İki mesajı, hem bir zihniyetin göstergesi olmaları nedeniyle unutulmamaları hem de özür formları itibariyle benzeşmeleri bakımından aynen alıntıladım.
Zihniyetten kastım şudur: Cabas, Charlie Hebdo olayında ya da bir IŞİD teröründe aynı içerikte bir mesajı yazmış olsaydı, kraldan fazla kralcı meslektaşları, baskı makinesine gazetelerinden önce onun kellesini koyarlardı.
Demek ki, Cabas’ın temsil ettiği zihniyet, kendi ülkesine, halkına karşı lakayt olan ama yerli teröristlere ve ülke düşmanlarına saygı ve muhabbet içerebilen müstemlekeci bir zihniyettir.
Mesajlardaki özürlülüğe gelince:
İlk mesajında Cabas, ancak ilgili terör örgütünün basın sözcüsünce kullanılabilecek bir retoriğe başvuruyor.
Diyor ki,
-Bu bir terör saldırısı değildir ama velev ki kanlı da bitecek olsa bu size dersinizi verecek bir eylemdir.
-Bu eylem daha önce vurulmuş bir çocuğun adına yapılmıştır. O çocuğu vurduğunuz gibi bu çocukları da vurursanız, bize ‘katil devlet’ deme hakkını vermiş olursunuz.
-O halde bu çocukları vurmayın, annelerini yuhalatmayın ki, eylemden ders almış olduğunuzu görelim.
Bunlardan bakınca Cabas’ın CNN programcısı olmaktan çok, teröristlerin sözcülüğünü üstlenmiş biri olma ihtimali gerçekten ağırlık kazanıyor ama neyse ki, o yeni mesajında “iki gün” kafayı dinlendirdikten sonra yine CNN Türk ekranında olacağını söyleyerek, bizi nezaketle aydınlatıyor.
Elbette söz konusu mesajında başka nezaketleri de var.
Örneğin, mesajının yanlış olduğunu söyleyemeyerek başta kendisine nezaket gösterip, onun “başkalarını üzmüş doğru bir mesaj” olma ihtimaliyle üzmüşlüğünden dolayı özür diliyor.