Türk futbolunun uzun süredir görmezden geldiği çok temel bir sorunu var: Üretemiyoruz.
Altyapılardan yetişen, uluslararası seviyede fark yaratabilecek oyuncu sayımız giderek azalıyor. Gelen birkaç ismin seviyesi de sürekli tartışılıyor. Bir dönem “Türk futbolunun en iyi jenerasyonlarından biri” denilen Milli Takım’ın Dünya Kupası’nda ortaya koyduğu tablo ise beklentilerin ne kadar uzağında olduğumuzu gösterdi.
Şimdi buna Uluslar Ligi’ndeki gidişat da ekleniyor.
Sorunu yalnızca futbolcular üzerinden okumak da doğru değil. Federasyonun ortaya koyduğu yönetim anlayışı ve teknik heyetin verdiği görüntü, geleceğe dair güveni artırmıyor. Türk futbolunun yeni bir motivasyona, yeni bir yapılanmaya ve belki de her şeyi yeniden düşünmeye ihtiyacı var.
Çünkü mesele yalnızca bir turnuvayı kaybetmek değil. Mesele, önümüzdeki yılları da kaybetme tehlikesi.
Ve benim en büyük endişelerimden biri Arda Güler’in yalnız kalması.
Elimizde dünya futbolunun en üst seviyesinde kendisini gösterebilecek özel bir yetenek var. Arda’nın Milli Takım formasıyla büyük hikâyeler yazmasını istiyorum. Ama bunu tek başına yapamaz.
Arda’nın yanına yeni Ardalar, yeni yetenekler koymak zorundayız.
Umarım bu çocuğun yükünü paylaşacak, ona omuz verecek futbolcular yetişir. Çünkü Türk futbolunun geleceğini tek bir çocuğun omuzlarına bırakmak, yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olur.

