
Eskiden filmlerde “Kötü Adam” rolünde oynayan oyuncular dahi sokaktaki insandan tepki görürler, oynadıkları rolün yapısı gereği sevilmezdiler. Son yıllarda ise “Kötü İnsan” tipine öyle alıştırıldık ki hep beraber o hedefe doğru gider olduk.
Bir toplumun felsefesinde “İyi İnsan”, “Kamil İnsan” hedefi yoksa evrende boşluk yoktur görüşünce “Kötülük” yönüne, “Karanlıklar” yönüne doğru eğilim öne çıkar. Kötü İnsan üretiminin sebeplerini bulmamız gerekiyor. Yoksa sokaklar yürünmez oldu. Katillik, hırsızlık v.b. gibi hasletler yaygınlaştı. Kadına, çocuğa, yaşlı insana, hastaya, acize, hayvana yönelik acımasız davranışlar ne ilk çağlarda ve ne de orta çağlarda bu denli merhametsiz olmamıştı. Zira insani vicdan ve ahlak düşmanla savaşırken bile bir savaşçı etiği verirdi. Şimdi ise hiçbir değer tanınmaz oldu. Her gün bir hiç uğruna insanlarımız katloluyor. Gencecik çocuklar artık “öldürerek”, “uyuşturucu kullanarak” kimlik sahibi oluyorlar. Cinayetler artık lise düzeyine indi. TV dizileri fecaat. Uzun yıllardır tanıdığım ve gününün tamamını Türk TV’lerini izlemekle geçiren bir İranlı Azeri ev hanımı yakın zamanda görüştüğümüzde artık izlemediğini, izleyemediğini söyledi. “Hep kan, hep bıçak, hep cinayet, hep uyuşturucu, hep pespaye insanların rezâlet hayatları. Siz de “yüksek kültür” yok mu? Size ne oldu böyle?” diye sorduğunda cevap veremedim.
Bazılarınız bana kızabilir ama olsun dost acı söyler demişler ya siyasi ve bürokratik mekanizma kendi ütopik dünyalarına hapsolmuş vaziyette. Real-politikten çok uzaklar. Bir sonraki seçimde yerimi nasıl korurum gibi basit ve günlük meselelere indirgenmiş siyasetin felsefesi olmaz, kalmaz çünkü. Siyasetçinin bilgi kaynakları sağlıklı değil. İlüzyona dayalı. Gelenekli bilgi kaynaklarından Hakka’l-yakin veyahut Ayne’l-yakin bilgiye sahip değiller. Halkın bilgisi sadece seçimlerde yaptırılan anketlerle elde edilemez. Yenikapı’da İDO çıkışında vatandaşın istediği yere taksi alamadığını, eğer ısrar ederse dayak yediğini, Sultanahmet ve Bayazıd civarında hiçbir yerli vatandaşın taksi çeviremediğini, pek çok turistten nasıl fazla paralar alındığını siyasetçi taksi durağında çay içtiğinde öğrenemez. Bizzat oradan taksi çevirirse, yabancı dil bilip de yabancı dostlarıyla konuşursa gerçeği öğrenebilir ancak. Metrobüse binenlerin halinden çakaralmazlı araçlarla gidenler anlamaz zira.
İnsanın doğasındaki “İyi” bozulmaya açıktır ve buna çok elverişlidir. Zira kendisi her ne kadar ruhani âlemde tasarlanmış ve o ruh ona üflenmişse de peşinden maddesel olana inerek bedenlenmiştir. İşte maddenin hakikati değişmezlik üzere sabit olmadığı için bu durum tefessühe, fesada, bozulmaya açık bir yapı oluşturur. Yani eğer insan yüce değerler üst-ahlakının otoritesi altında olmazsa bozulmaya, kötülüğe meyleder. Yani öyle ortada kalmaz. Şeytani süreç bu noktada aktiftir hemen onu ayaklarından çeker.
Tabii ki Kant’ın bu sözlerinin muhatabı sadece okul öğretmenleri değildir. Öğretmenler, mürşidler, üstadlar, pirler, eğitmenler, hocalar v.b. gibi ne kadar insan eğitimi kutsal mesleğini icra eden varsa beraber hareket etmeliler. İnsan eğitiminin birinci gayesi kendini tanımadır. Sen öncelikle kendini tanımadığın zaman diğer bilinecek şeyleri de anlamazsın. Geleneğimizde dergahlar en mühim insanın kendini bilme eğitiminin ocaklarıydılar. İster Sünni ister Alevi tarikatlerde her zaman esas olan “Özde ben bir insan olmaya geldim” hedefiydi. Bütün mürşidlerin târif ettiği, Sâdıkların menziline yettiği, Enbiyânın evliyânın gittiği, Özde bir insan olmaktı. Tabii o yollar kapandı. Toplum bu irfan ocaklarının eğitiminden mahrum bırakıldı. Geriye kalan dini eğitim ise bu özden uzak. İnsan ruhuna hitap etmiyor. Maneviyat din bilimlerinden dışlandı. Din artık maddi tarih konusu oldu. Bakmayın siz o ileri geri konuşanlara, hakiki ne Sünni ve ne de Alevi dervişinden terörist çıkmaz, hain çıkmaz, katil, câni çıkmaz. Ailesine, çocuklarına, yaşlılara, hayvanlara eziyet eden çıkmaz. Bir tane gösteremezsiniz. Aksine, mübtela olduğu uyuşturucu ve alkol batağından kurtulan, eşkıyalığı bırakan, hırsızlığa tövbe eden, öfke kontrolünü öğrenen, kul hakkı nedir öğrenen, bütün eşyaya merhamet gözüyle bakmasını öğrenen insanlar yüzlerce var..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.