
TRT Türk"ün yeni programlarından "Gündem Sanat"ı yapan arkadaşların "Biz genel görüntü alacağız, gelebilirseniz sizden de çok kısa bir görüş almak isteriz" demeleri üzerine gittim asıl Sakıp Sabancı Müzesi"ndeki "Oryantalizmin 1001 Yüzü" adlı sergiye…
Gönülsüzlüğümün nedenini hemen belirteyim: SSM"indeki ilgililerin böyle bir sergiyi şirinleştirme yoluyla sunmaya çalışacaklarını, diğer bir söyleyişle "İçeriden Oryantalizm"e hep olumsuz bakıldı; onun kültür, sanat, bilim üzerindeki olumlu etkileri hep ıskalandı. Biz sergiyi bu düşünce üzerine kuralım, dolayısıyla farklı bir sunumla sunmuş olalım" demiş olabileceklerini benzeri sergilerden edindiğim tecrübeyle tahmin ediyordum.
Aynen tahmin ettiğim gibi de çıktı. Örneğin serginin daha girişindeki takdimde "Mısır"ı sosyal dokusundan tarihi anıtlarına kadar tüm yönleriyle tanıyıp inceleyen 23 ciltlik Description de l"Egypte (1800-1829) adlı çalışma…" üzerinden tipik bir Napoléon ve Oryantalizm güzellemesi yapılıyordu.
Demem o ki, fedakar Napoléon Fransa"daki kimyagerler, biyologlar, arkeologlar, botanikçiler ve mimardan oluşan sivil bir orduyu babasının ve Mısır halkının hayrına bir iş yapsınlar diye bila bedel ve yoğun sevgiyle Mısır"a yöneltmiş oluyor, Mısır Enstitüsü"nün nüvesini oluşturan bu ordu çok halis, yapıcı ve bilimsel niyetlerle Mısır"ın mahremiyetine tecavüz ediyordu.
Böylesi bir mantık hangi iş ve amaçla kuruluyor olursa olsun bana ürkütücü gelir. Çünkü tam da bu mantık Oryantalizmin kendisidir ve icra alanı da İstanbul"un göbeğindeki Atlı Köşk"tür.
Yine de bu düşüncelerle bakışımı perdelememeye çalışarak, üşenmedim 1001 yüzsüzlüğün kanıtlarını oluşturan kitaplara, arkeolojik malzemelere, sandıklara, bavullara, şark köşesine, inciye-boncuğa, resimlere kadar hemen her objenin önünde makul sürelerle durup inceleyerek, her bölümle ilgili notlar alarak gezdim sergiyi.
Zaman harcama konusunda bonkör davrandığım iki yer oldu sergide: Osman Hamdi ile Batılı ressamların tabloları.
Sanırım Osman Hamdi"nin Kommagene Kralı Antiokhos"un sırtına uzanarak çektirdiği fotoğrafı yalnız kalmasın diye tabloları da onun yanıbaşında sunulmuş. Bunu görünce "N"ola" dedim içimden "Müze yönetimi Oryantalizmi sadece yerli temsilcilerinin eserleriyle sunabilseydi, onların ve Oryantalizme karşı olanların çabaları daha iyi görülür, bu sergiyle yaratılmak istenilen fark da daha iyi ortaya çıkmış olurdu."
Bunu Osman Hamdi"ye istinaden söylüyorum. Çünkü Osman Hamdi demek Oryantalizm demektir.
Osman Hamdi"nin Oryantalizm konusunda yapılabilecek her türlü şirinleştirmeyi bir karikatüre dönüştürebilecek, dahası onu bir küfür gibi yüzlere çarpabilecek tablolarından birine bakalım örneğin:
Tablonun adı: Arzuhalci. Tabloda yer alanlar: Bir arzuhalci, iki kadın, onların renkleriyle uyumlu iki köpek, taş duvar ve demirli pencere, pencere süslemesi ve bez gölgelik…
Belli ki siyahlı kadın önce derdini kağıda döktürmüş, mütevazı bir kürsü üstünde mütekebbir bir eda ile oturan arzuhalci bir yanlışlık olmasın diye yazdırdıklarını ona okuyor. Düz bir metni değil de bir aşk şiirini okuyor gibi… Adamın ne okuduğu hiç önemli değil zaten çünkü kadın erkek sesine öylesine hasret kalmış ki, söylenen değil söyleyen yüzünden kendinden geçmiş… "Ya köpekler" diyeceksiniz. Köpekler kadınların indirgendiği varlıklar olarak oradalar.
Osman Hamdi"yi Osman Hamdi yapan tam da bu yanıdır: Yerel sorunları büyük bir abartıyla teşhir etmek…
Yine de zamanı uygun olanlar gezmeliler bu sergiyi.
Oryantalizmin 1001 yüzsüzlüğü bir çatı altında hazır toplanmışken…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.