Bayramım bayram ve yitik aynalar

00:005/10/2014, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

TEŞEKKÜR VE TEBRİKSosyal medya, GSM, e-posta... üzerinden bayram tebriki gönderen tanışlara, arkadaşlara ve dostlara teşekkür ediyor, sevdikleriyle birlikte esenlik ve huzur içinde nice bayramlara erişmeleri temennisiyle bayramlarını kutluyorum.NORMALLEŞMENİN NORMALLİĞİMülteci sayısı iki milyona dayanmış; savunma ve bölge insanını koruma amaçlı tezkere alınmış; Anayasa Mahkemesi adaletten gösterip siyasetten vurarak PDY"ye "arkandayım koçum" demiş; Haşhaşilerin örgüt lideri sinek vızıltısına dönüşen

TEŞEKKÜR VE TEBRİK

Sosyal medya, GSM, e-posta... üzerinden bayram tebriki gönderen tanışlara, arkadaşlara ve dostlara teşekkür ediyor, sevdikleriyle birlikte esenlik ve huzur içinde nice bayramlara erişmeleri temennisiyle bayramlarını kutluyorum.

NORMALLEŞMENİN NORMALLİĞİ

Mülteci sayısı iki milyona dayanmış; savunma ve bölge insanını koruma amaçlı tezkere alınmış; Anayasa Mahkemesi adaletten gösterip siyasetten vurarak PDY"ye "arkandayım koçum" demiş; Haşhaşilerin örgüt lideri sinek vızıltısına dönüşen vaazlarından birinde daha halkına, devletine karşı edepsizlik etmiş, Dolar hafif çalkantıya düşmüş...

Bayram odur ki, sevgi gündemiyle, iyilik ve dayanışma bereketiyle gelip söz konusu ve benzeri olumsuzlukların tamamını massediversin.

İşte bu bayram "nihayet" böyle bir bayram oluverdi.

Elbette dirayetli, basiretli yöneticiler elinde yüz yıllık zaafiyetlerinden kurtularak güçlenmiş bir devletin bundaki katkısı göz ardı edilemez.

Eskiden kaos efsaneleri üretmek için açlık, sefalet halleri dört gözle dikizlenir, halkı gerilime sevk edecek bir bilgi kırıntısı için Genel Kurmay"ın eşiğinde oturulur, Meclis"e yakın lokantalarda sabahlanır, illegal örgüt liderlerinin beyanları manşetlere çıkarılır, Tahtakale çalkantısında ekonomideki kötü gidişata ağıtlar yakılırdı.

Son on iki yılda büyük güçlüklerle de olsa gerçekleştirilen devrimlerle "normalleşmenin normalliği"ne olan inanç yeniden yeşertilmiş ve haliyle malum tablolar da ortadan kalkmıştır.

Artık her hadise kendi sıkletine göre kendi gerçekleri bağlamında değerlendirilebildiğinden bayram da nihayet bayram olarak idrak edilebilir olmuştur.

Yanıbaşımızdaki yangın ve ona muhatap olanların son tahlilde sadece insan değil "kardeşlerimiz" olması elbette yüreğimizi burkmaktadır. Onlar açısından baktığımızda "her şeye rağmen" bir bayramdan söz etmiş oluruz. Ancak Kıbrıs hadiselerindeki toplumsal hareketliliği, PKK vahşetlerinin bayram aşına kattığı zehiri hatırladığımızda bu bayramımızın bayram olarak farkını da daha iyi görmüş, idrak etmiş oluruz.

FİTNECİLERİN SEFALETİ

Dün IŞİD"e karşı ABD"nin yanında yer alınması için İngiliz, Amerikan ve Avrupa medyasıyla ortak yayına geçerek iktidar üzerinde baskı kurmaya kalkışanların Cumhurbaşkanı Erdoğan"ın BM temaslarından ve Meclis"in tezkere kararından sonra düştükleri "tipik komedi" hali de bayramı bayram olarak kutlamanın şartlarından biri olarak görülebilir.

