
Komünist Manifesto'nun ilk cümleleri şöyledir:
“Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor: Komünizm hayaleti. Avrupa'nın tüm eski güçleri bu hayalete karşı kutsal bir sürgün avı için ittifak halindeler.”
Manifesto, ilk olarak 21 Şubat 1848'de yayınlanmıştı. Aradan geçen 168 yıl sonra Avrupa'nın hali pürmelali yazılacak olsa şöyle başlamak icap eder:
“Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor: Mülteci hayaleti. Avrupa'nın tüm güçleri bu hayalete karşı kutsal bir mücadele için ittifak halindeler.”
Avrupa ülkeleri mülteciler yüzünden paniklemiş durumda.
Avrupa, insanlık açısından her zaman “hasta adam”dı… Sahip olduğu zenginliğin altında büyük bir trajedi vardı. Afrika'nın, Asya'nın, Amerika kıtasının, Yakın, Orta ve Uzakdoğu'nun, Avustralya'nın ahı vardı Avrupa'nın üstünde.
Başka coğrafyaların mutsuzluğu üzerine kurulmuş bir mutluluk diyarıydı Avrupa.
Başka insanların gözyaşlarıyla sulanan bir medeniyet; yeryüzünün başka bölgelerini cehenneme çevirdikçe yeşeren bir cennetti.
Hiçbir farklılığa tahammülü olmayan, kadınları insan yerine koymayan, köleleri, yoksulları ve çocukları günde 16 ila 20 saat çalıştıran; 1492'de hem Endülüs'ü yıkıp yok ederek Müslümanları, hem de Yahudileri şeytan kovalarcasına sahte 'cennet'inden kovan Avrupa, günün birinde, “öteki” kalmayınca kendini yemeye, kendisiyle savaşmaya başladı.
Avrupa, dünya savaşlarında kendisini yok edip tüketti.
Neredeyse bütün bir tarihi insanlık suçlarıyla dolu olan Avrupa, on milyonlarca insanın öldüğü ikinci dünya savaşından sonra dünyaya insanlık dersi, medeniyet dersi vermeye başladı. Üstelik Bosna'da olduğu gibi, kendi içinde katliamlar gerçekleştirmeye devam ederken bile bunu yapmayı sürdürdü.
Son birkaç yıldan bu yana Avrupa'nın hastalığı daha da depreşti. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, islamofobia, mülteci karşıtlığı AB'nin yüksek değerleri haline geldi.
2014 yılında, birçok Avrupa halkı tarafından desteklenen, çeşitli ülkelerde şubeleri, temsilcilikleri olan “Made in Europa” (Avrupa Malı) yapımı ırkçı örgüt “PEGİDA” kuruldu. PEGİDA camileri, Müslümanları, mültecileri ve yabancıları hedef alan onlarca saldırı düzenledi. Merkel, Avrupa'ya mülteci alınacağını açıkladığı zaman PEGİDA üyeleri Dresden'de yürüyüş düzenledi ve Hristiyan Demokrat Merkel'i bile lanetlediler.
Tam bir tahammülsüzlük hali… Tam bir cinnet hali…
Avrupa, antidemokratik uygulamalara karşı sessizliğinin ve ikiyüzlülüğünün bedelini ödüyor aslında.
Irak'ta 1 milyondan fazla insan öldürülürken sessiz kalmıştı.
Mısır'da darbe gerçekleştirilirken sessiz kalmış hatta desteklemişlerdi.
Suriye'de masum insanlar öldürülürken kayıtsız kalmışlardı.
Ne de olsa güneyde Akdeniz vardı; cüzzamlı olarak gördükleri mülteciler Akdeniz'i geçerek gelemezlerdi.
Kuzey'e çıkmak imkânsızdı, İran'ı, Rusya'yı geçip gelmeleri mümkün değildi.
Türkiye'yi geçip gelmeleri mümkün müydü? Baskı yaparlarsa, Türkiye'den göçü engelleyebileceklerine inanıyorlardı.
Öyle olmadı.
