Yazarlar Söylemeye diliniz mi varmıyor; adalara çıkarma yapan kim?

Söylemeye diliniz mi varmıyor; adalara çıkarma yapan kim?

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yeni Şafak · NEDRET ERSANEL - Söylemeye diliniz mi varmıyor; adalara çıkarma yapan kim?

Duymayan kalmış olamaz…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Haziran; “Yunanistan’ı adaları silahlandırmaktan vazgeçmeye davet ediyorum, şaka yapmıyorum, ciddi konuşuyorum. Yunanistan’ı tıpkı bir asır önce olduğu gibi pişmanlıkla sonuçlanacak hayallerden, söylemlerden ve eylemlerden uzak durması, aklını başına alması konusunda tekrar ikaz ediyoruz”…

Rusya Devlet Başkanı Putin, 21 Eylül; “Ülkemizin toprak bütünlüğü tehdit edilirse elimizdeki tüm imkânları kullanırız. Bu bir blöf değildir. Anavatanımızın bütünlüğü, bağımsızlığı ve özgürlüğümüz, tekrar ediyorum, elimizdeki tüm imkânlarla savunulacaktır. Bize nükleer silahlarla şantaj yapanlar bilsinler ki rüzgâr tersine dönebilir”…

Sadece bu basit benzerliklere bakarak dahi Dedeağaç’ın hedef aldığı cephe hattını anlayabilirsiniz…

***

Putin’in ‘blöf yapmıyorum’ konuşması, Batı’da hayli sansasyon yarattı ve birçok uluslararası yetkili ‘ciddiye alın’ uyarıları yaptı. Aynı konuşma “seferberlik” ilan ettiği için ve dahi Ukrayna bölgelerini referandumla ilhaka bağladığı için, “blöfü görmek isteyenlerin” ne yapması gerektiğini de işaret ediyordu; anavatana katılacak topraklara saldırmak! (Yazmıştık; 24/09, Yeni Şafak.)

Yazmadığımız şuydu; Moskova’nın, blöf/nükleer/seferberlik/referandum/ilhak serisinin gerçek amacı, “vekaleten savaşı” aradan çıkarmaktır!..

Nükleerin vekâleti olmaz. Asaleten vurur. Muhatabı müvekkildir. Nereyi vurursanız vurun, hedef ABD olur.

***

Kiev, Washington’un vekili ise, taşeron Atina’nın işvereni kim?

Sırlı soru değil bu; Amerika’nın Yunanistan’ın arkasında bulunduğunu biliyoruz ve Atina’nın kendi başına bu adımları atması zaten mümkün değil.

Bizim İHA’ların Ege’de, 18 ve 21 Eylül’de yakaladığı görüntüler, Yunan çıkarma gemilerinin ‘Gayri Askeri Statüdeki Adalar’dan Midilli ve Sisam’a zırhlı araçlar sevk ettiğini gösteriyor. Yaşanan, kısa süre önce Yunan Savunma Bakanı’nın Meis adasında Türk kıyılarını işaret ederek, “Ne diyorsunuz? Denize atlayıp karşıya yüzerek gidip geleyim mi? Sadece 2 mil. Bakalım ne olacak” dediği, Sayın Akar’ın da, “Aferin, son zamanlardaki hareketlerine bakınca yüzmeyi unuttuklarını sanmıştık. İşlerine yarayacak” mealindeki sözleriyle karşılanan gerilimin uzantısıdır…

Anlıyoruz ki, Ankara’nın ‘şaka yapmıyoruz’ açıklamasını Atina umursamamış. Maalesef sebebi, Türkiye ne kadar sert/ciddi olursa olsun sözlerinin muhatabı yalnız Atina’dır. Oysa ABD (de) olmalıdır! ‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” burada artık çalışmaz…

