Tarife savaşları, kur savaşları ve bizim rekabetçiliğimiz

04:0010/04/2025, Thursday
G: 10/04/2025, Thursday
Levent Yılmaz

ABD Başkanı Trump, küresel siyasi iklimi ve piyasaları germeye devam ediyor. Tarifeler üzerinden başlattığı ticaret savaşlarının ekonomiler üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Öyle ki özellikle son haftalarda borsalarda yaşanan kayıpların pandemi dönemi hatta 2008 Küresel Finansal Krizi döneminden daha kötü olduğu bir dönemden geçiyoruz. Hatta bazı yorumcular 1900’lerle de kıyaslıyor. Trump’ın ABD’nin ticaret yaptığı ülkelere uygulamaya koyduğu yeni tarifelerin ticaret savaşlarının

ABD Başkanı Trump, küresel siyasi iklimi ve piyasaları germeye devam ediyor. Tarifeler üzerinden başlattığı ticaret savaşlarının ekonomiler üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Öyle ki özellikle son haftalarda borsalarda yaşanan kayıpların pandemi dönemi hatta 2008 Küresel Finansal Krizi döneminden daha kötü olduğu bir dönemden geçiyoruz. Hatta bazı yorumcular 1900’lerle de kıyaslıyor.


Trump’ın ABD’nin ticaret yaptığı ülkelere uygulamaya koyduğu yeni tarifelerin ticaret savaşlarının fitilini ateşlediği artık hemen hemen herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Diğer ülkelerin de bu yeni tarifelere mütekabiliyet esası ile verdiği cevaplar da yangına benzin döküyor. Elbette Trump’ın bu nobran tavrına karşılık verilmesin gibi edilgen bir politika tavsiye etmiyorum. Ancak bu meselenin gittiği yerin “sıfır toplamlı bir oyun” olduğu yani amiyane bir tabirle kimseye bir hayrının olmadığı aşikâr.


Literatürde “ithal ikâmecilik” diye tabir edilen ve esasen teorik olarak mümkün görünse bile pratikte ABD’nin asla başaramayacağı aşikâr olan Trump’ın mevcut politikalarından mümkün mertebe korunmak isteyen ülkelerin başında ise Çin geliyor. Çin, ABD ile yaşanan ticaret savaşında ihracatın cazibesini korumak için kendi para birimi olan Yuan’ın değerini Dolar kuru karşısında 7,20’nin üzerine çıkardı. Ben yazıyı kaleme aldığım sırada Dolar/Yuan 7,34’ten işlem görüyordu. Bu adım spot Yuan kurundaki değer kaybı beklentilerini tetikledi. Dolar/Yuan kurunda 7,20 seviyesi dikkatle takip edilir ve Çin’e olan yabancı sermaye güvenini sürdürmek için 7,20 seviyesi önemli bir eşik olarak kabul edilir. Ancak Çin, Trump’ın yaptıklarının etkilerini minimize etmek ve ABD’ye karşılık verebilmek için bu eşiğin aşılması da dahil olmak üzere her şeyi yapmaya hazır olduğu gösterdi. ABD’nin tarifeler üzerinden başlattığı ticaret savaşına, para biriminin değerini düşürerek “kur savaşı” ile de cevap vermiş oldu.


Literatürde “kur savaşları” kavramını kabaca ‘ülkelerin kendi paralarının değerini bilerek yabancı paraların değeri karşısında düşük tutup başka ülkelerle dış ticarette rekabetçi olmaya çalışmaları’ şeklinde tanımlıyoruz. Bu hali ile baktığımızda serbest kur rejimi uygulayan Batılı ülkelerin de kur üzerinden tepki vermek için para politikalarında yeni adımlar atmaları bunun da tarifelerle birlikte küresel enflasyonu tetikleme ihtimalinin arttığını not edelim.


Bazı yorumcular ise Trump’ın diğer ülkelerle pazarlık yapmak için blöf yaptığı konusunda ısrarcı. Onlara göre Trump tarifeleri ilan edecek ama uygulamayacak. Bu tarifleri yeni bir anlaşma için bir pazarlık unsuru olarak kullanacak. Ben bu konuda diğer yorumculardan ayrışıyorum. Zira kötü bir adamla iyi bir anlaşma yapamazsınız. Hatta kötü niyetli bir ülke ile de adil bir anlaşma mümkün değil.


Gelelim bize. Trump tarifelerinden en düşük oranda nasibini alan ülkelerden birisi de Türkiye. Bu durum ABD ile ticaret yapan Türkiye’nin rakiplerine görece olarak bizi avantajlı kılıyor. Ancak ihracatta tek belirleyici unsur tarifeler değil. İhraç edilecek ürünün özellikleri ve kalitesi ile kurun seviyesi gibi konular bizim gibi gelişmekte olan ekonomiler için çok daha önemli olabiliyor. Bu hali baktığımızda Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar olduğunu ancak bunun her sektör için geçerli olmadığını belirtmek gerekiyor. Örneğin yükte hafif pahada ağır ürünler üreten sektörler son gelişmelerden görece pozitif etkilenebilir. Ancak markasız üreticilerin yoğun olduğu tekstil gibi rekabetçiliği kur seviyesine ve döviz bazlı işçi maliyetine bağlı sektörler için aynı şeyleri söylemek zor. Bu durum bile başlı başına Türkiye’nin ihracat ürün gamının neden bir an önce değişmesi gerektiğini ispat etmek oldukça önemli bir örnek.


#Ekonomi
#ABD
#tarife
#Levent Yılmaz