İdeolojiler bitti, yerine ne verelim?

00:0023/10/2013, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Ömer Lekesiz

İkide bir ileri sürülen kanaat bu: ''İdeolojilerin sonu geldi!''Bunu söyleyen hemen herkesin yine bir ideolojinin (en azından ideolojisizlik ideolojisinin) içinden konuştuğunu, dolayısıyla bundan kastının bağlısı bulunduğu ideolojinin değil, rakip ideolojilerin bitmesi olduğunu saklı tu- tarak soralım o zaman: Yerine ne istersiniz?İdeoloji bittiyse yerine bir şeyin konulması gerekir.İbn Arabi''nin kelimeleriyle, hayat boşluk kabul etmez; boşalttığınız yer inanmayla ilgili bir alandır ve insan inançsız

İkide bir ileri sürülen kanaat bu: ''İdeolojilerin sonu geldi!''

Bunu söyleyen hemen herkesin yine bir ideolojinin (en azından ideolojisizlik ideolojisinin) içinden konuştuğunu, dolayısıyla bundan kastının bağlısı bulunduğu ideolojinin değil, rakip ideolojilerin bitmesi olduğunu saklı tu- tarak soralım o zaman: Yerine ne istersiniz?

İdeoloji bittiyse yerine bir şeyin konulması gerekir.

İbn Arabi''nin kelimeleriyle, hayat boşluk kabul etmez; boşalttığınız yer inanmayla ilgili bir alandır ve insan inançsız kalmaz, kalamaz; hiçbir şey özünden dolayı reddedilmez, reddedişler o bir şeyden ortaya çıkan şeye göre bir reddediştir; hiçbir şey kendi hakikatinin dışına çıkamaz, çıkmış görünen şey hakikatinin dışına çıkmış değildir; zamanın hareketinden kaynaklanan yeni durumunun dışına çıkmış olabilir.

Evet, ne verelim biten ideolojinin yerine?

Örneğin hangi dünya görüşüne ait olursa olsun ahlaki hadlerin uygulanmasını içermeyen bir toplumsal eğilime ne dersiniz? ''Vur patlasın, çal oynasın'', ''Nerede akşam orada sabah'', ''Eyleme gelen eğlenir'', ''Saldım çayıra Mevlam kayıra'' kabilinden bir serbestiyet içinde düz, çapraz, dikey, yatay, kavisli ikili ilişkilerin tümünü, üretme ve tüketme tarzlarının tamamını makul gören bir ideolojiye ne dersiniz?

Dünyanın bugünü ve geleceği adına söyleyebileceği bir şey kalmadığından ilgisini, enerjisini hayvan haklarına, üçüncü cinsin özgürlük savunusuna teksif etmiş ama Che romantizminden, ''68 Kuşağı efsanesinden de asla kopamadığından gerçeklerle ha- yalleri arasındaki çelişkiyi bir tür travmaya dönüştürmüş Sol''umuz da bu sayede yeni bir meşgale edinmiş olur; mensuplarından dozer önünde dikilme gösterisine son verip belki düşünmeye başlayanları bile olabilir bu sayede.

Hem liberallerimize düşecek bir pay da çı- kabilir bundan. Örneğin milletvekili adayı yapılmadığı, karısının adaylığı da direkten döndüğü için muhalif kesilen bir liberalin, iktidara yönelik saldırıları bilimsel bir renk ve dolayısıyla geçerlilik edası da kazanabilir bu eğilimde.

Ya da kültürel kimliklerin hükmünün bittiği, kültürsüzlüğün bir kimlik olarak benimsendiği felsefe katkılı bir görüşe ne dersiniz? Böylece din meselesi tümüyle aşılmış olabileceği gibi, dünyevi değerlerin tamamı yoksanarak eşit- lenmiş, gerçek hoşgörü ortamı tahakkuk etmiş olur. Ne olusan ol, gelirsin! Gidişinde bir gereklilik ve ilke olmadığı için, gelişinde de bir gereklilik ve ilke olmayacaktır nasıl olsa!

Veya ...cılık, cilik, culuk, cülük... cinsinden, sizde psikolojik bir aidiyet, güvenlik duygusu da sağlayabilecek insan merkezli bir bağlanma şeklini koysak ideolojinin yerine, ne dersiniz? Siyasetten kaçınan ama iktidardan pay is- teyen, zenginlikten kaçınan ama banka kuran, propagandadan kaçınan ama gazeteleri, televizyonları, radyoları, ajansları, yayınevleri olan, kendisine dokunanları nifak çıkarmakla, siyasi koalisyon arayışlarını sorgulayanları ''gayre tullah''a dokunmakla suçlayabilen, son model cicileştirilmiş bir ...cilik örneğin hiç de fena olmaz.

Evet ideolojiler bitti, yerine ne verelim?

Nasıl olsun? Sade, orta şekerli, şekerli...

Suyu ve çifte kavrulmuş lokumu da benden olsun.

Yetmez derseniz, size boyayacak merdiven de bulayım.

*

Dün Mersin''de sevgili dostum Mustafa Erim''in kendi imkan ve emekleriyle kurduğu ''Özel Mersin Kent Tarihi Müzesi''nde İslam sanatını konuştuk. Bu konunun çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu seçkin bir topluluk tarafından dinlenilebilmesi, tartışılabilmesi yerli sanatın kazanabileceği yeni ve doğru istikametler konusunda beni umutlandırdı. Bu sohbeti tertip edenlere ve sohbete katılanlara teşekkür ediyorum.

Yine Mersin''de yarın başlayıp Cumartesi günü tamamlanacak olan bir kongre var: ''SANART II. Türkiye Estetik Kongresi''. Mersin Üniversitesi tarafından düzenlenen ve ''Değişen Coğrafyalar, Değişen Paradigmalar'' ana başlığını taşıyan bu kongrenin ikinci oturumunda ''Bir özgürleşme tarzı olarak sanatta perspektifsizlik'' adı altında bir sunumum olacak.

Kentin, çevrenin, kültürün, medyanın ve değişen estetik paradigmalarının merkeze alınması suretiyle genelde sanat ve estetiğin konuşulacağı bu kongreye ilişkin izlenimlerimi de nasip olursa izleyen yazımda sizlerle paylaşmak isterim.