
“Birincisi Nasihatülmülûk edebiyatıyla sağduyulu bir etik geleneği, siyasal gerçekçilik ve İbn Mukaffa’ya kadar giden bir yönetim bilgisi sunmaktadır. Bu değerlidir çünkü insani değerleri patolojik bir şekilde reddetmeksizin, Makyavelli’ninkine benzer pratik görüşler içermektedir.
İkincisi, günlük olaylarda akılcı düşünmeyi sağlayacak mizan veya denge (itidal) kavramını sunmaktadır. ‘İnsanlar adaletli olsunlar diye peygamberlerimizi ve onlarla birlikte de kitap ve mizanı yolladık.’ diyen Kuran ayeti, doğru olanın insan aklı yoluyla yorumlanması ve uygulanması gerektiği şeklinde alınıyordu. Mizan, tüccar tartısı anlamına geliyordu; mizan, adalet dengesini hesaplamanın yöntemiydi. Mizan fikri, aşırılar arasındaki orta yol demekti ve İslam bilgeliğinin bir özelliği olarak kabul ediliyordu. Bunu ençok Gazali’de görmekteyiz. Mizan fikri köktencilik rubunun tersidir.
Ve son olarak, yedinci yüzyıldan on yedinci yüzyıla, hatta bazı açılardan daha da ilerisine kadar İslam dünyasında var olan toplum türünü anlayabilmek için, bütün sosyal bilimciler İbn Haldun’u okumalıdır.”
Gazzâlî (...), bu mizânın ortaya koyucusunun da Allah olduğunu ifade ederek, Kur’an’ın mizanlarının ‘mizân-ı te’adül, mizân-ı telâzum ve mizân-ı te’ânüd’ olmak üzere üç tane olduğunu, mizân-ı te’adül’ün de ‘el-ekber, el-evsat, el-asgar’ olmak üzere üçe ayrıldığını aktarmaktadır (bkz.: Age., giriş yazısı.)
Bu mizânların anlamlarını ve işlevlerini merak edenler Gazzâlî’nin adını yukarıda zikrettiğim eserine bakmalılar çünkü ben onları burada açıklamaya kalkıştığımda, bu yazıdaki asıl maksadımın dışına çıkmış olurum. Ki ayrıca, bu sunuşla burada bana ayrılan yer de dolmak üzere.
Hazır, Black gibi ünlü bir Şarkiyatçı da, ilk basımı bundan 17 yıl önce yapılan kitabında, Gazzâlî’yi ve onun mizan anlayışını bize hatırlattığına göre, bundan hareketle Müslüman toplumların (ve dolayısıyla tabiyetinde bulundukları ulus devletlerin) siyasal tutum ve tercihlerine bir de buradan bakabiliriz.
Elbette, konuya Gazzâlî ve mantık kelimeleri içinden bakacak olmanın peşinen maruz kalacağı kendi zamanından kopuk düşünme ve anakronizme düşme suçlamasını göz ardı ediyor değilim.
Ancak tartışılan, Müslümanlar'ın zikrettiğimiz plandaki mevcut durumlarıysa, şer’i delillerin (Edille-i şeriyye’nin) öncelenmesi esastır. Bu delilleri gözetmekle birlikte, zamanın şartlarını ısklamamalıyız şeklinde geliştirilecek bir anlayış, doğrudan eklektizme bağlanacak olup, Müslümanlar'ın geçmişte (ve kimi hususlarda halen) bu batıl (ve Batı’ya) yöneliş yüzünden ziyadesiyle mağdur oldukları da unutulmamalıdır.
Gerçi Gazzâlî’nin kendisi de, değil Müslüman olmak, birazcık aklı olanların bile itiraz edemeyeceği şu mealdeki İlahi hakikate göre konuşmayı tercih ederek, yukarıda zikrettiğim muhtemel itirazları baştan geçersizleştirmektedir:
“Biz peygamberlerimizi mucizelerle gönderdik, beraberlerinde vahiyler indirdik ve insanlar arasında adaleti tesis edecek ölçüler (el-mizân) belirledik. Ayrıca çok dayanıklı bir madde olan ve insanlara birçok fayda sağlayan demir cevherini de büyük bir nimet olarak biz lütfettik. Allah bütün bu nimetleri kendi dinine ve elçilerine kimlerin ihlas ve samimiyetle destek vereceğini ortaya çıkarmak için lütfetti. Şüphesiz Allah çok güçlü ve kudretlidir. (Hadîd Suresi 57:25; meal: Mustafa Öztürk.)
Üç kelime: Kitap, mizan ve demir!
Neden aynı ayette bir araya gelmiş olabilirler ki?
Rabb'imizin izni ve Gazzâlî’nin rehberliğiyle bunu da konuşalım inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.