
PDY"nin (Paralel Devlet Yapılanması"nın) omurgasını oluşturan Hizmet Örgütü"nün (Haşhaşilerin) medyasında bir pişkinlik, bir pişkinlik ki ancak o kadar olur!
Türkiye halkının "toplumsal hafızası 17 günlüktür" yolundaki rivayet sanki bunlara "özel" uydurulmuş gibi, IŞİD tarafından rehine alınan 49 can üzerinden yaptıkları tahrikleri, suçlamaları sanki hiç yapmamışlar gibi pişkin pişkin yazmayı sürdürüyorlar.
Kendi mevcut pisliklerinin üzerine oturarak onu gözlerden sakladıklarını ve giderek unutturduklarını düşünüyor olmalılar ki böyle yapabiliyorlar.
Ama milletini, vatanını seven, akıl ve izan sahibi hiç kimsenin onların cürümlerini, ihanetlerini ve pisliklerini kapatma tarzlarını unutmak gibi bir lüksü de hakkı da yok.
Çünkü Haşhaşilerin hikayesi madde madde ve hem de kendileri tarafından bizzat yazıldı bir kere. Bir şey yazıya dökülmüşse Süreyya yıldızının gökte asılı olduğu hale gelmiş demektir; bu hikaye de ancak Süreyya yıldızı gökten silinirse unutulabilir.
İşte Mayıs 2010: Mavi Marmara"ya İsrail tarafından yapılan saldırıda İsrail"in desteklenmesi; Şubat 2012: Mit Kalkışması"nda İsrail"le ortak hareket, Haziran 2013: Gezi Darbe Komitası"nın teşekkülü, kapitalistler, ulusalcılar ve sol terör örgütleriyle ittifak; Ağustos 2013: dershaneyle ilgili düzenlemeye isyan, sosyal medyada Erdoğan"a yönelik "cevşenli trol" saldırısı; Aralık 2013: Seçim ayarlı darbe teşebbüsü; yine bu tarihlerde şedit bir bedduanın yapılması ve tapeler yoluyla kimi kişi ya da kurumların tehdit edilmesi; Ocak 2014: Yardım taşıyan MİT tırlarını engelleme; Mart 2014: CHP ile ittihat ve elleri cevşenli hizmet ablalarıyla abilerinin kapı kapı dolaşarak CHP"ye oy dilenmeleri; Ağustos 2014: Muhalefetteki 11 partiye çatı adayının dayatılması ve o adayın bizzat desteklenmesi...
Aralık 2013"ten itibaren Haşhaşiler, liderleri ve örgütleriyle ilgili cümle kuranlar hakkında yüzlerce davanın açılması...
Unutulabilir mi bunlar? Hadi bunlar bir nebze unutuldu diyelim zamane medyasınca yöneticilere, devlet görevlilerine, gazetecilere, aydınlara yapılan küfürler, hakaretler, tehditler... Masa başında üretilen yalanlar, kendini temize çıkarmak için ayetlere, hadislere, peygamberlere, güzide imamlara, evliyalara, mübarek zatlara yaslanılarak göstere göstere yapılan din istismarı... Hayır! Hayır! Bunlar "asla" unutulamaz.
Son üç ayda ise IŞİD elindeki 49 can üzerinden yapılan tahrikler, "hadi kabadayılar kurtarın da görelim" yollu iğnelemeler, "MİT onları kurtarmayı başarsın Müsteşarın elini, eteğini öpeceğim; eşekler gibi anıracağım" tarzında düzeysizlikler, adilikler alıp başını gitmişti.
49 canın kurtarılması ihtimali güçlenince bu kez IŞİD"le petrol bedelinin paylaşımı konusundaki üfürüklerine geçtiler.
Güya ünlerini ve saygınlıklarını teslim ederek merhametlerini, desteklerini hak etmeyi umdukları tetikçi Amerikan, İngiliz ve Alman gazetelerine bizzat kendileri uydurarak pas ettikleri haberleri, oralarda yayınlandıktan sonra alıntılayarak "ama saygın gazeteler diyor ki..." pişkinliğiyle, mütebessim kelleler olarak fısıldamaya başladılar.
Dahası, "ağır bedel ödendiğine dair duyumlar varmışmış, "operasyon" yok yok "temas" denmişmiş, CIA bağlantısı muhtemelmişmiş ama önemli olan sonuçmuşmuş, onlar eve dönmüşlermiş ya bu yeterliymiş..." kabilinden, ilk bakışta normal bir zekanın ürünü olarak görülebilen ancak iç-bakışta şeytanlara "bunları diyebilenler var oldukça bize dünyada iş kalmadı" dedirtecek kadar melunca yeni numaralar üretmeye başladılar.
Anlayacağınız sonuç aynı sonuç: Kendi pisliklerinin üzerine yatarak onu sakladıklarını, cürümlerini, ihanetlerini, istismarcılıklarını, dava adamlıklarını unutturduklarını zannediyorlar.
Oysa ki, 49 canın salimen kurtarılmasından sonra: "Bu devleti her fırsatta Batı"ya kötüleyerek şikayet ettiğimiz; 49 cana selametin erişmesini istemediğimiz; genelde iktidara özelde Cumhurbaşkanı Erdoğan"a duyduğumuz kin, düşmanlık ve nefret yüzünden aklımızı ve gözümüzü kendi ellerimizle perdeleyerek haksızlıkta hatsizleştiğimiz, Batı"nın Türkiye"ye yönelik fitnelerine hem malzeme desteği verip hem de çanak tuttuğumuz için Türk milletinden, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı"ndan ve yeni Türkiye"nin yeni Başbakanı"ndan, göreve geldiği ilk günden beri İsrail"e verdiğimiz sözler yüzünden aleyhinde çalıştığımız, ölümünü hararetle arzuladığımız MİT Müsteşarı"ndan millet önünde bin pişmanlık duyarak ÖZÜR DİLİYORUZ" demeleri beklenirdi.
Sonra oturup, göğüslerine kutlu bir bıçak gibi saplanmış olan "paralel" kelimesinin ilk kez Sırbistan"da mı, Rusya"da mı ya da Côte d''Ivoire"da mı kullanıldığına, muta nikahının inceliklerine dair hayati değer taşıyan muhteşem bilgilerini(!) kendi müminleri için masal niyetine ballandıra ballandıra anlatabilirlerdi.
Ama onlar iktidarın somut başarılarını yalanlamaya artık güçleri yetmediği ve yetmeyeceği için "şu çok iyi, fakat şöyle de diyorlar; bir tuhaflık var" kabilinden uyuza yatmayı, sinameki kılıklarıyla yeniden kıvırtmayı seçtiler. Yukarıda belirttiğim gibi pislik kapatmada ve cürüm unutturmada başarılı olduklarını sanmalarının bir gereğiydi bu yeni halleri.
"İyi de bu kadar numara, sahtelik ve rol üreteceklerine, başından beri biraz da utanmayı bilseler daha iyi olmaz mıydı?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Utanmak insani bir haslettir ve ancak kendilerine utanma nimeti verilenler utanabilirler.
Bunların utanma nimetinden nasipleri olsaydı, önce Mavi Marmara şehitlerine sahip çıkarlardı ve belirttiğim şunca cürümü zaten işlemezlerdi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.