
Madem AK Parti sayesinde artık kimse "Demokrasi Risalesi" yazmaktan dolayı tutuklanmıyor, madem Taksim kalkışmasında demokrasi (yani seçim) reddiyesine tanık olduk, o halde demokrasiyi rahatça tartışmaya açmalıyız.
Taksim kalkışmasında, "Demokrasi istiyoruz" diyenlere, "Seçime buyurun" denildiğinde onlardan "Seçim bu işi çözmez çünkü nasıl olsa Recep Tayyip Erdoğan bu halk tarafından tekrar seçilecektir" itirazı gelmiş, "Siz ne istiyorsunuz" diye sorulduğunda ise kendilerinin de ne anlama geldiğini bilmedikleri sözler duyulmuştur.
Buradan görünen şudur ki haklı ama azınlıkta kalanların sesinin, haksız ama çoğunlukta olanların sesiyle boğulduğu kuşku götürmeyecek bir toplumsal gerçektir.
Bugünse halkın %50"sinin (son anketlere göre % 60"nın) AK Parti"ye oy veriyor olması, demokrasinin tümüyle olumlanmasını gerektirmediği gibi, halkın (ki halk bizde dindar demektir) demokrasiyi iyi bir sistem sanması gibi bir önemli yanlışığı da giderek pekiştirmektedir.
Oysa ki bu pekiştirme tam da CHP"nin ekmeğine yağ sürer. Çünkü kendileri yine ve yine iktidar olamasalar da 86 yıllık çabalarınının başında gelen "dini zihniyeti değiştirme" projelerinin, dindarlar eliyle gerçekleşmesi onlara çifte telli oynama mutluluğunu kazandıracaktır.
O halde "şimdilik" AK Parti"nin (ve dolayısıyla halkın) işine yarayan demokrasinin aslında çok problemli bir sistem olduğu tekrar unutulmaya terkedilmeden, bu ülke insanı için tesis edilmesi gereken en uygun sitemin tartışması da başlatılmalıdır.
Bunu derken hemen yarın bir değişikliğe gidilmesini kastetmiyorum, bu uzun vadeli bir düşünmeye çağrıdır; benim ve benden sonraki kuşağın da sonuçlarını göremeyebilecekleri bir çağrı…
O halde, şuradan hecelemeye başlayabilirim:
Örneğin tesettürlü olmak demokratik bir hak değil, ontolojik bir haktır. Yani "Tesettürlü olmak istiyorum" deme hakkından sözetmek yanlıştır; "Tesettürsüz olmak istemiyorum" deme hakkı doğru olandır.
Bu durumda "tesettürsüz olmama" hakkının can, kan kadar şahsiyete bitişik bir hak olarak yasama, yürütme ve yargının kararlarına tabi olması yanlıştır.
Demokrasi ise bunu kendi sistemi içine çekerek, velev ki tesettürsüz olmamayı kabul etse bile bunu vatandaşa yaptığı bir iyilik olarak gösterecek, dolaysıyla ontolojik olanı maddileştirerek kendi nüfuzu ve takdiri içinde tutacaktır.
Aynı durum ana dilini kullanma, kendi dini inançlarına göre yaşama, düşüncesini söyleme hakları için de geçerlidir.
Bu bağlamda demokrasiyi insani bulamayacağımıza göre, mevcut demokrasi tecrübesinden de yararlanarak, hatta şartlar hala öyle gerektiriyorsa demokrasi tanımının içinde bile durarak onu aşan bir sistemin derdine düşmeliyiz.
Kısmen tartışmaya açılan ancak üzerine iktidar gölgesi düşürüldüğü ya da düşürülmüş olduğu yanılsamasına uğranıldığı için verimli bir noktaya taşınmayan "Başkanlık Sistemi" tartışması şimdi ciddiyetle ve çok ayrıntılı olarak yapılmalıdır.
Yine örneğin, federatif sistemin geçmişteki yanlışları tekrarlanmak istenmeyeceğine göre, mahalli idarelerin güçlendirildiği bir sistem düşünülebilir ki, bu sayede belediyecilik hizmetleri gibi asayiş ve eğitim hizmetleri de doğrudan halkın karar ve denetimine açılabilir.
Başkanlık sistemi de halkın kendi kendini yöneteceği bu ve benzeri bir sistem içinde belirtilen imkanın hem önünde (uygulayıcı olarak) hem de sonunda (denetleyici olarak) yer alacağına göre prestij ve nüfuz açısından dengeli bir konumda yapılanabilecektir.
Demem o ki, bu ülkenin insanlarını bugün demokrasi yandaşı, yarın demokrasi karşıtı olarak kutuplaştırmak istemiyorsak mevcut demokrasi tecrübesinin ötesine geçebilmeyi, yönetim ilişkilerini Başkanlık sistemi içinde yapılandırarak asıl adalet konusunu konuşmaya yer açmayı düşünmeliyiz artık.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.