
"Kültürel hegemonya"nın son kalkışması olan Gezi"yle ilgili (kimilerini geçmişte burada sizlerle paylaştığım) değerlendirmelerimde, düşüncelerinden ziyadesiyle beslendiğim sevgili Mehmet Ali Güveli anlatmıştı.
Musiki eğitimi veren bir okulda öğrencilerden biri bir konu hakkından özel görüş belirtmek üzere hocasından izin aldıktan sonra sözlerine şöyle başlıyor: "Hocam, ben bir aydın olarak..."
Hoca tebessüm ederek "Sen bir aydın olarak... öyle mi? Liseyi bitirip buraya gelmişsin. Liselerden aydın yetişmediği malum. Sen hangi ara, hangi önemli düşüncenin hakkını vererek aydın oldun?" diye sorduğunda öğrenci rahat bir eda ile şu cevabı vermiş: "Bu okulda okuduğum için ben zaten aydın oluyorum."
Sezen Aksu"nun "koymak" gibi kaba-saba bir kelimeyle örtü, Leman Sam"ın ise bir cehalet belgesi olarak IŞİD ile kurban keseni eşitleme konusunda yaptıkları "gösteriler"e söz konusu örnek üzerinden baktığımda her ikisinin de "suçsuz" oldukları sonucuna varasım geliyor.
Çünkü kamuoyunu etkilemeye yönelik bu bireysel tepkileri onların "aydın oluşlarından" değil, varlık kazandıkları ilgiyle bağ(ım)lısı oldukları sistem içinde "aydın yapılışlarından" kaynaklanıyor. Dolayısıyla ikisinin de akla başvurmayı zorunlu kılmayan bilakis kendilerini aklı kullanmaktan muaf kılan "bedeni yetenekler" üzerinden konuşmaları kendi içinde "doğal" görünüyor.
"Kendi içinde doğal"lıktan şunu kastediyorum. Latin alfabesinin milletin mevcut bilgi ve birikimine karşı yöneltilmiş açık bir tecavüzle dayatılmasının ardından yeni duruma mahsus her "seçim" Kemalizmin taraftarı olma hakkını kazandırırken, aynı zamanda "devrimci, yenilikçi, aydın" olmaktan yana "seçilmişlik" vasfını da kazandırıyor.
Bu yolla önce yeni alfabeyle üç yıllık ilkokulu bitirenlere, ardından Batılı sanatlardan herhangi birini takliden öğrenmek isteyenlere rozet takılır gibi "aydın" sanının verilmesiyle yeni devrin yani Kemalizmin aydınlar ordusu da kurulmuş olunuyor.
Cumhuriyet tarihinin tümü üzerinden baktığımızda ne felsefede, ne sosyal ve teknik bilimlerde ne de mimari dahil sanatta "Cumhuriyet tavrı"yla nitelenebilecek bir şahsiyetin ya da eserin ortaya çıkmaması işte böyle sağlanıyor. Güzel sanatlarda "nü" yapmayı aydın olmak sananların yetiştirdiği, eğittiği yeni kuşaktan da yetişe yetişe Sezen Aksu, Leman Sam "aydını" yetişiyor. Diğer bir söyleyişle Kemalist zihniyetin düzeyiyle mevcut malzemeden ancak bu kadar "ünlü ürün" elde edilebiliyor.
Bu noktada Sezen"e ve Leman"a "sabah akşam gösteri peşinde koşan sizler hangi ara hangi düşüncenin çilesini çekerek, ona zihin patlatarak aydın oldunuz?" diye sormanın da bir gereği yok aslında. Çünkü onlar mikrofonu ellerine alarak sahneye fırlamakla aydın oluverişler zaten. O halde kusurlarına bakılmamalı, onlara bir suçlama yöneltilmemeli artık.
Çünkü karşımızdakiler birer mikrofondan ve bedensel yetenekleriyle sahnede tozutmaktan ibaret olan Kemalizmin iki kurbanından ibaretler.
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş ile Rojava Halk Meclisi Kobani Divanı Eş Başkanı Eyşe Efendî"nin şimdi içinde sokak çatışmalarının başladığı haberleri gelen Kobani"yle ilgili konuşmalarını okumuşsunuzdur.
Doğrusu ikisi de özelde Kobani genelde Kürt halkının maruz kaldıkları sorunlarla ilgili çok "etkili" konuşuyorlar ama son tahililde hiç de inandırıcı konuşmuyorlar.
Önce devletin sayıları 2 milyonu aşan mültecilere sahip çıkarak verdiği insani desteği görmezlikten geliyorlar. Sonra barış sürecinin devam edebilmesi için devleti PKK ve türevleriyle kendi talepleri doğrultusunda güya "kesin ve kalıcı bir barışa" zorluyorlar.
Dolayısıyla bu konuda HDP / PKK / PYD"nin açıklığı ve samimiyeti yine ve yine sorgulanır halde kalıyor.
Kobani"nin düşmesi arzulanacak bir durum değildir ancak dünyanın sonu da değildir. Sınırımızın hemen dibinde süren bu savaş her gün yeni bir sürprize açık olduğu gibi, şu anki mevcut olumsuzluk da Kürtlerin lehine yeni imkanların devreye sokulmasına engel değildir.
O halde HDP / PKK / PYD askere taş atmakla, IŞİD merkezli iftara etmekle değil Türkiye"ye teşekkür etmekle doğru bir sürecin kapısını aralayabilir.
İkinci olarak maksat kurtuluşsa Türkiye hakkındaki karanlıklar içinde oynamaktan vaz geçmeleri ve Türkiye"nin çözüm önerilerine teslim olmaları gerekir. Ancak bu teslim oluşla gerçekleşebilecek açıklık ve samimiyet HDP / PKK / PYD ile güveni tesis edebilir.
Değilse Türkiye"nin bir delikten bir defa değil bin defa sokulduğunu şu ya da bu tehlike karşısında hemencecik unutmasını beklemek saflık olur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.