
Çok okuyan ve çok yazan biri olduğumdan televizyona zaman ayıramıyorum pek. Ama ne zaman ona bakma fırsatım olsa, Yekta Kopan''ın programına denk gelirim ve "Kopan, çok başarılı bir sunucudur, bu kadar başarılı olmasa bana denk gelmez" diye düşünürüm.
Kopan sadece başarılı bir sunucu, seslendirmeci değil aynı zamanda başarılı da bir öykücüdür. Daha ikinci öykü kitabıyla Sait Faik Hikaye Armağanı''nı, daha son öykü kitabıyla peş peşe Yunus Nadi ve Haldun Taner Öykü Ödülü''nü kazanması onun başarılı bir öykücü olduğunu üç başına belgelemeye yeter.
Kopan''ın öyküleri biçimle içeriğin büyük uyumu üstüne kurulmuştur. Öykülerinde biçim içeriği içmediği gibi, içerik de biçimi biçmez. Bunlar bir med-cezr ilişkisiyle, zorunlu bir ihtiyaç içinde dilin çok renkli aurasına kol kola girerek sunarlar kendilerini. Kavramsalcı yazınsal sürecin ve belleğin doğal yansıtım ilkeleri içinde parçalanmış benliğin dışavurumsal düzeyi, öykülemenin kendi şartlarından kaynaklanan özel bir kimlik kazanarak somutlaşıp, ödüllendirilmeye değer öyküler bütününe kavuşurlar Kopan''da.
Dili de çok başarılıdır Kopan''ın. Tıpkı Gelincik Sid''i o tertemiz Türkçe''siyle tüm çocuklara sevdirdiği gibi, öykülerini de büyüklere aynı şekilde sevdirir. Öykülerinde yer yer devrik cümlelerle dili devirerek ona bir akışkanlık kazandırırken, estetik formun dilsel inşa düzeyini aklından hiç çıkarmaksızın, onunla adeta yazınsal bir katedral diker Kopan.
Estetik demişken, Kopan öykülerinin vazgeçilemez bir unsurudur estetik. Barthes''ın, Girard''ın, Todorov''un estetik üzerine anıtsal çalışmalar yapmış diğer büyük dehaların da sıkça tekrarladıkları "estetiği olmayan eserden dünyada eser kalmayacağı" yargısını dikkate alan öykücümüz içgüdüsel bir yönelimle dil - estetik arasındaki mesafeyi yok ederek geleceğe güvenle taşır eserini.
Öykülerinde zamanı ve mekanı da çok başarılı olarak kullanır Kopan. Batılı büyük bir şairin "Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken / Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi" dizelerinde dile getirdiği hususlara uygun olarak, zamanı nötr bir anlaksamayla öyküsel an olmaktan çıkarıp, evrensel bir boyuta taşır öykülerinde.
Mekanı ise, bir avangard oyun sahnesindeki somutlukla görünürlüğe taşıyan Kopan, gözün yanılsama olasılığını yok eden bir ciddiyet içinde devasa bir enstalasyon üretircesine, uyumsuzluktan devşirilmiş bir uyum düzeniyle serer önümüze büyük dünyaları.
"Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" sözündeki gibi, her başarılı öykücünün arkasında da büyük bir öykücü olmasının gereğine inanan bir öykücümüzdür Kopan.
Çünkü büyük bir öykücüyü idol olarak seçemeyen bir öykücü, uyuz atla yarışmaya mahkum olmuş sefil bir seyis gibidir. Bunu iyi bilen biri olarak Kopan, kendisine idol olarak büyük romancı - öykücü Oğuz Atay''ı seçmiştir. O Atay ki, Türk edebiyatı içinde eleştiriden muaf olma hakkını kazanmış, ona "höt" diyen birine karşı onlarca "haayttt" diyebilecek taraftara sahip olmuş nadir yazarlarımızdandır.
Oğuz Atay''ın "Öğretmen buda heykeli"nde (MS: 450), içe doğru kıvrılan parmakların temsil ettiği simetriyi izlercesine real –sürreal ve ultra-sürreal düşünmeyle ve tanıklıkla yarattığı öyküsel çerçeveyi, ondan ödünç alan Kopan, onları kendi dilsel cilasıyla cilalayarak, eski deyimle nevişahsınamünhasır, yeni deyimle biricik olanın asimetrik kurgulama sürecine bitiştirip, kişileştirilmiş alegoriler eşliğinde, okurun görüşüne yeniden sunarken, idolünü (yani Oğuz Atay''ı) aşmama aktöresine bağlı kalarak verili kurgu, biçim, içerik ve biçemin tekrarını süreklileştiren bir yazınsal vefa içinde büyük bir özveriyle öykünün kendisinden çok onun parodisini yaratmaya yönelir.
Kopan''ın, ülkemizdeki saygın ödülleri bir bir toplamasını ve yurt dışındaki ilgili ödülleri alacak bir potansiyele her zaman sahip olmasını, üretimindeki söz konusu biricikliğin yanı sıra, medyada hakettiği yerde ve yukarıda belirtmeye çalıştığımız idol ilişkisinde aramak gerekir. Daha ilkokulda "hal ve gidiş"ten hep pekiyi aldığına yürekten inandığım Kopan''ın, yazınsal yetkinliğin ötesinde ilişki biçimlerindeki tutarlılığını ve karşılıklı yarar üretme olasılığını esas alan ödül jürilerini olumlu etkilemesini edebiyatımız adına bir kazanım olarak gördüğüm gibi, yararları gereği muhafazakar değerlendirmecileri de hep onun yakınında bulunmaya davet ediyorum.
Sonuç olarak edebiyatımızda henüz bir kilometre taşı hükmünde olmasa da, yol güvenliği açısından en az onun kadar önemli olan "sağa dönülmez" tabelasıyla eş değerde gördüğüm başarılı öyküleri yazdığı için Yekta Kopan''a büyük bir sevinçle "helal olsun" diyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.