Hoşgeldin, sefalar getirdin

00:0026/07/1999, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Mehmet Şeker

Başkan Recep Tayyip Erdoğan cezasını doldurdu, çıkıp geldi. Hoşgeldi, sefa getirdi. Acaba iyi mi oldu?..Bu kavurucu sıcaklarda, kimsenin dışarı çıkmaya mecali yok. İçeride kalmak daha sağlıklı. Hele, bulunduğun yerde klima (yahut hiç değilse vantilatör, o da olmazsa aspiratör) varsa, oturup keyfine bakmak en iyisi.Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, kimi zaman sevgiliyi de, hürriyeti de özlemek, kavuşmaktan daha güzeldir. Öyle olmasaydı, Mecnun çölde "Leyla... Leyla..." diye dolaşırken, karşısına

Başkan Recep Tayyip Erdoğan cezasını doldurdu, çıkıp geldi. Hoşgeldi, sefa getirdi. Acaba iyi mi oldu?..

Bu kavurucu sıcaklarda, kimsenin dışarı çıkmaya mecali yok. İçeride kalmak daha sağlıklı. Hele, bulunduğun yerde klima (yahut hiç değilse vantilatör, o da olmazsa aspiratör) varsa, oturup keyfine bakmak en iyisi.

Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, kimi zaman sevgiliyi de, hürriyeti de özlemek, kavuşmaktan daha güzeldir. Öyle olmasaydı, Mecnun çölde "Leyla... Leyla..." diye dolaşırken, karşısına Leyla çıkınca "De get işine!.." der miydi?

İstanbul halkı, aralarında ülkenin her köşesinden gelen insanlarla beraber sevgili ''Başkan''larını bağrına bastı. Eyvallah, çok güzel!.. Ama halkın bağrı, havalardan çok daha sıcak!.. (Gördünüz mü yine aynı yere geldik. Bu sıcaklardan tez zamanda kurtulmanın yolunu bulmak lazım.)

Sıcaklar soğuklar bir yana, halk ''Başkan''ını seviyor. Hem de az-buz değil, çok seviyor. (Buradaki "buz", kelimelerin arasına biraz serinlik katmak maksadının yanında, lafın gelişi dolayısıyla da kullanılmış bulunmaktadır.)

Öyle ki, Fazilet Partisi ile arası iyi olmayan, "Refah" deyince tüyleri diken diken olan, epilasyonun bile fayda etmediği, başka başka siyasi görüşe sahip insanlar bile, Tayyip Erdoğan''a haksızlık yapıldığını kabul ediyor. Bunu kabul etmekle kalmayıp, Başkan''ı sevdiğini açıkça ifade ediyor. Zaten verilen ceza da bu yüzden değil miydi?

Her neyse sevgili Başkan!.. Bütün laf salataları bir yana, sayılı gün çabuk geçti işte!.. Hoş geldin, sefalar getirdin. Talihin açık olsun! Senin talihin, bizim de talihimiz çünkü; ülkenin talihi!..

İki satırlık yazı 2,5 milyon

Nevşehir''de bir vatandaş, hükümette işini halledecek. Bunun için dilekçe yazdırması lazım.

Hükümet Konağı''nın karşısında bir sigorta (Ray) acentasında, iki satırlık dilekçesini yazdırıyor.

- Borcumuz ne hemşehrim?

- İki buçuk milyon...

Vatandaşın cebinden 2,5 milyon çıkmıyor. Çıksa verecek. Dolayısıyla vatandaş dilekçeyi alamıyor. Alamadığı için, hükümetteki işini halledemiyor. Söylene söylene eve dönüyor:

- İki satır ikibuçuk milyon... İki satır ikibuçuk milyon... İki satır... Vay canına!..

Ben tatile tatil demem, tatil benim olmayınca!..
Göreme Turizm, gör bunları

Nevşehir, Göreme, Ürgüp ve Avanos''a yolcu taşıyan Göreme Turizm''le ilgili bir mektup geldi. İş icabı, sık sık Göreme''ye giden bir vatandaş bakın ne diyor:

Sayın Şeker Bey,

Ben, iş icabı sıkça Nevşehir ve ilçelerine giden biriyim. Yolculuklarımı da genellikle Göreme Turizm''le yapıyorum. Son yolculuğumda, İstanbul Otogar''dan otobüse bindim. Bilet bedeli 7,5 milyon. Yanımda annem de var. Otobüste 19 ve 20 numaralı koltukta oturuyoruz. Daha doğrusu oturamıyoruz, çünkü koltuklar bozuk. Koltuğun kol konan kısmı yere düşüyor. İki koltuğun arasını açmaya yarayan mekanizma da bozuk. Her virajda bir sağa, bir sola savrulduk.

Durumu kaptana bildirdim, "İdare edin" dedi. Koltukları böyle olan otobüsün motoru ne durumdadır acaba? Korkuyla yolculuğumuzu tamamladık.

Bir de şu husus var: İstanbul''dan bileti Göreme diye kestiriyoruz. Nevşehir''e varınca yolcuları indiriyorlar; bir saatten fazla servis bekliyoruz. Bagajlarla da ilgilenen yok. Perişan oluyoruz. Sözün kısası bu firma bizi gözetemiyor ve göremiyor ama, paramızı çok iyi görüyor.