Haşhaşi karanlığı

00:0021/10/2014, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Zıtlık varlığın tabiatındandır ve bir zihin şeyleri zıddıyla "birlikte" düşünerek onu suretlendirebilir (imgeye dönüştürebilir).Örneğin "siyah" demeye durduğumuz yerde eş-zamanlı olarak aklımıza "beyaz" gelir; kötü dediğimizde iyi, haksızlık dediğimizde haklılık, adalet dediğimizde hak gelir aklımıza aynı anda.Zihin iki ayrı yüzden, uçtan ibaret olan müşterek imgenin tam "ara"sında durmak suretiyle yeni bir tanımlama yapabilir. Diğer bir söyleyişle hafızasında zaten var olan beyaz ile siyah rengin

Zıtlık varlığın tabiatındandır ve bir zihin şeyleri zıddıyla "birlikte" düşünerek onu suretlendirebilir (imgeye dönüştürebilir).

Örneğin "siyah" demeye durduğumuz yerde eş-zamanlı olarak aklımıza "beyaz" gelir; kötü dediğimizde iyi, haksızlık dediğimizde haklılık, adalet dediğimizde hak gelir aklımıza aynı anda.

Zihin iki ayrı yüzden, uçtan ibaret olan müşterek imgenin tam "ara"sında durmak suretiyle yeni bir tanımlama yapabilir. Diğer bir söyleyişle hafızasında zaten var olan beyaz ile siyah rengin bilgisinden hareketle "gri"nin imgesine ve dolayısıyla tanımına ulaşır ki, bu fiil ona mahsus bir müktesebat olarak değer kazanmakla kalmaz aynı zamanda ona "fail olma" hakkını kazandırır.

Söz konusu ara"nın tam karşılığı ise "berzah"tır; sözlüklerdeki karşılığıyla ara-lık, ayıraç"tır; "kıstak"tır yani daraltmak ve sıkmaktır.

Dolayısıyla berzah, varlığın tabiatından olan batıni ve zahiri zıtlıkların bulunduğu her yerde bulunur; zihni ve doğayı kendi gerçeklikleri içinde bilen herkes onları kolaylıkla ortaya çıkarabilir ve bu yanıyla bir kuşatıcı olgu değeri yüklenen berzah yeni tanımlamalar yoluyla zihinden doğaya oradan hadisata... hayatın tümüne yayılır.

Buradan hareketle hadisatı değerlendirirken (kanaatlerin, intibaların, sezgilerin, beğenilerin vs. bakışa ve düşünüşe birer perde olmaları nedeniyle) tarafsızlığın mümkün olmadığını ancak birbirine zıt iki hadisenin berzahında durmak suretiyle "doğru hükmün" verilebilmesinin mümkün olabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Örneğin son kırk yılın sorunu olan ve son bir yıldır mevcut iktidara kibirleriyle karşı gelmede gemi azıya alan Haşhaşilik olayındaki son duruma bakalım.

Haşhaşilerin zamane yazarları kendi hallerince, uslu uslu hizmet eylerlerken İktidarın hışmına uğradıklarını, kendilerine yakıştırılması mümkün olmayan suçlamalara maruz kaldıklarını, hakaret gördüklerini, haklarında adaletle hüküm verilmediğini bilakis planlanmış bir zulme muhatap kılındıklarını iddia ediyorlar.

Siz Haşhaşi değilseniz zaten tarafsız olmayacağınız için Haşhaşilerin söz konusu iddialarını doğru değerlendirebilmek üzere berzahta durmayı seçmek zorundasınız.

Ancak berzahta durabilmeniz için o zıtları olanca netliğiyle görmek zorundasınız.

Zıtlardan biri iktidardır ki onun durumu, rengi, tutumu "net"tir. Haşhaşileri bir ihanet şebekesi, istikrara kastetmeye kalkışan gafiller, huzur bozucular, din ve duygu istismarcıları, bir menfaat şebekesi, "uzaktaki kara çukur"un basiretini kaybetmiş şövalyeleri olarak görmektedir.

Diğeri Haşhaşilerdir ki, işte bu zıttın kendisi net değildir. Bu noktada camia, gönül erleri, nur taşıyıcıları, serdengeçtiler, hizmet pervaneleri vb. tanımların o zıttın özüne değil süslenmesine ilişkin tanımlar olması bakımından zıttaki netliğin sağlanmasına hiçbir katkısı yoktur. O halde o zıttın kendisini netleştirmesi ya da sizin onu netleştirebilecek karinelere bizzat sahip olmanız gerekir.