Bizim Salih Tuna"nın kelimeleriyle "bir gazetenin değiştirilmesi teklif dahi edilemez genel yayın yönetmeni"nin orada çöreklenmiş aynı ezberden gelen ve aynı ödevi izleyen kimi kalemlere, İsrail vizeli yardım örgütünün perişanlığına ağıt yakmaktan başlarını kaldırabildikleri ölçüde ancak bir fitnecinin sergileyebileceği sefaletin içinden "tezkere iyi oldu ama iktidarın bunun gereklerini yerine getireceğine dair derin şüpheler var" dedirtmesi söz konusu "tipik komedi"nin karinesidir.

Başbakan Davutoğlu"nu kötülemeye kalkışıyorlar, bu kalkışmaları makatları üstüne "küt" diye oturmalarıyla sonuçlanıyor; "Türkiye teröre karşı harekata destek vermiyor" diyorlar, daha bunu dedikleri anda lafları kızgın bir ateş olarak kendi boğazlarına akıveriyor; Cumhurbaşkanını "ağız değiştirdi" diye suçlamaya yelteniyorlar, her zaman olduğu gibi Cumhurbaşkanının güçlü Osmanlı tokadı yine ve anında enselerinde patlıyor.

Benim tavsiyem odur ki, bayramın bayram olmasını engelleyemeyenler, bayram öncesinde devletin onların önlerine attığı "İsrail vizeli yardım kuruluşuna ağıt yakma" kemiğini kemirmeye devam etmekle yetinsinler, bu eylemleri hem varoluş düzeylerine hem de çelişkilerine bu daha uygun düşer; bunun dışındaki her konu onları madara etmekle kalmaz onları birer "komikaze"ye dönüştürüverir.

VİCDAN SAHİBİ SOLCULARA NE OLDU

Solcuların son müşterek darbe gayretiyle mustafa keserin askerleri, ulusalcılar ve Haşhaşiler içinde büyük bir erimeye maruz kaldıklarını elbette sizin kadar ben de biliyorum.

Benim sorum hâlâ vicdana ve sol ahlaka sahip kimi solcuların yaşıyor olabileceklerine dair inancımla ilgilidir.

"Yaşıyor" derken Cengiz Çandar"ı, Murat Belgeyi vb. de kastetmiyorum elbette; zeminleri doğru, duruşları sağlam, muhalefetleri asil olan solcuları kastediyorum.

Bir Tanıl Bora var(dı) örneğin. Gerçi Birikim dergisi depoda fazla biriktikçe "İslamcılık" dosyalarıyla ona hareket kazandırmaya çalıştığını görüyorum zaman zaman ama bu bir varlık belirtme değil, saman alevi gösterisi olarak kalıyor.

Tanıl Bora"dan başkaları da var. Henüz bir dergi, bir köşe sahibi olmadıkları için itiraz imkanı bulmayabileceklerinden dolayı onların isimlerini şimdilik zikretmiyorum. Gezi öncesi "Türkiye derdinde" buluşarak verimli tartışmalar yapabildiğimiz bu arkadaşlar sahi neredeler?

Sol "Amerikan çocukları" şeklindeki manşetleriyle bir şey söylediğini sanan ama bununla asıl "70"li yılların kafasında, dilinde, söyleminde kalarak yobazlaşmış, gericileşmiş olduğunu beyan eden bir gazetenin okuma-yazma bilmekten başka maharetleri olmayan bebelerine mi kaldı?

İşte Suriye, Kobani, PYD, IŞİD, ABD, tezkere... Bunca konuyu vicdan ve ahlak sahibi Solcular olmaksızın konuşmak, tartışmak bende bir yalnızlık duygusu doğruyor. Sözün doğru söylenmesi ve yerini bulması için o Solculara ihtiyacımız var. Bu manada (ve bu konu özelinde) o Solcular benim için ayna hükmündedir.

Vicdan sahibi, ahlaklı Solcular, arkadaşlarım sizleri arıyorum! Hepiniz mustafa keserin askerlerine katılmış, ulusolcu olmuş, Haşhaşi muhibbi kesilmiş olamazsınız?

O halde neredesiniz ey benim yitik aynalarım!

twitter.com/OmerLekesiz