
Paralel Devlet Yapılanması''nın omurgasını oluşturan Haşhaşilerin (17 Aralık seçim ayarlı darbe kalkışmasının önlenmesinden bu yana) halktan ve devletten gördükleri tepkiye tepki olarak ''ölümüne'' bir inatla, diklenmeyle halk ve devlete karşı neredeyse her gün yeni bir nifakı üretmeye çalıştıkları biliniyor.
Bunun nedeni bellidir: Maddi ve manevi olarak sürekli kaybediyorlar. Bu çerçevede Haşhaşilerin sadece (aynı zamanda örgütün eğitim kampları olan) okul ve yurtlarındaki son durum şöyledir:
-Yurt içi ve yurt dışında, Haşhaşilerin okullarına çok az sayıda yeni öğrenci girişi olmuştur.
-Haşhaşilerin paralel yapıyla ilişkisini bilmeksizin bu okullara önceden girmiş olan öğrencilerin büyük bir bölümü yatay geçişle oradan kurtulma çabasındadır.
-Haşhaşilerin taşradaki yurtlarına yapılan başvuru geçen yılkine oranla (fiyatları da yüzde elli düşürüldüğü halde) yüzde onu geçememiştir. İstanbul''daki yurtları ise öğrenci yokluğu nedeniyle dördü beşi birleştirilerek ayakta tutulmaya çalışılmaktadır.
-Faaliyeti büyük oranda bu okullara bağlı bulunan İsrail vizeli Haşhaşi yardım örgütü, bu Ramazan ve Kurban''da önceki yıllarda gırtlağına kadar dolan hasılattan çok büyük oranda yoksun kalmıştır.
Durum böyle olunca Haşhaşiler, Türkiye''de kendiliğinden kapanmaya yüz tutan, yurt dışında ise devlet ilişkileri çevresinde kapattırılma korkularına neden olan okullarını, yurtlarını koruyabilmek maksadıyla yukarıda belirttiğim nifakın yeni bir versiyonunu tedavüle koydular.
Nifakta iki yerden gelecek ''bilgi ve talimat''a göre harekete geçiyorlar:
a)İnternette yayınlanan ''vaazlar''da kodlanmış kelimelerin ''deşifre uzmanı abi''lerce yapılan tefsir ve tevili.
b)PDY''nin tetikçi gazetelerinde belli yazarlara yazdırılan ''hedef gösterici'' yazılar.
Yeni nifakın bilgisi ve harekete geçme talimatı ikinci şıkla geldi.
İlgili yazıda, Balkanlar''da kamuya açık, gözler önündeki faaliyetleriyle sivil ve resmi tüm kesimlerin beğenisini kazanmış olan TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü''nün güya IŞİD ve el-Kaideyle, Müslümanlar tarafından oluşturulmuş sivil toplum kuruluşlarının da TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü ile ilişki içinde olduğu iddia edilerek, Haşhaşi militanlara ''harekete geçme'' emri veriliyordu.
Zamane yazarları tarafından ''gönül erleri'', sınır ötesindeki ''serden geçtiler'' vb. şeklinde tanımlanan Haşhaşi militanların ''masumiyetine ve hizmetten başka her şeyler ilişkisizliğine'' bakın ki, o yazıyla birlikte devlet kurumları anında harekete geçip, Kosova''dakiler başta gelmek üzere Müslüman halkın oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarına karşı bir operasyon başlatıverdiler.
Hal böyleyken ilgili yazının iddiasını çürütmeye çalışmak o iddialara ciddiyet atfetmek olacağı gibi Haşhaşilerin takiyeciliğini de temize havale etmek olur. Çünkü onlar yarın başka bir bağlamda IŞİD''e destek verilmemesini de yeni bir nifak nedenine dönüştürme cibilliyetine sahip oldukları kadar, bugün karşı oldukları ''cihad'' kavramına da günü geldiğinde nasıl tutunacakları hiç belli olmaz. Bu nedenle Haşhaşilerin cibilliyet(sizliğ)ini iyi bilmek, iyi tanımlamak gerekir. Onlar kendi çıkarları doğrultusunda muhasebe yapmaksızın, ahlaki bir kayıt altına girmeksizin anında Müslüman da olabilirler, Musevi, İsevi, materyalist, Şii, Ehl-i Sünnet, selefi ve sufi de olabilirler.
Elbette Haşhaşilerin daha önceki nifak denemelerinde olduğu gibi bu yeni nifaklarında da hevesleri yine kursaklarında, iki elleri de yine kendi yanlarında kalacaktır.
Burada asıl olan yukarıda belirttiğim tanımlama zorunluluğunca Haşhaşilerin devlet düşmanlığı üzerinden millete de nasıl düşman olabileceklerinin, Müslüman halkı ve onlar tarafından oluşturulmuş kurumları tereddüt etmeksizin kolaylıkla nasıl ''satabileceklerinin'' de bilinmesi zorunluluğudur.
Görülen odur ki Haşhaşi kaynaklı nifak salgını kısa sürede bitmeyecektir; gerek kişiler gerekse kurumlar üzerinden normal bir insanın aklının ucundan bile geçmesi mümkün olmayan yeni konular icat etmeye ve yeni kalkışmalar, karartmalar tertiplemeye devam edeceklerdir.
Bu noktada Haşhaşilerin imanlarında İsrail tarafından bir gedik açıldığı asla unutulmamalıdır. İmanda bir gedik açılınca siyahlık (şer) oradan kalbin tümüne nüfuz eder ki, sonrasında aklın bile almayacağı nifakı üretmek o kalbin (ve ezberci aklın) normal bir işi haline gelir.
Nitekim İsrail''in imanlarında açtığı gediğin etkisiyle Haşhaşiler dün ''Hoşgörücü''ydüler, sonra ''Diyalogçu'' oldular, ardından Vatikan''la ve Tel Aviv''le ittifak ettiler, son olarak da milletin düşmanlarıyla ittihat ederek onlar için ellerinde cevşenle (ki Allah muhafaza bu Kuran da olabilirdi) kapı kapı dolaşıp destek, yardım, oy dilendiler. Bugün terör bahanesiyle ''cihat'' karşıtı oldular, yarın ne olacaklarını ise ancak Allah bilir.
Son Balkan karartmasından hareketle bizim kul olarak bilebileceğimiz şey ise
1)Artık ayıdan post Haşhaşiden dost olmayacağıdır,
2)TİKA ile Yunus Emre Enstitüsü kervanlarının Haşhaşilerin bunca ürümelerine rağmen güvenle, samimiyetle, gayretle ve aydınlık içinde yoluna devam edeceğidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.