İncinmişlermiş

00:0011/03/2014, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Son günlerde, seçim ayarlı darbenin yayın organı gazetelerdeki kimi yazarlar, "eleştiriden muaf" liderleri Fethullah Bey"e, Hizmet Örgütü"ne ve kendilerine yönelik sert üsluptan incindiklerini belirten yazılar yazıyorlar.Biri "Vurun ulan vurun ben kolay ölmem" kıvamında sızlanma ile nara atma arasında gidip gelirken, bir diğeri dershaneyle ilgili yeni uygulamayı ruhlarda bir azap, zihinlerde bir kıymık olarak niteleyip, üzüntüsünden parkı, bahçeyi, kahvehaneyi, tren istasyonunu, bankları ve yürüyüş

Son günlerde, seçim ayarlı darbenin yayın organı gazetelerdeki kimi yazarlar, "eleştiriden muaf" liderleri Fethullah Bey"e, Hizmet Örgütü"ne ve kendilerine yönelik sert üsluptan incindiklerini belirten yazılar yazıyorlar.

Biri "Vurun ulan vurun ben kolay ölmem" kıvamında sızlanma ile nara atma arasında gidip gelirken, bir diğeri dershaneyle ilgili yeni uygulamayı ruhlarda bir azap, zihinlerde bir kıymık olarak niteleyip, üzüntüsünden parkı, bahçeyi, kahvehaneyi, tren istasyonunu, bankları ve yürüyüş yollarını dershane haline getirme iddiasıyla romantizmin zirvesine çıkarak ilendikçe ileniyordu örneğin.

Doğrudur 7 Şubat darbe kalkışmasından bu yana özellikle örgüt medyası tarafından yürütülen planlı tahriklerin de etkisiyle, saldıranların da savunanların da üslupları sertleşmiştir.

Ve elbette bu ahvalde Alvarlı Efe Hazretleri"nin "Âşık der incitenden / İncinme incitenden / Kemâlde noksan imiş / İncinen incitenden" seslenişiyle seslenmek teorik bulunacak, Hüseyin Su"nun "Gömleği Yırtık Kırmızı Gül" adlı öyküsünde bir babannenin, kocasını inciten torununa "Üstüne çıkıp tepindiğin yer yeşersin, üstelik de orada gül bitsin istiyorsun sen" şeklindeki söyleyişini tekrarlamak da kısa yoldan yapılmış suçlama olarak anlaşılacaktır.

Ama vakıa da son tahlilde budur: İncindiğini söyleyen, mezkur süreçte başkalarının ne denli incitildiğini görmekten perdelendiği gibi, kalp toprağının üstünde inatla, şiddetle zıpladığının da farkına değildir.

Hemen yakınımdan bir örnek vereyim.

Yusuf Kaplan"ın dershaneleri savunan ilk yazısına tepki göstererek onu ilk üzen benim. Çünkü çekirdekten bir Nur Talebesi"yim ve deyim yerindeyse Nur Cemaati içindeki parçalanma, Hizmet Örgütü"nün uluslararası kapitalizmle uyumlu organizasyonu "ben yaşarken" oldu. Bu nedenle Kaplan"ın o iyi niyetli tutumunun, kapkaranlık tezgahlara karşı etkisiz kalacağını ona söylemek zorundaydım.

Sonuçta ne oldu? Kaplan, Hizmet Örgütü"nün kimi abilerince ziyaret edildi. O da onlara bir istişare ortamı oluşturulmasını, kavganın savaşa dönüşme ihtimali bulunduğunu ve buna iki taraflı olarak karşı çıkılmasını gerektiğini söyledi bildiğim kadarıyla.

Ardından da Kaplan, paralel medyada Başbakan Erdoğan"a karşı başlatılan saygısız, seviyesiz, densiz, ahlaksız saldırılara da haklı olarak karşı çıktı.

Sen misin o fetvalı ahlaksızlığı ahlak edinmiş çakal sürüsünün dünyasında insanca davranan? Anında açık bir tehdide maruz kaldı Kaplan.

Onca iyi niyetli, kardeş kavgasına samimiyetle karşı çıkan bir kalem erbabı, montaj kasetler yoluyla mahremiyetlere saldırmayı maharet olarak gören, şımarık, haris, kindar ve taşeron Hizmet Örgütü tarafından incitildi.

Meseleyi ne "siz incittiniz ki, incitilmeyi hakettiniz" ne de "kavgada yumruk sayılmaz" sözleriyle bir rövanş-savaş retoriğine bağlayacak değilim.

Ama yahu Allah aşkına Yeni Şafak"ta yazanların kalplerinin üzerinde son on bir aydır ter-ter tepinildiği neden görülemiyor?

Kimin kalp toprağında tepinilmedi hem? Onca iftiraya, besleme yazarların sapkın saldırılarına maruz kalan Hayrettin Karaman"ın mı? Gazeteye giren en küçük haberin bile ötede hesabını vereceğini düşünerek uykularından olan İbrahim Karagül"ün mü? Salih Tuna"nın mı, Özlem Albayrak"ın mı, Hilal Kaplan"ın mı, Ali Bayramoğlu"nun mu, Markar Eseyan"ın mı, Cem Küçük"ün mü, Ergun Yıldırım"ın mı, Fuat Atik"in mi? Kimin kalp toprağında azgın aygır kişnemeleriyle tepinilmedi?

Hizmet Örgütü elemanlarının İsrail markalı mızraklarının uçlarına Kur"an sayfalarını asarak saldırılmadıkları kim kaldı?

Müslüman sanını taşıyan kaç gazeteci, kaç yazar, kaç düşünce adamı çıkar Pensilvanya fetvasıyla banyoları gözetlenmedik, yatak odaları dikizlenmedik, telefonları, evleri, büroları dinlenmedik kaç insan çıkar? 28 Şubat"ta zoru görünce cibilliyetleri gibi ilmihalleri de cımbıldayan "çiçek-böcek mücahitleri"nin yeni takiyyeci şirretinden kim, nasıl emin olabilir artık?

Öte yandan incinerek duaya yöneldiğini, acziyetini idrak ederek alemlerin sahibine iltica ettiğini, tırnakla kazınılarak edinilmiş imkanlardan "terk-i dünya" eyleyerek vaz geçildiğini söyleyenlerle, acılarını kalplerine gömenlerin ve vakarları nedeniyle incitildiklerini söyleyemeyenlerin incinme ortak paydasında olsun buluştukları görülemiyor mu?

Son tahlilde incindiklerini söyleyenlerin samimiyetlerine inanıyorum ama yer aldıkları yapılarda ölümüne sürdürülen iftira, kumpas, montaj pisliği içinde durdukları sürece de doğruları düşünebileceklerine inanmıyorum.

Bu nedenle incitildiklerini söyleyenlerin öncelikle alufte takipçileriyle, porno kaset üreticileriyle, alemin kendisi için devam ettirildiğini zanneden ağzı beddualı meczuplarla birarada bulunmayı reddetmeleri beklenir.

Değilse incinmediklerine, bilakis incinmenin parodisini yaptıklarına hükmedilmesi ve "istismar etmediğiniz bir bu kalmıştı" sözünün yüzlerine bir şamar gibi çarpılması gerekir.

Çünkü kendi iradesiyle darbe pisliğinin içinde duranın nasibi merhamet olamaz.

twitter.com/OmerLekesiz