Günseli Kato"nun ayaklanmış minyatürleri

00:002/01/2013, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

Reza Hemmatirad"ın üç işi (görebildiğim diğer işlerini de temsil tahtında) Osmanlı temsil anlayışı ve uygulamalarıyla bir yakınlık taşımadığı gibi Babür, Çin"in temsil sanatıyla da bir yakınlık taşımaktan uzak görünüyor. Dolayısıyla Reza"nın "Köklerinden yola çıkarak modern dünyada model oluşturma"ya çalıştığı şeklindeki iddia, şimdilik reklam amaçlı bir iyi niyet gösterisinden ibaret kalıyor.Öğreticilik yanını saklı tutarak Reza"nın Türkiye"de tutunma nedenlerine baktığımızda ise bunun konjonktürle

Reza Hemmatirad"ın üç işi (görebildiğim diğer işlerini de temsil tahtında) Osmanlı temsil anlayışı ve uygulamalarıyla bir yakınlık taşımadığı gibi Babür, Çin"in temsil sanatıyla da bir yakınlık taşımaktan uzak görünüyor. Dolayısıyla Reza"nın "Köklerinden yola çıkarak modern dünyada model oluşturma"ya çalıştığı şeklindeki iddia, şimdilik reklam amaçlı bir iyi niyet gösterisinden ibaret kalıyor.

Öğreticilik yanını saklı tutarak Reza"nın Türkiye"de tutunma nedenlerine baktığımızda ise bunun konjonktürle ilgili bir durum olduğuna hükmetmemiz gerekiyor.

Reza"nın işleriyle karşılaştırılması mümkün olmasa da Günseli Kato"nun son sergisiyle ilgili (fotoğralar: https://twitter.com/OmerLekesiz) izlenimlerimi onun hakkındaki kanaatlerimin arkasından iletmek isteyişim dolaylı da olsa Reza"nın asıl neyi yapamadığının ve Osmanlı minyatür geleneğinin neden fersah fersah uzağında olduğunun da kısmen anlaşılması bakımından yararlı olabilecektir:

Günseli Kato"nun "Minyatür Ayaklanması" adlı sergisi, öncelikle iyi bir minyatür ustasının belirtmeye pek de tenezzül etmeyeceği şekilde tamamı isimsiz işlerden oluştuğu gibi, malzeme bilgilerini de içermiyor.

Bu durum, seyredenin merakını artırmak gibi artistik bir tercihi akla getiriyor olsa da aslında ismin ve malzeme bilgisinin seyredende neden olacağı koşullandırmanın bilinçli olarak iptal edilme niyetini taşıyor olma ihtimaliyle bana önemli geliyor.

Minyatür Ayaklanması, sergi alanına geniş bir açıdan baktığımızda tek sayfalık bir minyatür olarak görülebileceği gibi, figürlere yakın plandan baktığımızda ayrı ayrı minyatürlerin (tematik etkiyle) toplamı olarak da görülebilir.

Günseli Kato, tematik anlamda biribirlerine bağımlı ancak, biriciklik anlamında biribirlerinden farklı işlerinin bir kısmını özel bir zemine değil sonuçta o zeminin de dahil olduğu genel bir zemine (boşluğa) yerleştirmekle klasik minyatürdeki zeminden, zeminsizlik zeminine, öte yandan kimi figüleri kontürlerini gölge etkisiyle yoğunlaştırmak suretiyle yerleştirdiği fonu ise, figürlerin oradan ayrılma ihtimalini ihtimal olarak güçlendiren bir tür vekaleten zemine dönüştürmüş.

Ama neticede Günseli Kato, minyatürlerini hem zeminden taşmak (ayaklanmak) ve zeminsiz zeminde yer tutmak hem de onları oldum olası ilişkili oldukları hayal oyunu"nun refaketine sunmak suretiyle güncelliğin içine çekmiştir.

Bu yanıyla sergideki her işini, adeta bir çizgi filmin elemanlarıymış gibi biribirlerinin akışına katarken, öte yandan asıl kendi gerçekliklerinin tahribiyle ("bu o değildir/ bu o"dur / o olmayan bu"dur" çelişkisinin içsel tutarlılığı içinde) çoğul mizahı da üreten bir gerçeklik katına taşımıştır.

Günseli Kato"nun gölge, hayal ve oyun kavramlarının tasavvuftaki anlamlarını ne denli içselleştirdiğini bilmiyorum ancak onun bu manada bir kültürel gen taşıyıcısı olduğundan neredeyse eminim. Çünkü gölge, hayal ve oyun, varlıklarıyla birlikte şu alemin Tanrı"nın varlığına göre yok"luğa bitişik oluşunu ifade eden kavramlardır. Ki, bu yokluğa bitişik olan, onu idrak edene (insana) mahsus bir gerçekliğe de sahiptir. Bu gerçekliğin, yanında gerçeklik olmaktan çıktığı gerçekliğe göre (sanat yoluyla soyutlanarak) kavranması minyatürün, hayal oyunu"nun hatta ve hatta şiirin temelini oluşturur.

Bana göre Günseli Kato, bu temel üzerinde yükselen bir idrakin, arayışın ve bulma çabasının içinde durmaktadır.

NOT: Kitap sanatlarının saygın üstadları Hasan Çelebi (hat), İslam Seçen (cilt), Alpaslan Babaoğlu (Ebru), Muhammed Mağ (tezhib) ve Taner Alakuş (Minyatür) 4 Ocak 2013 tarihinde söyleşi için Bursa"da olacaklar. Saat 14.30"da Tayyare Kültür Merkezi"nde gerçekleşecek olan bu söyleşiyi okurlarımızın kaçırmayacaklarını umuyorum.