"Haşhaşiler Müslümandır" deseniz, zıtları kafir değil. "Haşhaşiler hizmet ehli" deseniz zıtları hizmet düşmanı değil bilakis hizmeti toplumun tüm kesimine yaymak üzere milletin vekaletini almıştır. "Haşhaşiler adalet duygusuna sahiptir" deseniz, son bir yıldır doğru sebeplere bağlı olarak değil, adeta kendileri vesileler uydurarak Cumhurbaşkanına, başbakana, hükumete yönelttikleri iftiralar, hakaretler, suçlamalar olmuş diz boyu. "Haşhaşiler millleti düşünürler" deseniz kargalara da "gülmeyin" demek zorunda kalırsınız.

Hal böyle olunca berzahta durarak Haşhaşileri anlamak, iddia ettikleri konularda doğru bir değerlendirmeyi yapabilmek mümkün görünmüyor.

Çünkü siz "Haşhaşiler ahlaklı adamlardır" demeye niyetlenirken onlar banyo dikizleyenleri, kulak hırsızlarını, hizmet namıyla esnafı haraca kesenleri sahiplenmeye hatta kutsamaya kalkışıveriyorlar; siz "Haşhaşiler tek ceketlidirler onu da üç günden fazla sırtlarında tutmayıp hemen bir yetime giydirirler" demeye hazırlanırken, onlar batmak üzere olan bir bankanın koruma tugayına dönüşüveriyorlar; siz "Haşhaşiler zalimlerden yana olmazlar" demeye niyetlenirken onlar zulüm devleti İsrail"e, eli kanlı Sisi"ye, Esed"e borazanlık yapıveriyorlar; siz "Haşhaşiler açıklıkta ve yanıbaşımızda dururlar" demeye niyetlenirken onlar "uzaktaki kara çukur"un sinsi müminleri oluveriyorlar; siz "Haşhaşiler güzel dilli, nezaket sahibi adamlardır" demeye niyetlenirken onlar tasmasından boşalmış bir Kangal köpek kızgınlığıyla insanların paçalarına saldırıveriyorlar.

Şu son örnek de zamane gazetelerinden: Sonuncusu 2000 yılında yapılan iki gün önceki Kocatepe Bediüzzaman Mevlidi"nin, 2001 yılında o günün iktidarınca yasaklandığı, bu yasak Ak Parti tarafından da kaldırılmadığı için ancak 14 yıl sona yeniden yapılabildiği şeklindeki haberler sürmanşetlerden iletildi.

İlgili valilik ise böyle bir yasaklamanın olmadığını, mevlit için başvuruda bulunulmadığını, kaldı ki bu konuda herhangi bir başvuruya, izin alınmasına gerek de olmadığını söylüyor.

İşte Haşhaşilerin, haklarında doğru hüküm vereceğinden emin oldukları şahısları bile berzahsız bırakmalarının, diğer bir söyleyişle karşı oldukları şeylere karşıtlıkta, zıddında oldukları şeylere zıtlıkta net olamayışlarının, yalancılıkta hadsiz, seviyesizlikte nihayetsiz oluşlarının (zikrettiğimiz ve sayısını daha da çoğaltılabileceğimiz örnekler üzerinden) nedenleri bunlardır.

Dolayısıyla Haşhaşiler, bizzat kendi elleriyle kendileri hakkında yaptıkları karartma nedeniyle yalnız kalmaktan şikayette, itirazlarına muhatap bulamama sızlanmasında, seslerinin millet tarafından duyulmamasından yakınmakta külliyen haksızdırlar.

Ancak duruşlarında bir netliğe sahip olanlar, haklarında yeni bir karışıklık doğarsa onun netleştirilmesini talep edebilirler.

Her fiilleri karanlık olan Haşhaşiler ise öncelikle yaptıkları haksızlıklardan, "uzaktaki kara çukur"dan ağızlarına dolan zifti masum insan ve kurumlara sıçratmaya çalışmaktan vaz geçmedikleri sürece söz konusu talepten kendilerine de bir pay verilmesini umamazlar.

twitter.com/OmerLekesiz