***

Durum daha ne kadar açık olabilir; iki adaya gönderilen zırhlıların, Dedeağaç’a yığılan ve ABD tarafından Yunanistan’a hibe edilenler olduğu ortada. Amerikan stili değişmiyor; PKK’ya ne yapıyorsa, Yunanistan’a da onu yapıyor…

Söylemeye dilimiz mi varmıyor? Adaya çıkarma yapan kim? ‘İki NATO üyesi’ arasında gelişen bu krize, savaş uçaklarımıza kilitlenmekten, ‘sahil güvenlik botlarıyla’ balıkçı gemilerini ‘sınırlarımıza kadar’ kovalamaya, nihayet adalara zırhlılar göndermeye kadar iten sürece Washington’un sessizliği de sürüyor. E, artık anlayacaksın işte…

Kardak krizinde örneği görüldüğü üzere, ABD’nin olası bir çatışma/savaş riskini önlemek için araya gireceğinden eskisi kadar emin miyiz? İleri giderek, Yunanistan’ın yanında yer almayacağından emin miyiz? AB, Atina’nın yanında yer alacağını zaten açıkladı. Suriye’de, PKK/YPG’de de durum aynı. Sorun yine ABD. Buradan da ders almak/hesaba katmak gerekiyor.. Herkesin bildiği bu tespitleri niye söylüyoruz? Basit, semer ile eşeği ayırmak için.

Herhalde durum açık…

Bize bir şey söyleniyor…

***

Ne yapacağız?..

Bir, belli ki iş bir çatışmaya sürüklenmek isteniyor. Ama şartları (zamanı, mekânı) kim belirleyecek?

İki, Türkiye’nin diplomatik yanıtı bu sefer Yunanistan’la birlikte ABD’yi de kapsıyor. ‘Sen yapıyorsun’ demektir. Tek Atina’ya nota verilmesi sadece prosedür olacaktı. Ama ‘yeter’ mi?

Üç, İHA fotoğraflarının şimdi verilmesi de manidar. Benzer istihbarat karelerinden Türkiye’nin elinde daha çoğunun bulunması şaşırtmaz.

Dört, Amerika’nın protesto notasına dâhil edilmesi, olası savaş halinde Yunanistan’daki ABD varlığına TSK’nın bakışına dair bir mektup da taşıyor mu? Keza, Suriye ve Türkiye’dekilere de! İşte bunlar vekili aradan çıkarmaktır.

Beş, Cumhurbaşkanı’nın pazartesi günü Bakanlar Kurulu’nun ardından yaptığı açıklamalar içinde ayrıca bakılması gereken bölümler var. Birincisi, muhatabı Yunanistan gözükmekle birlikte Türkiye-ABD arasındaki mesafenin kapanmayacağını göstermektedir; “Birilerinin etekleri altına saklanarak özgürlük de olmaz, kalkınma da olmaz, onurlu duruş da sergilenemez. Yunanistan’ın dört bir yanına yapılan işgal görünümlü yabancı askerî yığınaklar bizi değil, asıl Yunan halkını rahatsız etmektedir. Türkiye olarak biz bu filmi geçmişte seyrettik, çözdük, o defteri kapattık ve kendimize yeni bir yol çizdik”.

Türkiye’nin kendine çizdiği yeni yolda ABD nerededir? ‘Hiçbir yerde’ye hızla gidiyoruz…

Altı, Cumhurbaşkanı’nın aynı konuşmada bahsettiği “tuzak” nedir? Bir kısmı ilk maddede yer alan “teknik” başlıklardır. Diğeri.. Türkiye için kritik bir zaman dilimi var önümüzde. Olası krizlerin nereden tutulması gerektiğine ilişkin iki görüş var; Bir, seçime kadar gelecek dış ataklar açısından bu sürenin en az zararla yönetilmesi. İki, ama rakipler de bu zamana oynayacaklardır. Onun için büyümeden ezilmeleri.

Türkiye’nin planlarını ince ayarla yapması gerekiyor. Sabır ve akıl kazanacaktır. Seçimi de savaşı da…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.