Faiz rekabeti ve kamu bankaları

04:005/04/2018, Perşembe
G: 5/04/2018, Perşembe
Levent Yılmaz

Geçtiğimiz hafta sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz ve finansal sistemle ilgili eleştirileri geniş yankı buldu. Erdoğan’ın özellikle yüksek faiz konusunun sorumlusu olarak finans kuruluşlarını göstermesi ve kamu bankalarının da bunun içinde olduğunu belirtmesi gözleri kamu bankalarına çevirdi. Peki kamu bankaları bu sürecin neresinde olabilir? Bugün bu soruya mevduat faizleri açısından cevap arayalım.Son yazımda, Türkiye’de oluşan faiz seviyesinin önemli bir kısmının ülke dinamiklerinin dışındaki

Geçtiğimiz hafta sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz ve finansal sistemle ilgili eleştirileri geniş yankı buldu. Erdoğan’ın özellikle yüksek faiz konusunun sorumlusu olarak finans kuruluşlarını göstermesi ve kamu bankalarının da bunun içinde olduğunu belirtmesi gözleri kamu bankalarına çevirdi. Peki kamu bankaları bu sürecin neresinde olabilir? Bugün bu soruya mevduat faizleri açısından cevap arayalım.



Son yazımda, Türkiye’de oluşan faiz seviyesinin önemli bir kısmının ülke dinamiklerinin dışındaki faktörler tarafından belirlendiğini anlatmaya çalışmıştım. Özellikle mevduat tarafında Londra piyasasındaki oyuncuların kur takası (swap) mekanizması üzerinden Türk Lirası mevduat faizini nasıl belirlediklerini örnekleri ile anlatmıştım. Bu yazım için de Londra’daki swap faizlerinin oluşturduğu Türk Lirası mevduat faizi seviyesinin üzerinden yurtiçindeki bankaların rekabetini yazmayı planlamıştım ki, Erdoğan’ın sert eleştirileri tam da bunun üzerine geldi. O halde konuya doğru yerden baktığımızı söyleyip devam edelim.

Başlamadan önce; hemen kredi faiz oranlarının, mevduat faiz oranlarının üzerine eklenen “net faiz farkı” ile belirlendiğini hatırlatalım. Yani mevduat faizleri yükseldikçe kredi faizleri de yükseliyor. Ancak burada ilginç olan durum; özellikle 2011 yılından bu yana bu “net faiz farkının” ortalama %4,5 seviyesinde gerçekleşmesi ve neredeyse tüm bankaların bu oranı eş zamanlı olarak uyguluyor olmasıdır. Sanırım burada rekabet koşulları açısından yakından izlenmesi gereken bir durum söz konusu ve yine hemen hemen her yazıda hatırlattığım üzere düzenleme ve denetleme mekanizmalarının acilen çalıştırılması gerekiyor.

FAİZ REKABETİ NE DURUMDA?

Mevduat faizlerindeki rekabet konusu bir süredir faizleri yukarı yönlü iten bir argüman olarak dillendiriliyor. Kamu bankalarının kamu fonlarına düşük maliyetle ulaşma kabiliyeti olduğu için konuyu kamu bankaları ve özel bankalar açısından ayrı ayrı incelemek daha faydalı olacaktır.

Merkez Bankası verilerine göre kamu bankaları; 2017 Ocak’ta 3 aya kadar vadeli mevduat için %12,05 seviyesinde azami faiz öderken bu oran 2018 Ocak’ta 15,77 olmuş. Aynı dönemde özel bankaların uyguladığı azami faiz oranlarının %15’ten yüzde 15,90’a çıktığını görüyoruz. Yine aynı dönemde bankalarca açılan mevduatlara uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranları %10,49’dan %13,54 seviyesine çıkmış. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere kamu bankalarının ödediği azami faiz seviyesi ile bankacılık sektörünün ortalama mevduat maliyeti %3 seviyelerinde birlikte artış göstermiştir. Buraya kadarki gelişmeler aşağıdaki gibi bir grafiğin oluşmasına neden oluyor ki esas tespitlerimiz o noktada başlıyor.


Grafikteki mavi çizgi 3 aya kadar vadeli, bankalarca mevduatlara uygulanan azami faiz oranlarını, siyah çizgi ise kamu bankalarının 3 aya kadar vadeli mevduatlara ödediği faizi gösteriyor. 2016 yılının ikinci çeyreğinden itibaren kamu bankalarının izlediği stratejinin özel bankaları da etkilediğini, faizleri aşağı yönlü hareket ettirdiğini görüyoruz. Yani 2017 yılına kadar siyah çizgi (kamu bankaları faizi) aşağı indikçe mavi çizgiyi (özel banka faizlerini) aşağıya çekecek etki yaratmış. Ancak 2017 başından itibaren işin tersine döndüğünü yani mevduat faizlerinde kamu bankalarının özel bankaları takip etmeye başladığını görüyoruz. Özetle siyah çizgi aşağı gidince mavi çizgi de aşağı gitmiş. Ancak ne zaman siyah maviye doğru gitmeye başlamış, o seviyeler bütün piyasadaki mevduatın fiyatı haline gelmiş. Özetle kamu bankaları da aynen özel bankalar gibi mevduatta rekabet etmeye başlamış. Maalesef benzeri durum döviz mevduatları için de geçerli. Bu grafik aynı zamanda faizleri neyin düşüreceği konusunda da önemli bir fikir veriyor.

NE YAPMALI?

Yukarıdaki grafik ve bu grafiğin oluşmasına neden olan gelişmeler gösteriyor ki, kamu bankaları; dolaylı da olsa Londra’da belirlenen faizleri mevduat rekabeti yoluyla takip eden değil, kamunun gücünün sağladığı imkanlar ile hem yurt içinde hem de yurt dışında kaynak çeşitlendirmesi stratejileri geliştiren kurumlar olmalı. Bankalar aynı zamanda yazımın başında belirttiğim “net faiz farkı”nı ekonominin lehine bozacak politikaları da geliştirmek zorundadır. Özellikle dış dünyadaki türbülansın arttığı dönemlerde kamu bankalarına önemli görevler düştüğünü unutmayalım.

#Faiz
#Bankacılık