
Hat, tezhip, minyatür ve ebru sanatlarında bir nazariyat kaydının yapılması oldum olası elzem görülememiştir.
Çünkü bu sanatlarda öğrenci tarafından ustanın tarzını şekillendiren şahsiyetinin ve şahsiyetinin şekillendirdiği tarzının ayrılmaz bir bütün olarak yakinen tanınması ve benimsenmesi öncelenmiş, icazet müessesesi de adeta bu öncelemeyi önceleyişin derecesine göre şekillendirilmiştir.
Şimdi ise Kur"an harfleriyle bağımız da çokça örselendiği için nazariyata özellikle ihtiyaç duyuyoruz; onlarla irtibatımızın nostaljik bir tutuma indirgendiğini, ilgili tespilerin güzelleme yapmaktan öteye geçmediğini görüyor ve konunun mahiyetini anlamayı, o sanatlardan birine yönelmek için doğru gerekçeler oluşturmayı arzuluyoruz.
Ancak geçmişte elzem olmayışla şimdi elzem oluş arasındaki zamana bağlı boşluk, bize bir bilgi boşluğu olarak yansıdığından söz konusu nazariyatın (tekraren ve yeniden) üretilmesi de cesaretli bir gayreti gerektiriyor.
Hattat Savaş Çevik"in İtibar dergisinin Nisan 2013 sayısında yer alan söyleşisini bu düşünceler eşliğinde okudum.
"Cesaretli bir gayret" vurgusunu biraz da bu yüzden yaptım.
Çünkü Çevik"in hem mektepli bir sanatkar hem de halen hat ve kaligrafi dersleri veren bir akademisyen olması geleneksel sanatlar üzerine söyleceklerini değerli kıldığı kadar (yukarıda zikrettiğim boşluğun doğal bir sonucu olarak) riskli de kılıyor.
Bu riskin bilgi seviyesiyle bir ilgisi yok; bu daha çok oturmamış diğer bir söyleyişle henüz kayıt altına alınmamış bir nazariyatın Batıdaki hazır kavramlar ışığında yanılarak düzeltilerek hecelenmesinden kaynaklanan bir risk!
Örneğin yedi sayfalık söyleşisinde Çevik, birer defa "istif" ve "istif, kompozisyon" yirmi iki defa "kompozisyon" terimini kullanıyor.
İngilizce"de istife "hoard", kompozisyona "composition" dendiğini düşünürsek, önce hat terminolojisinde istifin daha farklı bir anlamı yüklendiğine, sonra istif ve kompozisyon kelimelerinin eş-anlamlı olmadıklarına hükmetmemiz gerekiyor.
Öte yandan "tümleme, derleme, bir araya getirme; terkip, tertip; nitelik, mahiyet; alaşım, halita; bileşim; kompozisyon, yazı ödevi, tahrir; beste, bestecilik; uzlaşma, anlaşma; matbaacılıkta dizgi, tertip" (Redhouse) anlamlarını içeren kompozisyon hat terminolojisindeki "terkip" teriminden de oldukça farklı görünüyor.
Yine Çevik"in "Hat sanatı esas itibariyle bir form sanatıdır. Renk sanatı değildir, rengi kullanmaz. Mimari gibi hat sanatı da bir form sanatıdır. Zaten mimari ile hat sanatı birbirine çok yakındır. İkisi de ana hatlarında renge, süse yer vermez, ikisi de öncelikle fonksiyonu önemser." tespitinin izini doğru sürsek bu da bizi kompozisyona değil istife götürüyor yani Batılı anlamıyla kompozisyonu içeren ama onu da aşan bir istife.
Evet risk, geleneksel sanatlardan önce öğrendiğimiz Batılı sanatlara dair bilgilerimizden kaynaklanıyor. Çünkü geleneksel sanatlara da onlara mahsus kavramların, anlayışların içinden bakıyoruz. Deyim yerindeyse Batılı kavramlar eşliğinde geleneksel sanatları tanımlama sorunumuz, bu sanatlar üzerine düşünmenin düşüncesini de kendiliğinden sorunlu hale getiriyor.
Ama bu riske rağmen konuşmalıyız çünkü konuşarak ayırmaktan, ayıklamaktan, farkı işaretlemekten daha uygun bir yol da yok.
Tekrar belirtmeliyim ki, sadece Çevik"e mahsus bir durum da değil altını çizdiğim bu husus. Muhittin Serin dahil hepimiz aynı sorunun içindeyiz.
Dolayısıyla Çevik"in söyleşisini geleneksel sanatlarla ilgili bilgimizi artırmak için okuyabileceğimiz gibi, nazariyat ihtiyacıyla acilen şekillenmiş mevcut kanaatlerimizi tartmak için de okuyabiliriz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.