-ALTI-SU DAMLIYOR MATARAMDANMandolinin telleri kesemiyor rüzgarıdan dan vuruyor yayı kırılmış bir tentepervazda itiraz, çerçevede nazkum fırtınasında alfabesini yitirmiş ingilizlawrencecanı benden çalıyor kannesepsiz devletler çıkıyor tabancasının kab zasındandan dan kana can karışıyor cana kan-BEŞ-TEKLİYOR BİR ŞANZIMANbir menekşenin ağladığını duymayankulaklara kar doldurulmalı karkarmalı yıldırımla hera''nın saçlarınıares ağlamalı komadan çıkmış o delinin başındabaştan sona hüsran!kesilmeli Hekatonkheir''lerinbaşının
Mandolinin telleri kesemiyor rüzgarı
dan dan vuruyor yayı kırılmış bir tente
pervazda itiraz, çerçevede naz
kum fırtınasında alfabesini yitirmiş ingiliz
lawrence
canı benden çalıyor kan
nesepsiz devletler çıkıyor tabancasının kab zasından
dan dan kana can karışıyor cana kan
bir menekşenin ağladığını duymayan
kulaklara kar doldurulmalı kar
karmalı yıldırımla hera''nın saçlarını
ares ağlamalı komadan çıkmış o delinin başında
baştan sona hüsran!
kesilmeli Hekatonkheir''lerin
başının yirmi beşi, kollarının ellisi
kala kalmalı ortalıkta
yüzde ellisiyle hain
ilenci duyarak bir sübyanın dudağından
ŞİMŞEK MİDİR SALYANGOZUN ANTENİNİ YALAYAN
kıyım kıyım kıyılmakta bir kıymık
öykünüyor sarıçamın gümrah dallarına
düşüyor Helios Hyperion''un cebinden
suyu az verilmiş
bir çeliğin ışıltısında
boynu bükük menekşeyi ağlayan
volga''dan süzülmüş bir bardak su
gözyaşlarım mıdır öğle vakti
yağmur niyetine yağan
AY MIDIR GÖKTE BENİ PARLAYAN
hasretim ellerine menekşenin sevgilim
iris elektra''nın hangi kocasından
kalan bir kokudur kulak memesine yapışık
bir kuzunun karaman koyunundan
menekşenin ellerinde suskun bir mektup
olsam dudaklarını uzatan
o zaman belki kızmaz kuzuya pan
kaç milyon dolar bozdurur
içindeki fitneyi yatıştırmak için
moşe dayan
gülümsüyor menekşe
doymuş dünyanın acılarına
vazcaymış Paris''ten, Athena''dan, Roma''dan
bir doğum sancısı gibi tenine düşen
kıymıktan topluyor acıların hazzını
mahzun kıymık boğulmuş hıçkırıklara ağlayan
kıyamıyor menekşesine ondan
canına karışıyor menekşeden bir damla kan
gülümsüyor tentenin kırılmış yayı
yarılıyor mezopotamya tam ortasından
dan dan vuruyor davullar
hüznünü bir kıymığın
SÖYLER MİSİNİZ, KAÇ KERE ÖLÜR İNSAN!
"ÜÇ KERE SAĞOL" ÇAVUŞUN ANISINA ALBAYDAN
(Not: Bu şiirim doğduğunda, Cağaloğlu''nun sokakları, caddeleri ne kadar da dar gelmişlerdi bana; bir yapıt üretmek böyle bir şey işte, yazıyorsun güzel şiiri, bir anda dolduruyorsun yazın tarihini.)