Aşk yolu vuslat tariki: Muzaffer Ozak

04:0012/02/2023, Pazar
G: 11/02/2023, Cumartesi
Nuriye Çakmak Çelik

Muzaffer Ozak, 1916 yılında Karagümrük Derviş Ali Mahallesi’nde, Nureddin Cerrahi Tekkesi yakınındaki bir evde dünyaya geldi. Babası, II. Abdülhamid devrinde Huzur Hocalığı yapan Kayı Türklerinden Konyalı Hacı Mehmed Efendi, annesi Yanbolu Halveti Tekkesi şeyhinin torunu Ayşe Hanım’dı.13 çocuklu kalabalık bir ailenin son evladı olarak doğsa da abi ve ablalarının çoğu çocukluk devirlerinde çeşitli sebeplerden dolayı vefat etti. Babası Mehmet Efendi de kendisi henüz 6 aylık bir bebekken hakkın rahmetine

Muzaffer Ozak, 1916 yılında Karagümrük Derviş Ali Mahallesi’nde, Nureddin Cerrahi Tekkesi yakınındaki bir evde dünyaya geldi. Babası, II. Abdülhamid devrinde Huzur Hocalığı yapan Kayı Türklerinden Konyalı Hacı Mehmed Efendi, annesi Yanbolu Halveti Tekkesi şeyhinin torunu Ayşe Hanım’dı.

13 çocuklu kalabalık bir ailenin son evladı olarak doğsa da abi ve ablalarının çoğu çocukluk devirlerinde çeşitli sebeplerden dolayı vefat etti. Babası Mehmet Efendi de kendisi henüz 6 aylık bir bebekken hakkın rahmetine kavuştuğu için babasız büyüdü. Plevne Kahramanı Osman Paşa’nın sancaktarbaşısı olan iki amcasından biri Plevne’de, dayılarından ikisi ise I. Dünya Savaşı’nda şehit oldu. Hayatta kalan tek abisi Murad Reis de Millî Mücadele sırasında şehit olunca, henüz 6 yaşındaki Muzaffer Ozak, dayılarının kızları olan iki yeğeni, kız kardeşi Hikmet Hanım ve annesi ile ailenin tek erkek ferdi olarak büyük zorluklar içinde kaldı.

Savaş yıllarının zorluklarına yetimlik ve fakirlik eklenince zor şartlar altında ilkokul eğitimi için Saliha Hatun İlkokulu’na yazıldı. Daha sonra 20. İlkokul’a devam ederek ilk tahsilini tamamladı. Gelenbevi Ortaokulu’nda okurken maddi zorluklar nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı. Dayı kızlarından biri vefat ettiği, diğeri evlenip evden ayrıldığı ve tek kardeşi Hikmet Hanım da Bursa’ya gelin gittiği için annesiyle baş başa kalan Muzaffer Ozak, o günlerden kendi cümleleri ile şöyle bahsedecekti: “Çok geceler ana-oğul aç yatıyor, aç kalkıyorduk. Giyim kuşam bakımından da aynı ıztırar ve ihtiyaç içinde idik. Yiyecek ekmek bulamayan sessiz ve kimsesiz bir ana ile 10-12 yaşlarında bir yetim... Fakr u zarûretten mütevellit, ağır ve dayanılmaz baskılar altında, ağlaya ağlaya mektepten ayrılırken neler hissettiğimi kelimeler ve cümlelerle ifade edebilmek cidden mümkün değildir.”

İlkokula başladığı dönemlerde babasının vasiyet olarak oğlunu kendisine emanet ettiği Seyyid Şeyh Abdurrahman Sami Saruhani Hazretleri’nin himayesine girdi ve İslami ilimleri tahsil etmeye başladı. “Bana babam kadar sevgili idi” diye bahsettiği bu zat, Muzaffer Ozak’ın onun hocalığında sürdürdüğü Kur’an hıfzının bitmesine çok az bir süre kala vefat etti. Hıfzını, orta okul ikinci sınıfta eğitimine devam ederken Fatih Camii başimamı Mehmed Rasim Efendi’den ikmal etti. Sonraki 8 sene boyunca Arnavut Hüsrev Efendi’den hadis ve fıkıh dersleri aldı.

