Barışla barışmak

04:004/12/2015, Cuma
G: 13/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

Terörü önlemeye mahsus teorilerin çoğu, çamura çöken eşeğe yol gösterir niteliktedir.Bunların, kimi uygulamalara yaslanarak, kendilerinin gerçeklik katına taşıyanlarına, “orada öyle olduğuna göre, burada da böyle olacaktır” iddiasını yüksek sesle söyleyenlerine katlanmak ise daha da zordur.Hatırlarsınız, PKK terörünün bitirilmesine yönelik olarak geçmişte “Bask Modeli” önerilmiş, ardından, “Sri Lanka Modeli” gündeme getirilmişti.İlkinde, demokratikleşme sürecinin hızlandırılması, mücadelenin silahsız

Terörü önlemeye mahsus teorilerin çoğu, çamura çöken eşeğe yol gösterir niteliktedir.

Bunların, kimi uygulamalara yaslanarak, kendilerinin gerçeklik katına taşıyanlarına, “orada öyle olduğuna göre, burada da böyle olacaktır” iddiasını yüksek sesle söyleyenlerine katlanmak ise daha da zordur.

Hatırlarsınız, PKK terörünün bitirilmesine yönelik olarak geçmişte “Bask Modeli” önerilmiş, ardından, “Sri Lanka Modeli” gündeme getirilmişti.

İlkinde, demokratikleşme sürecinin hızlandırılması, mücadelenin silahsız olarak sürdürülmesi konusunda ilgili örgütle yatay diyaloga girilmesi, özgürlüğün (federatif sistem dahil) anayasal güvence altına alınması gibi süreçlerden söz ediliyor ve elbette İspanya'nın mevcut durumuna vurgu yapılıyordu.

Oysa ki, İspanya o gün de kaynayan bir kazan gibiydi bugün de öyle.

Madrid'te 191 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör olayı el-Kaide'ye ihale edilmesine rağmen, zihinlerdeki Bask kuşkusu hiçbir zaman giderilemedi.

Silahsız mücadeleyi benimseyen Katalanlar'ın merkezi hükümetten kopardıkları onca tavize ve anayasal güvenceye rağmen hala bağımsızlık istemeleri de cabası. İki hafta önce bulunduğum Barselona'da ana caddelerdeki binaların çoğunda bağımsızlık talebini dile getiren pankartlar yer alıyordu.

Sri Lanka Modeli'ne gelince...

Seylan adası, 65 bin kilometre karelik bir yer; yaklaşık 20 milyonluk nüfusun yüzde sekizini oluşturan Tamiller, ada hayatını dar ettiler. Terör günlerinde, örneğin (birkaç kez başıma geldiğinden sıkıntısını iyi biliyorum) Kolombo'nun merkezinden 45 dakikada rahatça ulaşılabilecek hava alanına 4-5 saatte ancak ulaşılabiliyordu.

Halk desteğine sahip güçlü bir hükumet ve İngiltere'nin verdiği örtülü destekle Tamillere karşı başlatılan şiddetli saldırılar meyvesini vermekte gecikmedi; “Tamil Kaplanları” bir kedi uysallığına bürünerek silahlarını teslim etti.

Silahsız mücadele veren Katalanlar'la, silaha başvuran Basklar ve Tamiller arasındaki tek benzerlik zengin olmaları, sanayi, kıymetli maden piyasası başta gelmek üzere ticari hayatın büyük bir bölümünü ellerinde tutmalarıdır.

Bunun dışındaki tek ortaklıkları, güçlü bir İspanya ve halkı zengin bir ada istemeyen sömürgecilerin ve yanı başlarındaki devletlerin istikrarsızlık, huzursuzluk kazanını kaynatmalarıdır.

Bizdeki HDP=PKK sorunuyla bunlar arasında, ne halk, ne bölge şartları ne de siyasi talepler açısından bir benzerlik kurmak oldukça zordur. Elbette dış tahrikler açısından bir benzerlik vardır ama o da bizdeki gibi doğrudan enerji konusuna, bölgenin kontrolüne mahsus üs teminine yönelik değildir.

Öte yandan, bizde Türklerle Kürtler arasında bir “inançsal ve duygusal kopuş” henüz yaşanmamıştır. Maddi kopuşla ifade edilebilecek bir ayrışma talebi de söz konusu değildir. Bilakis bu bölgeye diğer bölgelerden daha fazla maddi imkanın aktarılması şimdilik göze gelmeyen ancak zamanla şikayetlere neden olabilecek bir konudur.

Bizdeki sorun, HDP=PKK'nın barış konusundaki belirsiz tutumudur.

Öyle ki, Haziran seçimlerinden bugüne HDP=PKK ne zaman barıştan söz etmiş, bu yönde bir eylem çağrısında bulunmuş ve bu yönde bir gösteri yapmaya kalkışmışsa, oradan terör, kan ve gözyaşından başka bir şey çıkmamıştır.

Dolayısıyla “barış” kelimesi, Kandil'de sıkışan, şehirlerde mevzi kaybeden HDP=PKK'nın biraz soluklanma ama teröre daha çok bilenme talebinden başka bir şeyi ifade etmez hale gelmiştir.

Nitekim, Tahir Eliçi'nin, poliste YDG-H üyesi olarak kaydı bulunan kişi ya da kişilerce öldürülmesi, onun vurulduğu bölgede inceleme yapmaya giden savcılara, avukatlara, kriminalde görevli polislere PKK'lı teröristlerce otomatik silahlarla, roketatarla saldırı düzenlenmesi, barışı istemenin, barışa inanmanın ve barışla barışmanın birbirlerinden farklı süreçler ve birbirlerine eklenmesi mümkün görülse de aslında münferit durumlar olduğunu göstermektedir.

Elçi'nin hangi örgüt tarafından öldürüldüğü herkesçe bilindiği halde, bir yandan “Elçi'nin mirasının barış olduğunu” söylerken, öte yandan “Tahir Elçi'yi öldüren devlet değil, devletsizliktir...” diyen ağızların, bir otorite boşluğu doğurmak ve onu büyütmek adına “hendek siyaseti” gütmeleri, halkın barışı istemesinin, iktidarın barışa inanmasının barışa erişmek adına yeterli olmadığını; asıl HDP=PKK barışla barışmadan bu işin noktalanmayacağını da daha iyi anlatmaktadır.

Bunlar üzerinden, barışla barışmanın, samimiyetinde samimi olmakla eş anlamlı olduğu, barış görüşmelerinde taraf olabilmek için yırtınan HDP=PKK'nın en büyük zafiyetinin ise asıl bu noktada ortaya çıktığı belgelenmiş olmaktadır.
#hdp
#pkk
#Sri Lanka Modeli