Kendi suçunu şikayet etmek

00:0017/10/2014, Cuma
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Saman altından su yürütmeyi maharet sayan bir insan ya da bir grup, bunun gerektirdiği muameleyi hak etmekle kalmaz, bu muameleyi reddedişiyle de sadece söz konusu özelliğini pekiştirmiş diğer bir söyleyişle bu reddedişini saman altından su yürütmesinin bir parçası haline getirmiş; kendi suçunu şikayet konusu yapmış olur.Hatıramızda ve elimizde taze, sıcak örnekleri var bunun.-Yargı içinde kimi savcı ve hakimleri belli bir maksatla ayartıp, sonra o ayartılanları kahraman ilan ediyorsanız,-Güvenlik

Saman altından su yürütmeyi maharet sayan bir insan ya da bir grup, bunun gerektirdiği muameleyi hak etmekle kalmaz, bu muameleyi reddedişiyle de sadece söz konusu özelliğini pekiştirmiş diğer bir söyleyişle bu reddedişini saman altından su yürütmesinin bir parçası haline getirmiş; kendi suçunu şikayet konusu yapmış olur.

Hatıramızda ve elimizde taze, sıcak örnekleri var bunun.

-Yargı içinde kimi savcı ve hakimleri belli bir maksatla ayartıp, sonra o ayartılanları kahraman ilan ediyorsanız,

-Güvenlik birimlerinde kendi çıkarlarınıza göre birilerine ast-üst ilişkisini ihlal ettirerek özel görevler yüklüyor, onlar sorgulanmak üzere tutulduklarında "Hatm-i şerif"i de yarım kalmıştı; sahur suyunu içememişti" yollu din ve duygu istismarıyla karışık ağıt yakıyorsanız,

-Millete zulmüyle, manevi değerlere tecavüzüyle maruf bir partiyle ittihat ediyor, ittihadınız ona ve size fayda vermeyince süt dökmüş kedi gibi bir tenhaya pısıyorsanız,

-"Çatı aday" dayatıp, onu ballı haberlerle parlatmaya çalışıyor, adayınız yükselteceğini sandığınız çatının altında kalınca, oradan kurtarılmasına bile yardımcı olmayıp, onu sözünün bittiği yerde kendi enkazıyla baş-başa bırakıyorsanız.... Siz saman altından "ekmel mi ekmel" su yürütüyorsunuz demektir.

Diğer bir ifadeyle siz illuminaticilik oynuyor, mertlik göstermiyor, dostunuzu doğru seçmiyor ve ahde vefa göstermiyorsunuz demektir.

Bu çerçevede, iki gün öncesine ait bir örnek daha var elimizde.

Son iki yıldır yüzlerini saklayarak milletin canına ve malına kastedenlerin Kobani terörüyle bunu bir tiryakiliğe dönüştürmeleri karşısında oluşturulmak istenen yasal engeli "rastlanılan her muhalifi tutsak alma ve mallarına el koyma" şeklinde yorumlayanları kastediyorum.

Daha "muhalif" tanımındaki genelleştirmeden ya da toptancılıktan anlaşılıyor ki, bu yorum bir merdin, bir delikanlının yorumu değildir.

Bu tanımla suçlu, suçsuz demeden gözüne kestirdiklerini bıçaklayanlar, taşla baş ezenler, kamu malı yakanlar, özel araçları, dükkanları, işyerlerini, okulları, yurtları, sivil toplum kuruluşlarının bürolarını ateşe verenler bir tür masumiyet maskesinin koruyuculuğuna havale edildikleri gibi, zikredilen vahşilikler de muhalefetin meşruiyeti içine çekilmektedir.

Eğer saman altından su yürütenlerden değilseniz, ortada, açıkta, ışığın altında durarak söz konusu yasal tedbirlere karşı şunu söyleyebilirsiniz:

"Grup çıkarlarımız böyle gerektirdiği için biz Türkiye"nin bir kaosa sürüklenmesini, giderek bir iç savaşa muhatap olmasını arzuluyoruz. Buna karşı alınması düşünülen tedbirlerle umduğumuz süreç sekteye uğratılabileceği için açıkça buna karşı çıkıyoruz."

Bu durumda amacınız ve tarafınız belli olduğu için tersinden de olsa bir mertlik göstermiş, kötülüğe sahip çıkmadaki doğruluğunuzu göstermiş olursunuz.

Oysa ki, "muhtemel yasayla muhalefet bastırılmak isteniliyor, devlet zorbalaşıyor, demokratik hakları gasbediliyor" demeye yeltendiğiniz yerde, muhalefet, demokratik hak vb. içeriğini kasıtlı olarak değiştirdiğiniz kavramlara yaslanmak suretiyle saman altında su yürütmeye çalışıyorsunuz demektir.

Birkaç gün önce "uzaktaki kara çukur"un "Paralelciler, Haşhaşiler Kobani teröristlerini destekliyorlar" şeklindeki yaygın kanaate itiraz edişindeki mantığa ve tarza baktım. Zerre kadar netlik, mertlik içermiyordu, bilakis aba altından sopa göstermek suretiyle "bize böyle diyenleri şişleriz" kabilinden ucuz kabadayılıkları içeriyordu. Onun temsil ettiği düzeysizlikten, yanlış eşleştirmelerden, yaptığı ters örneklemelerden ayrıca bahsetmeye bile gerek yok. Mısır"da imkanları var olduğu halde bir tek kurşun atmayıp, karşındakilerin kurşun sağanağına sadece vücutlarıyla karşı duran İhvan"ı sair yerlerdeki birbirlerini öldürme olayıyla bağlantılı olarak zikretmek hangi mantığa, izana sığar ki, ondan söz edebilelim.

Dolayısıyla zikrettiğimiz ve örneklerini verdiğimiz bağlamda "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" ucuzluğuna düşerek değil, "madem öyleysen, böyle yapışının nedeni nedir?; eylenişine taraf olmadığını söylediğin şeyin olumsuz sonuçlarına duyduğun muhabbetin, sevinmenin, zevklenmenin ve o sonuçlara karşı üretilmek istenen şeye verdiğin kasıtlı tepkinin sebebi nedir?" diye sormak, sorgulamada bulunmak her akıl sahibin hakkıdır.

Çünkü gören gözün, duyan kulağın ve hisseden kalbin delili açıklık, bunun karşılığı ise mertliktir, içi dışı bir olmaktır.

Ancak basiretleri bağlanmış olarak saman altından su yürütmeyi iş edinenler, bununla mütenasip olarak hak ettikleri tanımlardan bir yarasanın ışıktan duyduğu rahatsızlık oranında rahatsızlık duyarlar.

Haliyle bunlara karşı "ne gülüyorsun, anlattığım senin hikayendir" ya da "uğradığın ve uğrayacağın bela kendi seçimindir" veya "şikayetçisi olduğun kendi suçundur" denmesi doğaldır.

twitter.com/OmerLekesiz