
"Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten"; "hem suçlu hem de güçlü"; "hem vuruyor hem de bağrıyor" vb. olay (haber) belirten söyleyişler asıl bir "niteliği" ele vermeleri bakımından da hoş söyleyişlerdir.
HSYK seçimlerinde hükümete karşı zafer kazanmak için yapmadıkları ayak oyunu, çekmedikleri numara, takmadıkları maske kalmayan PDY ve dolayısıyla Haşhaşilerin haline birebir denk düşen söz konusu söyleyişler, zamane medyasındakilerin onca ağlamalarına, mağduriyet destanları yazmalarına rağmen "devlet içinde devlet olma" niteliğindeki inatlarından vaz geçmeme daha açık bir söyleyişle "ihanette ısrar" etme durumlarını açık olarak koymaya yetiyor da artıyor bile.
Bu nedenle Haşhaşilere karşı bir saniye bile gaflete düşmenin, zerre miktarda da olsa merhamet duymanın ülkenin istikrarına, milletin huzuruna bedel bir şerre, belaya rıza göstermek anlamına geleceğini hatırlatma sorumluluğumu "yine" yerine getirerek, bu yazımda sizlere kültür ve yayın ortamından birkaç bilgiyi iletmek istiyorum:
Yolunuz düşerse Nişantaşı"ndaki Tem Sanat Galerisi"ne bir uğrayıverin.
Sergileme süresi geçtiğimiz günlerde bitmiş olsa da neticede tablolar ve heykeller yerinde olacağından oradaki "Düğün"ü bir görüverin.
Türkçe etimoloji sözlüklerinin "düğün"ü, "düğüm"e bağlamaları bana pek inandırıcı gelmese de iki kelime arasındaki semantik ve işlevsel ilişki, bir serginin adı olmanın ötesinde "Düğün / Şiir – Resim – Heykel" adlı bir kitabın doğumuna neden olmakla, üst seviyede bir güzelliğin ortaya çıkmasını sağlamış.
Proje ve uygulaması kısaca şöyle: Attar"dan Gültekin Emre"ye 30 şairden oluşan bir şiir zinciri, Bedri Rahmi"den Özlem Özkan ve heykeltraş Abdülkadir Öztürk"e 17 sanatçının eserlerine bağlanarak tam bir sanat düğüm"ü (düğün"ü) ortaya çıkarılmış.
"Düğün" kitabı da aynı mantıkla hazırlanmış. Örneğin Char"ın bir şiiri Yüksel Aslan"ın tablosuyla öpüşürken, Dıranas"ın "Fahriye Ablası", Hale Sontaş"ın tablosuyla nişanlanmış.
Sanatı geleceğe taşımak derdiyle zevk edinmenin neden olduğu akıl dolu, estetik yüklü bu projeyle buluşmak ve ilgili prestij kitaba erişmek istiyorsanız sadece yolunuz düştüğünde değil, özel bir niyet ve gayretle Tem Sanat Galerisi"ne uğramalısınız.
İlk basımı İnsan Yayınları tarafından gerçekleştirilen ve kısa sürede tükenen Özkan Gözel imzalı "Hızır ile Musa – Olmak ve Aramak" adlı kitap, Profil Yayınları"nca okuruna tekrar sunuldu.
"Hızır ile Musa", şiir ve nesrin kesişme noktasından doğmuş bir metin.
Şiirdir çünkü SÖZ, nefesin harf"e, harfin ses"e dokunmasıyla, anlatmadan çok anlama zevkinin dili kuşattığı saf zaman ve mekanda "billurlaşıyor."
Nesirdir çünkü SÖZ, "anlatıl(a)mayan dert dert değildir" hükmünce bir anlatma derdiyle (ya da ihtiyacıyla) "somutlaşıyor."
Derim ki, okuruna yer yer saç yolduramayan ve okuruna aklını hakikatli bir manayı temsil etmenin yeterliliğiyle kendisi dışındaki başka her şeye kapattırmayan metin (nesir / şiir) sıkı bir metin sayılmaz.
Özkan Gözel, "Hızır ile Musa"sını "iyi okuyana" her ikisini de yaptırıyor; metinin "dünyası" hem "lafızdan manaya" özel geçişlerle okuru daha derin bir anlamın içinde tutuyor hem de inciye erişmek isteyenin umman içindeyken ummanı yoksamasını zorunlu kılıyor.
Şair Hayriye Ünal"ın Hece Yayınları arasından geçtiğimiz günlerde yayınlanan kitabının adı: "Tahlil Tahrip İnşa – Modern Şiir Eleştirileri."
Ünal"ın bizden sonraki kuşakta "çalışkanlığıyla" meslektaşları içinde öne çıkan bir isim olduğunu öncelikle belirtmeliyim. Bu kuru bir övgü değil, delili sabit olan bir durumdur. 2011"de eleştirilerini "Eşikteki Özgürlük2'' adıyla kitaplaştırmıştı. Şimdi onunla hemen hemen ayni hacimde yeni eleştiri kitabını yayınlayıverdi.
Ünal"ın şiirin hakkını verdiği kadar, "öldü, bitti, tükendi" denilen şiir eleştirisinin de hakkını vermeye çalışması, ikinci yeni şairlerinde hakim olan "eleştiri bekleme, şair olarak mevcut şiirin eleştirisini yap ki, kendi şiirinin daha iyi anlaşılması, bilinmesi için de bir iz oluşsun" şeklindeki düşüncenin yeniden tezahürü olsa gerektir.
Ünal"ın kendisine söylediğim bir husus olması bakımından onun şiir eleştirileriyle ilgili şu genel yargımı yeni kitabı vesilesiyle sizlerle de paylaşmak isterim: Ünal, paradigma ve dil olarak bir Batılı gibidir. Eleştiri dilinin kendisine mahsus kuruluğunun yanı sıra onun şiir eleştirisini bir Batılı "gibi" yapması eleştiri dilini daha da kurulaştırmaktadır. Çünkü Batılı düşünüşte metafizik ötelenmekte, maddi olan, görünen, gösterilebilen öne çıkmakta, dolayısıyla zahiri olanın bâtın"ın yoksanmasıyla "inşası", hükümlerde ve gösterilende kendiliğinden bir katılaşmayı beraberinde getirebilmektedir.
Elbette Ünal"ın 422 sayfaya baliğ olan eleştirilerini bu köşenin dar sınırları içinde birkaç cümleyle övmek de eleştirmek de onun hakkını gereğince teslim etmek olmayacaktır. Bu nedenle "Tahlil Tahrip İnşa"nın hak ettiği ciddiyetle okunmasının elzem olduğunu belirterek, daha uzun soluklu bir konuşma / yazma imkanını kollamalıyım. Çünkü "Tahlil Tahrip İnşa" buna değecek bir kitap!
George E. Mendenhall"dan "Kadim İsrail"in İnancı ve Tarihi"; Philippe Lacoue-Labarthe ve Jean-Luc Nancy"den "Edebi Mutlak" adlı iki muhteşem çalışma, çevirileri tamamlanarak İnsan Yayınları"nın mutfağında fırına verilmişlerdir.
Evet, "masa üssünden" bugünlük bu kadar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.