
Ertuğrul Özkök 27.07.2013"te şöyle yazmıştı:
"Bir kere daha anladık ki, "biat"tan...
Oy çıkıyor...
Koltuk çıkıyor...
Koltuğun nimetleri daha da fazla çıkıyor...
Otoriter yönetim çıkıyor...
Yani oturaklı, sağlam bir iktidar çıkıyor...
Ama sanatta ve kültürde iktidar çıkmıyor..."
Ben de buna karşılık 28.07.2013"te şunları yazmıştım:
"Sizden oy çıkmıyor. Koltuk çıkmıyor. Koltuğun nimetlerinden nasibiniz giderek kesiliyor. Sizden darbeci çıkıyor... Yani su katılmamış kaos destekçisi çıkıyor... Üstelik sanatta ve kültürde var olduğunu sandığınız iktidarınızın aşınması yüzünden etekleriniz zil çalıyor...
Niye mi?
-Sanatçınızı beslemeksizin tiyatronuz olmuyor.
-Yönetmeninizi beslemeksizin sinemanız olmuyor.
-İlgili şirketlerinizi beslemeksizin bienaliniz, festivaliniz olmuyor.
-Bohçacıya döndürülüp televizyon televizyon gezdirilmeden yazarınız olmuyor."
Cem Sancar"la birlikte geçen gün yeni Bienal"in Antrepo ayağını gezerken bu itirazımdaki vurguların, etkinliği destekleyenler üzerinden bir kere daha somutlaştığını gördüm: Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi...
Üşenmeyip Bienal Rehberi"nde İKSV"nin "özel" teşekkürlerini sunduğu listeye de baktım. "Sayın Ömer Çelik"le başlayan listede teşekkür edilen resmi kurum sayısı otuz beş.
Bizde devet geleneğinin kendisine küfredenlere bile merhamet etmekle maruf olduğu düşünülürse Bienal yükünün büyük bir kısmını yine onun taşımasında şaşırılacak bir şey yoktur.
Asıl şaşırılması gereken, küfredenin küfredişinden utanmak bir yana hadsizlikte pervasız, şımarıklıkta dizginsiz olmalarıdır.
"İki yıla yakın" sürdüğü belirtilen Bienal hazırlık sürecinin nasıl olup da son üç ayın Gezi eşkıya kalkışmasındaki siyasette sonlandığını açıklama zahmetine girmeksizin düşülebilen şu kaydı, örnek olarak hem buraya hem de unutulması mümkün olmayan bir yerlere kaydedelim:
"Teori ve pratiğin arasındaki sanatsal alanın açılımı Lale Müldür"den alıntıladığım "barbar" kavramını içeren başlıktan geldi. Eski Yunan"da barbar, hem kentli-vatandaş kavramıyla, hem de doğrudan dille ilişkilidir. Barbar, Eski Yunanca"da şehir devleti anlamındakin "polis" kelimesinden türeyen "politis", yani "kentli-vatandaş" kelimesinin zıttıdır ve böylelikle kent ve vatadaşlık haklarına tabi değildir. (...) Bugün İstanbul ve Türkiye"nin diğer kentlerinde devam eden protestolar ve dayanışma hareketleri yeni bir toplumsal sözleşmenin yalnızca gerekli değil ama aynı zamanda mümkün olduğunun da işaretlerini vermekte."
Küratör Fulya Erdemci"nin Rehber"deki sunuşunda yer alıyor bu cümleler. Metnin tümü ise ancak bir Gezi eşkıya bülteninden yer alacabilecek nitelikte...
O halde tekrar sorayım: Bienal için iki yıla yakın hazırlık yapmışken, nasıl bir tahrike kapılıp da onu üç aylık Gezi eşkıya kalkışmasına hapsediverdiniz, hem de devletin imkanlarını kullanarak ve onun gözünün içine baka baka söverek?..
Soruma verilecek doğru cevap, Gezi"nin nakaratı olan "polis, otorite ve baskı" kelimelerinin birer komedi unsuruna dönüşmesine yeterli geleceği gibi, Taksim Darbe Komitası tarafından harekete geçirilen kültürel hegemonistlerin ve büyük sermeyenin tesciline de yeterli gelecektir.
Yukarıda "hadsizlikte pervasızlık, şımarıklıkta dizginsizlik" derken asıl kastetmek istediğim de buydu. Toplumsal bir hareketin hayalcisi olacaksınız, ama ilgili hayallerinizi çelişkiler, yalanlar ve iftiralar üzerine kuracaksınız. Üstelik, hayalden gerçeğe döndüğünüzde bunlara önce kendiniz inanacak, size inanmayanlara ise şiddetli bir düşmanlık göstereceksiniz.
"Pes yani!" dedirten bu durumu es geçip yine de Bienal"e sanatsal açıdan bakılamaz mı?
Elbette bakılabilir ama görülecek şey sanat açısından bir zevk veririr mi, ondan emin değilim.
Şundan ki, gündelik eşkıya kalkışmasına hapsettiğiniz ve ilgili görsel vurguları ona bağımlı kıldığınız şeyde ilk ortaya çıkanın sanat değil siyaset olması kaçınılmazdır.
Üstelik Bienal"e ideoloji giydirmeyi son üç günde benimsediğiniz için o işlerde sanat açısından ortalama bir düzeyi bile tutturmanız yapısal olarak mümkün değildir.
Hele hele Bienal ekibi ve sanatçı diye öne çıkardıklarınız birer müstevli, müsteşrik ve zanaatkardan ibaret ise, işiniz kendi ellerinizle boynunuza geçirdiğiniz bir ilmiğe dönüşecektir.
O halde, 13. Bienal de milletimize geçmiş olsun, artık yenisine bakalım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.