O mülteciler, adeta “yürüyen ölüler”e dönüşmüş o insanlar, geçilemez sandıkları Akdeniz'i geçip gelmeye başladılar.
Türkiye'yi geçip gelmeye başladılar.
Yunan adalarını 'istila' ettiler.
Doğu Avrupa'yı geçtiler, kurdukları sanal cennetin en yüksek katmanına, yüksek milli gelirli insanların yaşadığı Batı Avrupa'ya, Kuzey Avrupa'ya dayandılar.
İnsan yerine koymadıkları o mülteciler, o hayaletler, Avrupa'nın kâbusu oldu.
Dünyanın bir yerinde, özellikle İslam coğrafyasında insanlar ölürken onlara insan değil hayalet muamelesi yapan, onları görmezden gelen Avrupa, bugün o hayaletlerin akınına uğruyor.
Ölümlere seyirci kalan Avrupalıların “yürüyen ölüler”le, yani mültecilerle tanışma vakti geldi.
Evet, “Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor: Mülteci hayaleti. Avrupa'nın tüm güçleri bu hayalete karşı kutsal bir mücadele için ittifak halindeler.”
Daha fazla seyirci kalırlarsa, sokaklarında daha fazla mülteci görecekler.
Tek umutları Türkiye…
Türkiye'ye çok şey borçlu Avrupa ülkeleri.
Çünkü Türkiye “açık kapı politikası” uygulamamış olsaydı, 100 mülteci gelecek diye ödü kopan Avrupa'nın her bir sokağı çoktan mültecilerle dolardı.
Türkiye olmasaydı, çok daha fazla insan Akdeniz'in sularında boğulup gidecek; Avrupa'nın bütün kıyıları mültecilerin naaşlarıyla dolacaktı.
Suriye'de terör örgütlerinin piyon olarak kullanıldığı vekâlet savaşları sürerken, sivillerin üzerine bombalar yağdırılırken, zalim Esed rejiminin sistematik işkenceleri devam ederken, milyonlarca Suriyeli topraklarını terk etmek zorunda kalırken, Türkiye, insani bir politika ortaya koyarak Avrupa'nın vicdansızlığını da gölgelemiş oldu.
Şu anda iki milyon altı yüz bin civarında Suriyeli mülteci var Türkiye'de.
Ki, yeterince insan öldü.
Ki, yeterince insan sulara gömülüp gitti.
Ki, yeterince insan vatansız kaldı.
Ki, Türkiye'ye ödeneceği söyleyen 3 milyar Euro, bugüne kadar yaptıkları için karşılıksız bir teşekkür mahiyetinde olmalı.
Keza, Türkiye Suriyeliler için 8 milyar dolardan fazla para harcadı. Bu rakamın içinde, yabancı ülkelerin ödediği miktar sadece 455 milyon dolar.
Buna rağmen, utanmadan Türkiye'ye yalvarıyorlar, Avrupa'ya mülteci ihraç etmeyin diye yalvarıyorlar.
Suriye sınırındaki kapıları açın, Avrupa sınırındaki kapıları kapatın diyorlar.
Türkiye'yi bir baraj gibi görüyorlar, mültecilerin doluştuğu bir baraj.
Bu barajın maliyeti olarak 3 milyar Euro harcamaya hazırlar.
Aslında bu, korkaklıklarının bedeli.
Rusya'nın saldırılarına ses çıkaramamanın bedeli. Putin yönetiminde kuduzlaşan Rusya, Ukrayna'yı ısırıp Kırım'ı koparttığında müdahale etmeye korktular. Gürcistan'da kantonlar ilan ettiğinde müdahale etmeye korktular. Şimdi, aynı Rusya Suriye'ye fiili müdahalede bulununca da ses etmeye korkuyorlar.
Oysa daha fazla mülteci istemiyorlarsa, yapmaları gereken, Türkiye'ye “bakıcı” parası vermek yerine, Esed'in Suriye'den gönderilmesine yardımcı olmaktır. Rusya, İran, Esed ve DAİŞ murabbaında ezilen Suriye halkının kendi ülkelerini yönetebilmesine imkan sağlamaktır.
Bu işin başka yolu yok.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.