
Muharrem ayındayız.
Birçok dini mitolojiyi ve gerçekleri kendisinde toplayan bir ay Muharrem; bir yanıyla son, bir yanıyla başlangıç, bir yanıyla sevinç, bir yanıyla hüzün, bir yanıyla neşe, bir yanıyla acı, bir yanıyla firak, bir yanıyla vuslat ayıdır.
Rahman ve Rahim olan Rabbimiz"in atamız Hz. Adem"i bu ayda affettiğine inanılır örneğin.
Bu ayda Tufan gemisinin Cudi Dağı"na oturduğuna, Hz. İbrahim"in doğduğuna, Nemrud"un ateşine ve ondan kurtuluşa muhatap olduğuna, risaletle müjdelendiğine inanılır.
Yine kimi rivayetlere göre bu ayda Hz. Yakub"un Yusuf"a olan hasreti bitmiş, o hasret ağlamalarıyla kör olan gözleri açılmış, hatta Hz. Yusuf Mısır hazinelerinin başına geçmiştir; Hz. Eyüp şifaya kavuşmuş, Hz. Musa doğmuş, Kızıldeniz"i geçmiş, dolayısıyla Firavun da sularda boğulmuş, Hz. Davud"un tövbesi kabul edilmiş, Hz. Süleyman"a mülk verilmiş, Hz. Yunus balığın karnından kurtulmuş, Hz. İsa doğmuş ve gök katına çekilmiştir.
Öte yandan Peygamber Efendimiz"in, evladı Hz. Fatıma"nın mübarek emanetlerinden Hz. Hüseyin, 72 arkadaşıyla birlikte Kerbela"da şiddetli susuzluğa maruz bırakılmış ve ardından azgın bir güruh tarafından şehid edilmiştir.
Bu rivayetlerden ve olaylardan baktığımızda Muharrem, asıl vasfı değişmek olan zamanda en çok değişmesi takdir edilmiş belli bir vakit hükmündedir.
Ama Muharrem dendikte kanaması devam eden bir yara, umut içermeyen bir düşünüş, hatırlayan kalplerde bir gölgeleniş, sonucu hep hatalı çıkan bir ümmet hesabıdır Müslümanların aklına ilk gelen.
Kerbela"nın hareketli en bereketli zamana yazılan adı, Hz. Hüseyin"in zulme başkaldırısı, Hz. Peygamber"in emanetine ihanetin doğurduğu sürekli suçluluktur aynı zamanda Muharrem.
Bu nedenle Muharrem geldiğinde Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının şehadetiyle hüznünde, feryadında, dövünüşünde, ağlayışında taşkınlığa düşenler bile mazur görülür. İnsan yüreğinin taşımakta zorlandığı acının kendini ifadesine bir sınır çizilemez çünkü.
Ama diyorum "Ama yine de acıda taşkınlık, acısını böyle belli edenin kalbini Ehl-i Beyt sevgisinden kaynaklanan bir arınmaya değil, acının dışındaki herşeye karşı kapanmaktan kaynaklanan bir kararmaya neden olmasın?"
Gösterilerle ve gösterilerin gösterileriyle (dramın dramıyla) bir acıyı kalplerimizi merhamete yeniden ayarlamaya vesile kılmaktan çok, o acıyı bir parodiye dönüştürerek hiç de hak etmediği şekilde dünyevileştiriyor, törenselleştiriyor ve giderek sıradanlaştırıyor olmayalım?
Çünkü yad etmek vardır kalbi parlatır; yad etmek vardır sadece bir acıyı parlatır.
Ancak Allah"ı zikre, Resulü"nü selamlamaya, Evlad-ı Resul"ü tatlı, acı hatırasıyla anmaya vesile olan yad ediş kalbi parlatabileceğine göre bundan gayrısı sadece bir acıyı parlatmaktan ibaret olabilir mi?
Dini heterodoksiden beslenen bir ideolojiye bakarak sormuyorum bunları. O ideolojinin varlığı zaten Kerbela acısına bağlı. Diğer bir söyleyişle bizdeki heterodoksi Kerbela acısı için değil bilakis Kerbela acısı o heterodoksi için var ve bu konu asırlardır kısır bir tartışma katını aşabilmiş, karşılıklı kör inatları dışlayabilmiş de değildir.
Dolayısıyla sorularımı şu ya da bu ideolojiye ya da Şia gibi bir tarikata bakarak değil "İslam vasat"ta durmaya çalışarak soruyorum.
Konu İslami vasatı gözetmek olunca şu ya da bu nedenle kimi önemli halleri Muharrem"le sabitlenmiş peygamberlerin de hatırlanması ve buna bağlı olarak onları selamlamanın ve onları insanlık için güçlü birer aydınlatıcı kılan Allah"ı daha çok zikretmenin bir vesilesi saymak gerekmez mi?
Öte yandan Hz. Peygamber"in "Şehr"ullahi"l-Muharrem" olarak nitelediği bu ayda ümmetine yapılmasını tavsiye ettiği ibadetlerin ifasıyla onu emsallerinde göre seçkinleştirmek daha makul değil mi?
Bunlar Kerbela acısını öteleyecek, örtecek şeyler değildir. Bilakis Hz. Hüseyin"in imam olarak bizzat temsil ettiği, taşıyıcısı olduğu değerlerdir.
Bizim İmam"ın hatırasına, direnişine duyduğumuz hürmet, şehadeti karşısından yaşadığımız hüzün, onun acısını gereğince idrakten etmekten aciz olma sancımız ve utancımız belirttiğim rivayet, olay ve hallerle bütünleştiğinde ancak İslami vasat da doğru olarak gerçekleşmiş olmaz mı?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.