
Merhum babam bir arkadaşının, dostunun olumsuz halini duyduğunda, onunla konuşmaya giderken söylerdi bunu:
"Ona gidip bir çift söz söyleyeyim."
O "bir çift söz"ün bir sitemi, serzenişi, uyarıyı, akıla daveti, iğvadan korumayı, doğruyu ama ille de bir muhabbeti içerirdiğini anında sezerdim çocuk aklımla.
Dahası "o bir çift söz"ü söyleten saikler ben"likle ilgili değil, sen"likle ilgili olurdu hep; "sana ulanan düz yolumuzu yokuşa sürme n"olur" demek olurdu.
"Sıçandan doğan kendir keser" derler ya, ben de merhum babamın izinden yürüyüp Sırrı Süreyya Önder"e bir çift söz söyleyeceğim.
"Sırrı benim arkadaşımdır" muhabbetlerine girmeme ne onun ihtiyacı var ne de benim ihtiyacım.
Huyumdur sosyal rolleri değişerek, yoğunlukları bireyleri aşıp halka yönelen tanıdıklarımı bir kere tebrik eder kenara çekilirim. Bu, kelimenin en doğru, en işlevsel anlamıyla "ağabeyim" olan Beşir Atalay için de geçerli, ikimizin kalan ömrünü de içerecek şekilde "Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır" sözünün muhatabı olarak Sırrı Süreyya Önder için de geçerli.
Üstelik siyaset yazıları yazmadığım –ve bundan şiddetle kaçındığım- için de yollarımız zaten kesişemez bu insanlarla; pasif bir izleyişin, olumsuzlukta üzülmenin, olumlulukta sevinmenin ama her iki halde de kendilerine dua etmenin dışında gönülde bir blokeye uğrar o insanlar, taa ki (çok mümkün olmamakla beraber) son ayrıldığımız yere kendileri bizzat avdet edinceye kadar.
Demem o ki Önder"e bir çift söz söylemeye hakkım var.
Diyarbakır"daki Nevuz kutlamalarını izledim. Tarihi bir görev üstlenen Önder"in oradaki varlığından, okuduğu mesajla geleceğin inşasına olan katkısından kıvanç duydum.
Ama onun bunca gücüyle, etkisiyle orada bir ay-yıldızlı bayrağın da yer almasını sağlamamasına üzüldüm.
Sevgili Sırrı Süreyya Önder!
Bayrağın temsiliyeti, değeri, simgeselliği planında farklı düşündüğümüzü hiç sanmıyorum.
Onu bir bez parçası olarak görmediğim gibi kutsallaştırmıyorum da.
Ama benzeri her simge gibi bayrağımız kendi cinsini ve temsiliyetini aşan bir özelliğe sahip.
Bayrağımız zaman ve mekan içinde hiç bitmeyen yolculuğumuzun bir delildir.
Ay ve yıldız semavi kılavuzlarımızdır.
Biz hem zihniyet hem de hal olarak bayrağımızla bütünleşmiş durumdayız.
Zihniyet diyorum çünkü bu dünyanın bir köprüden ibaret olduğuna, bizlerinse birer yolcu olduğumuza inanıyor ve iman ediyoruz.
Hal diyorum, çünkü son üç yüz yıldır bir halden diğer hale yürüyüp duruyoruz.
Ve o bayrak genel adı dünya olan köprünün, zulme, despotizme, emperyalizme, nifaka, halkların haklarının gasbına karşı şunca yıldır sürdürdüğümüz itirazın en yüksekte asılı duran resmidir.
Hamasetle işim yok ama o bayrak Çanakkale"de şehid düşen Kürd Memet"le, Urfa"da şehid düşen Türk Hasan"ın müşterek niyet, gayret ve anılarının bir kaç hamakatin insafına terkedilemeyeceğinin uyarısıdır.
Akil insanların elleriyle şekillenmeye başlayan (inşallah en doğru şekliyle de tamamlanacak olan) toplumsal barış çabalarının kabilesel nefretleri değil, bir"likteki rahmeti gözettiğine inanmak istiyorum.
Yürütülen söz konusu çabanın sadece Kürtlerin mağduriyetine değil, sistemin yıllar yılı sindirmeye, eritmeye çalıştığı Zenci-Türkler"in mağduriyetlerini giderecek mahiyette bir çaba olup olmadığını da merak ediyorum.
Sevgili Önder,
İşte o niyet, o gayret, o çaba bir ay-yıldızın içinden geçtiğinde ancak inebilir yeryüzüne.
Nevruz"da ateşin içinden geçebilenlerin aslında ay-yıldızın içinden de geçtiklerini bilmelerini isterdim.
Hiç kimseden değilse senden isterdim bunu Sevgili Sırrı Süreya Önder.
Senin için sen"den isterdim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.