir şey?

Tek bir ortak payda var. Ecevitler''in varlığı. O da eşittir, Meclis, iktidar, ikbal…

Buna karşılık Ecevitler''in de şartları var tabii!..

Bana kalırsa olabildiğince açık davranmış Ecevitler.

"Biz sizi seçtiririz, sizin adınız hiç önemli değil. Unvanlarınız, titrleriniz ne olursa olsun. Siz bir hiçsiniz…"

Bu hiçleri, milletvekili, belediye başkanı, Meclis başkan vekili, bakan, müsteşar, genel müdür vb. yapan kim?

Tabii ki Ecevitler… Ve ne demişler?

"Bu partide siz yoksunuz, biz varız. Siz bir hiçsiniz ve hiç olduğunuzu hiç unutmamalısınız. Biz istediğimiz sürece siz milletvekili, bakan, belediye başkanı, müsteşar, vesairesiniz. İstemediğimiz sürece sadece bir hiç…"

Ecevit, Prof. Mümtaz Sosyal''ın DSP''den kopuş sürecinde ne demişti? Hatırlayan var mı?

"Partiye gelirken ve milletvekili seçilirken bu partinin kurallarını bilmiyor muydu ki şimdi itiraz ediyor?"

Yani bu partide, farklı bir sesin, düşüncenin, yaklaşımın olması mümkün değildir.

Genel başkan bir aşiret beyi, milletvekilleri ve bakanlar da tebaadır ve onun sözünden dışarı çıkamazlar.

Genel başkan ve yardımcısı tebaalarıyla her zaman görüşmezler. Hatta hiç görüşmezler…

Rahşan Hanım büyük bir samimiyetle ne diyor?

"Bu partide, Bülent Bey''den başka genel başkan adayı çıkacağını düşünmediğimiz için genel başkan adaylarının konuşması için bir maddeyi tüzüğe koymayı aklımıza bile getirmedik."

Doğru… Böyle bir partiye girerken partinin tüzüğünü okumamak olur mu?

Şimdi manşetlerde DSP''nin ''Eli Sopalı Parti'' olduğu yazılıyor.

Keşfin büyüklüğüne bakın siz!.. Genel yönetmenlerin, başyazarların ve yazarların Ecevit''e ve bu partiye düzdükleri methiyeler çok eski tarihli değil…

Birden bire mi bu parti eline sopayı aldı? Rahşan hanım ne diyor?

"Partinin tüzüğü burada." Partinin tüzüğünü okumadan bir partiye girer mi hiç insan?

Ne biçim siyaset anlayışı bu?

Sema Pişkinsüt birden bire kahraman oldu. Genel Kurul''da Ecevit''e karşı genel başkanlığa adaylığını koymaya cüret ettiği için.

Bu partiye girerken, milletvekili seçilirken, bakan olurken tüzüğün bu maddesini ve partisiyle ilgili diğer gerçekleri bilmiyor muydu?

Genel başkanının Prof. Mümtaz Sosyal''a söylediği, o yenilir yutulur olmayan lafları duymamış mıydı acaba?

Peki o zaman niye sesini çıkartmamıştı?

Medya da gelecek seçimde DSP''den umudu kesmiş olsa gerek, Ecevit eleştirilerinin yanısıra Pişkinsüt''ü manşetlerine taşımakta gecikmedi.

Şimdi lider adayı olarak sunulmaya çalışılanlara bakar mısınız?

Liderin, çeşitli dönemlerde kullanıp, yararlanıp bir kenera bıraktığı, çeşitli nedenlerle dışladığı bazı politikacılar. Mesela Zekeriya Temizel… Mesela Sema Pişkinsüt.

Bir de adı yakın geleceğin lider adayları arasında geçen Ecevit hayranı olduğunu söyleyen Kemal Derviş var…

Kimse de kalkıp, "Ecevitler bir zamanlar demokrattı. Dürüsttü. O nedenle onun yanında yer aldık. Son zamanlarda değiştiler" diyemeyeceğine göre…

Rahşan hanım yerden göğe kadar haklıdır.

Kimse o partiye girdikten ve onca şaibeli işe bulaştıktan, liderin onca yanlışına, onca antidemokratik tavrına destek verdikten sonra, şimdi dönüp de, "pardon ben yanılmışım, hatta aldatılmışım" diyemez.

Demokrasiye inanan bir insanın, biraz da onuru varsa, böyle bir yapıda yer almaması gerektiğini düşünüyorum.

Lafa Adalet Bakanı ile başladık onunla bitirelim.

Cezaevlerinden cenazeler çıkmaya devam ederken o hala gerçekleri saptırıp "Örgütlerle görüşmem" demeye devam ediyor. "Devlet pazarlık yapmaz" diyor.

Swiss Otel eylemcileri ile yapılan pazarlığın ne olduğu ortaya çıktıktan sonra hala bunları söyleyebiliyor.

Otel basan eylemciler, bu pazarlık sonucunda ''terörist'' sayılmadı. Bu nedenle de F tipi cezaevlerine gönderilmeyecekler. Belki yine açık cezaevlerine yollanacaklar. Belki oradan da kaçacaklar!.. Daha önce olduğu gibi.

Afiş astığı, pankart taşıdığı için terörist sayılan 18-19 yaşındaki gençler ömür boyu hapis ya da idamla yargılanırken onlar 15 yıl hapis talebiyle yargılanacaklar.

Kimse kalkıp, ''Türkiye''de yargı bağımsızdır'' diyemiyeceğine göre…

İşte bu da, Ecevit''in Adalet Bakanı''nın adalet anlayışı oluyor…