Sezai Karakoç"u konuşmak

00:0011/04/2012, Çarşamba
G: 5/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Sezai Karakoç''un düşünce ve şiirini konuşmak hem kolay hem de zordur. Kolaydır çünkü kapitalizmin çarklarından uzak duruşu, medyaya karşı soğuk, muktedirlere karşı mesafeli tutumu, yanlızlığı ve şiir yazma biçimiyle hakkında oluşturulan –çoğunluğu tutarsız, mesnetsiz- şehir efsaneleri onu yediden yetmişe herkesin dilinde kendisinden bir iz bulunan insan haline getirmiş; hakkında söylenilebilecek sözlerin alanını genişletmiştir.Zordur çünkü Cumhuriyet devrinde şeriatın, tarikatın ve hakikatın içinden

Sezai Karakoç''un düşünce ve şiirini konuşmak hem kolay hem de zordur. Kolaydır çünkü kapitalizmin çarklarından uzak duruşu, medyaya karşı soğuk, muktedirlere karşı mesafeli tutumu, yanlızlığı ve şiir yazma biçimiyle hakkında oluşturulan –çoğunluğu tutarsız, mesnetsiz- şehir efsaneleri onu yediden yetmişe herkesin dilinde kendisinden bir iz bulunan insan haline getirmiş; hakkında söylenilebilecek sözlerin alanını genişletmiştir.

Zordur çünkü Cumhuriyet devrinde şeriatın, tarikatın ve hakikatın içinden kendi zamanının dili ve gereklilikleriyle konuşan, yazan en büyük düşünür, şair olarak her kelimesi yüzyılların idrakiyle parlamış, her çağrışımı inancının coğrafyasını kuşatmış, her yargısı binlerce velinin, hükemanın, irfan ehlinin mirasından süzülerek gelmiştir.

Bu yanıyla çift cidarlı bir kubbe gibidir Sezai Karakoç''un düşünce ve şiir dünyası.

Bunu anlamanın ve konuşmanın kolay olduğunu düşünenler dışından görürler o kubbeyi: Sivridir ürperti verir; basıktır ezilmişliği temsil eder, yaygındır oturmuşluğa yorulur, altıgendir kuşatıcılığından emsaldir, onikigendir çok yönlülüğüne karinedir.

Anlaşılmasının ve konuşulmasının zorluğunu düşünenler içeriden bakarlar o kubbeye: O bir mihrap önü kubbesidir ki metafizik aleme açılır, bir Kubbetü''s-Sahra''dır ki kadim geleneğe yaslanır, bir Justinianos kubbesidir ki Tanrısal ihtişamı duyurur, bir Invalides kubbesidir ki göksel yükselişi içerir, bir Bibi Cavindi kubbesidir ki rahmet sularında yüzer, bir Süleymaniye kubbesidir ki tevhidî idrakı somutlaştırır.

Bu yüzden kaydı tutulmayan çokça söz söylenmiştir onun hakkında ve bu yüzden kaydı sınırlı az bir çaba söz konusu olmuştur onunla ilgili: Şakir Diclehan, Ebubekir Eroğlu, Turan Karataş, Muhittin Bilge, İlhan Genç, Ali Haydar Haksal, Hece dergisinin özel sayısı, Kültür Bakanlığı''ndan prestij kitabı ve sempozyum bildirilerinden oluşan bir kitap.

Ve yarın başlayacak yeni bir sempozyum: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Diyarbakır Valiliği ve Dicle Üniversitesi''nce ortaklaşa olarak düzenlenen Sezai Karakoç Sempozyumu...

Üç gün sürecek olan semyozyum Diyarbakır''da Dicle Üniversitesi''nin Kongre Salonu''nda gerçekleştirilecek.

Düzenleme Kurulu Osman Horata, Ayşegül Jale Saraç, Ramazan Kaplan, Sabri Eyigün, Yakup Çelik, Kemal Timur, Mehmet Emin Uludağ ve Ömer Çakır''dan oluşan semyozyumda Durmuş Günay, Ramazan Kaplan, Mehmet Törenek, Ebubekir Eroğlu, Kemal Timur, Önder Göçgün, Turan Karataş, Abdullah Uçman, İsmet Emre, Recep Duymaz ve Alaattin Karaca''nın moderatörlüklerinde yapılacak oturumlarda şu yazar ve bilimadamları Sezai Karakoç''un edebiyat hayatını, düşünce ve şiirlerini çeşitli yönleriyle konuşacaklar:

Şaban Abak, Ahmet Albayrak, Fatih Arslan, Münire Kevser Baş, Kamil Eşfak Berki, Ulaş Bingöl, Erdal Bozdağ, Mecit Canatak, Mehmet Akif Çeçen, Yakup Çelik, İsmet Emre, Kamuran Eronat, Ebubekir Eroğlu, Serdar Demircan, Recep Duymaz, Cafer Gariper, Önder Göçgün, Bekir Gökçe, Hamide Güler, Durmuş Günay, Tevfik Sabri Hammam, İhsan Işık, Beyhan Kanter, Ramazan Kaplan, Alaattin Karaca, Cevdet Karal, Turan Karataş, Ömer Lekesiz, Taner Namlı, Mehmet Narlı, Resul Özavşar, Rasim Özdenören, Zeki Taştan, Mehmet Tezgören, Kemal Timur, Mehmet Törenek, Abdulkerim Tuğluk, Gökhan Tunç, Ramazan Siracoğlu, Mustafa Ruhi Şirin, Himmet Uç, Abdullah Uçman, Mehmet Emin Uludağ, Mehmet Fatih Yanardağ, Hüseyin Yaşar, Mevlana İdris Zengin ve H. Salih Zengin.

Sempozyum "uluslararası" olunca niteliği, niceliği nasıl bir değişime uğruyor bilmiyorum ama bu değer büyütme niyetiyle kullanılıyorsa bilinmeli ki, Sezai Karakoç bu ülkenin insanıdır ve onun adına kendi ülkesinde yapılacak bir etkinlik için bu nitelemeye ihtiyaç yoktur. Ancak Türkiye dışında bir etkinliğin "uluslararası"lığını vurgulamak belki bir kıymet ifade edebilir.

Yöneticileri siyasetçilerce tayin edilen devlet kurum ve kuruluşlarının yaptıkları kültür-sanat-edebiyat etkinliklerinden olumlu sonuçların doğabileceğine hep kuşkuyla yaklaşıyorum. Çünkü bu tür etkinliklere siyasetin, iktidardakileri memnun etmeye yönelik çabaların gölgesi düşüyor. Ancak Sezai Karakoç''la ilgili yeni sempozyumun taraflarından birinin üniversite olması olumlu sonuçların hasıl olabileceğine ilişkin umutlarımı diri tutuyor.

Herşeye rağmen has bilginin izinin sürüldüğü, doğru sözün cesaretle söylenebildiği bir ortam olma özelliğiyle akademinin sahiplendiği bu etkinliği gönül rahatlığıyla izleyebileceğime inamıyorum.

İlgili notlarımı çarşamba günkü yazımda sizlerle paylaşacağım inşallah.