Okuldan ayrıldıktan sonra küçük yaşta çalışmaya başladı. İlk adresi At Pazarı’nda bir saracın yanı oldu. Daha sonra Zindankapı’da kendi tabiri ile “huysuz ve aksi bir ihtiyarın yanında” yük taşımaya başladı. Ustası tarafından kötü muameleye ve aşırı yük taşıtmaya maruz kaldığı için sakatlandı ve çalışmayı bırakmak zorunda kaldı. Gündüzleri çalıştığı bu dönemde akşamları “ayaklı kütüphane” olarak anılan Gümülcineli Mustafa Efendi’nin derslerine devam etmeyi ihmal etmedi.

Fatih Camii başimamı Mehmed Rasim Efendi’den hurufat, Hacı Hayrullah Efendi’den tefsir, Ahmed Tahir Maraşi’den tasavvuf ve hal ilmini tahsil etti. Hüsrev Efendi’den Buhari ve Hidaye, Kemahlı Mahmud Efendi’den Müslim-i Şerif, Kastamonulu Ahmed Efendi ile Beşiktaşlı Cemal Efendi’den tefsir ve adab derslerini aldı. Sarıyer Müftüsü Hüseyin Hüsnü Efendi tarafından imtihan edilerek, Sarıyer Fahri Vaizliği’ne tayin edildi. Çeşitli camilerde görev yaptıktan sonra Beyazıt Camii’nde göreve başladı ve bu onun sahaflar ile olan ilişkisinin başlangıcı oldu.

1939 yılında Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda bir dükkân açtı. Askerlik görevinden önce Güzel Sanatlar Akademisi’nin hocalarından hat ve tezhip dersleri aldı ve bu sayede el yazmaları hakkında geniş bilgi edindi. Sahaflığı süresince el yazması eserlere ayrı bir önem verecekti. Özellikle Osmanlı dönemi eserlerinin, el yazmalarının harf inkılabı nedeniyle yasaklandığı ve sahiplerinin kurtulmak için hurda olarak sattığı bir dönemde bu eserlerin yabancılar tarafından yurt dışına kaçırılmasını engellemek ve hurda olarak çürümelerine mani olmak için büyük borçlara girerek bu eserlere sahip çıktı. Zor şartlar altında topladığı bu eserleri daha sonra Topkapı Sarayı Müzesi’ne kazandırarak büyük bir hizmette bulunmuş oldu.

İntisap ettiği Karagümrük Cerrahi Asitanesi Şeyhi İbrahim Fahreddin Şevki Efendi’nin 1965 yılında vefat etmesi üzerine halife tayin edilerek Nureddin Cerrahi Tekkesi’nin 19. türbedarı ve postnişini oldu. “Sahaflar Şeyhi” olarak tanınan ve 23 yıl Ramazan aylarında Süleymaniye Camii’nde fahri imamlık görevinde bulunan; otuz yıl süreyle İstanbul’da kırkın üzerinde camide müezzinlik ve imamlık yapıp vaaz veren Muzaffer Ozak, sohbetleriyle birçok kişiyi irşat etti ve geniş kitleler tarafından tanındı.

“On bir defa hacca gittim. Irak’a altı defa, Suriye ve Filistin’e sekiz defa, Mısır’a üç defa seyahat ettim. Bütün bu beldelerde birçok sûfî ve şeyh ile tanıştım” diyen Muzaffer Ozak sadece bu bölgelere seyahat etmiyordu. Almanya, İngiltere, Hollanda, Belçika, Paris’e defalarca; Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan’a da en az birer kez gitti ancak en sık seyahat ettiği ülke Amerika oldu. Buralarda özellikle kültür-sanat festivalleri kapsamında tasavvufu anlattı ve bölge Müslümanlarının katıldığı zikir meclisleri oluşturdu. Bu süreçlerde birçok kişi de İslam’la müşerref oldu.

1981 yılında “Türk Tasavvuf Musikisi ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı”nı kuran Muzaffer Ozak, Aşkî mahlası ile şiirler yazdı ve ellinin üzerinde ilahi besteledi. Tekke musikisi alanındaki bu eserlerinden bir kısmı bestelendi ve zikir meclislerinde okundu. İrşad, Ziynetü’l-kulûb, Envârü’l-kulûb, Aşk Yolu Vuslat Tariki gibi birçok eser kaleme alan Muzaffer Ozak, 13 Şubat 1985 tarihinde vefat etti. Cenaze namazı Fatih Camii’nde Gönenli Mehmet Efendi tarafından kıldırıldı ve Nureddin Cerrahi Asitanesi’nde defnedildi.

#Muzaffer Ozak
#Osmanlı
#Nureddin Cerrahi Tekkesi
#Nuriye Çakmak Çelik