
"İyi oldu iyi" diyorsam keyfimden demiyorum.
Yeni bir ateş çemberinin içinden daha geçerken, bu geçişimize "iyi oldu iyi" diyorum.
Çoklarımız bunu mevcut bir belayı olumlamak şeklinde anlıyor olabilirler. Doğru anlaşılmak için sözü ve sizi yormadan düşeyim ilgili cümlelerimi:
Yaklaşık kırk yıldır adam sata sata, ilmihal değiştire değiştire bu noktaya gelen Hizmet Örgütü"ne karşı "lahavle" çekmedik mi, "Allah sizi bildiği yapsın" demedik mi sessizce, dilimizi dişimize kilitlemek suretiyle sabretmedik mi?
Şimdi bu halden kurtulduk. Hizmet örgütü"nün kötüsüne kötü, (olması zor ama elbette ama olursa) iyisine iyi deme rahatlığına kavuşmadık mı?
Olmasaydı olanlar, Fethullah Bey"in uluslararası angajmanlarıyla "hoşgörü" diye ifade ettiği şeyi ideoloji katına taşıdığını, bizim din ve dünya algımızın dışında yeni, karma, sentez esaslı bir din ve dünya algısını telkin ettiğini, bu maksatla İsrail"de öldürülen çocuklara karşı merhamet abidesi kesildiğini, Furkan"ın şehadetine otoritenin mecburiyeti olarak bakarken Berkin"in ölümünü otoriteye karşı tahrik sebebi olarak kullandığını başka türlü nasıl öğrenebilirdik?
Kimi insanları aluftelere karşı koruduğunu, korumak istemediklerini de yine aynı alufte- lerle vurduğunu büyük hizmetlerinden biri daha iyi anlaşılsın diye söylemeseydi, beddua ile kendisinden ve müminlerinden başka kimseye tahammülü olmadığını, dolayısıyla sevgi temalı sözlerinin takiyye takviyeli bir yalandan ibaret olduğunu ifşa etmeseydi bizzat kendisi, nasıl bilecektik şimdi bu sayede bildiklerimizi?
Ebeveyn sorumluluklarımızdan kurtularak önce kendimizi rahatlatmak için "çocuklarımız dindar insanların emanetinde" tesellisine kapılmasaydık, o emanetçilerin çocuklarımızdan birer örgüt tetikçisi, abileri dışındaki herkese küfredebilen küfürbazlar yetiştirdiklerini anlayabilir miydik?
İnsanların dillerine yüzlerce meçhul kulağın dayandırıldığını; inançlarının, istikametlerinin, çalışmalarının doğruluğundan emin olduğumuz insanların bile banyolarının, yatak odalarının dikizlendiğini, kasete çekildiğini, ülke bilgilerinin yabancı istihbarat örgütlerine servis ediliğini, sistem içinde sistem kurulduğunu nasıl fark edecektik olmasaydı bu olanlar?
Devlet nezdinde casus ve şaki; millet nezdinde tezgahçı, düzenbaz, sahtekar ol- dukları nasıl zandan surete çıkacaktı bize reva görmeselerdi 7 Şubat"ı, Gezi Kalkışması"nı, 17 Aralık darbesini?
Paralel medyaları, bankaları, örgüt elemanı yetiştirme alanları olarak dershaneleri, okulları, yurtları nasıl ifşa olacaktı, yaşanmasaydı bu yaşananlar?
Kendilerini nesnel bakışlı, objektif duruşlu, doğruların takipçisi, haklılıkların mikrofonu olarak şunca zaman hepimize yutturan kalemlerin beyinleri kof, dilleri zehirli birer örgüt militanı olduklarını anlamak mümkün olabilir miydi?
Daha önce de bir vesileyle söylediğim gibi "demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olarak T.C., Hizmet Örgütü"nün planlayıp eylediklerine karşı demokratik şartlarda ne yapar, nasıl bir tedbire ve cezalandırmaya yönelir bunu bilemeyiz. Bilemeyiz çünkü biz ne devletçiyiz ne de demokrat. Üstelik bizi öncelikle vatanımız, milletimiz ve onunla ilgili hürriyetler ilgilendirir.
Bizi ilgilendiren bilinçli ve haklı olarak Hizmetçilerden sıtkımızın sıyrılmasıyla yetinmeyip, onlardan kurtulurken devletle bütünleşme yanlışına da düşmeksizin aklımızı, neslimizi, canımızı ve malımızı bizzat kendimizin koruyacağı tedbirleri düşünmemiz, oluşturmamızdır ki, vuku bulanlar bu sebeple de iyi olmuştur.
Ayrıca, eğer bunların yüzünden hürriyet merkezli mevcut kazanımlarımızı kaybedersek bunu kendimizi sorgulamanın bir sebebi sayar, olumsuzluktan olumlu olanı tekrar inşa etmeye başlarız. Yok, tekerimizin önünde taş olmazlarsa kendi sorumluluklarımız içinde nefsimizin durumunu yeniden ve yeniden kontrol ederek yürüyüşümüzü sürdürürüz. Demek o ki, her iki durumda da bizim için bir problem yoktur. Çünkü kaybedişin kazanma, kazanmanın bir imtihan olduğunu Allah"ın izni ve yardımıyla biliriz.
Elbette olumsuzluk onanmaz, belaya sevinilmez, şer olana talip olunmaz. Ama işte malum mevcut durum açıkça gösteriyordu ki, olanlar iyi oldu iyi.
Fethullah Bey de "Bir gün gelecek bugünkü hadiselerdeki farklılığımızın çerçevesini bütün boyutları ile herkes anlayacak." demiş zaten.
"Bir gün gelecek" olanı beklemeye gerek kalmadan anlaşıldı Hizmet Örgütü"nün nasıl bir geleceği kurguladığı.
O halde korkuya, kuşkuya, bunalmaya gerek yok, Allah"ın yardımıyla gerçekleşen erken tanıklığımıza kesintisiz olarak şükrederek artık kendi işimize bakalım ki iyi olan iyi olmaya devam etsin.
NOT: Yunus Emre Enstitüsü Tiran, Priştine ve Üsküp Türk Kültür Merkezlerinin "Yunus Emre Edebiyat ve Kültür sohbetleri" etkinliklerine katılmak üzere bir hafta yollarda olacağım. Nasip olursa geldiğimde kaldığım yerden devam ederim inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.