
Zühd''ün kelimesinin karşılığı ''terk, küçümsemek''tir ama Tasavvufi bir terim olarak karşılığı ''Terk-i dünya''dır. Dünyayı terkten maksat, dünyanın faniliğini idrak etmekle yetinmeyip, ondan doğan imkanları da onun faniliğine savurmak, son aşamada terketme düşüncesini de terkederek ondan müstağni olmaktır. Bunu sağlayabilen kişiye ''zahid'' denir; o, Allah''tan başka hiçbir şeyin kendisine hükmetmesine izin vermediği kişidir.
Ancak zahid, on bir yıllık uzlet hayatından sonra medreseye tekrar dönen İmam Gazzali''nin ''el-Munkiz mine''d-dalal''inde anlattığı kendi tecrübesinden de görüleceği üzere dünyayı yokluğuna iade etmekle birlikte arif olarak üstlendiği yetkinlikten insanları yararlandırmayı sürdürür. Bu manada değil başmüderris, sultan olmasında bile bir problem görülmez. Yeter ki, bu durumunu nebevi tutumla bitiştirsin; Peygamberi''nin (sav) Hira''da kalmadığı gibi kendisi de uzletin uzamında kalmasın, dünyanın tümüne bir Hira değeri yükleyerek yeniden şehre dönsün.
Uzlette keşfedilen aşkınlığın, hikmetin, sırrın şekli, niteliği, düzeyi ne olursa olsun yorumlamaya çalıştığımız şekliyle Terk-i dünya, Şeriat''tan yine Şeriat''a dönme halidir. Çünkü hayat ancak onunla tanzim edilir; onun tanziminin dışında kalmak intizamsızlığa talip olmaktır. Nitekim İmam Gazzali de ''Diliyle nübüvveti kabul ettiğini ifade edip de şeriatın hükümlerini ''hikmetle'' eşit tutanlar aslında nübüvveti inkar etmişlerdir. Bu kişiler sadece herhangi bir hususta talihli olan bir bilge kişiye inanmaktadırlar. Bu talih dolayısıyla bu bilge insanların tabi olduğu bir kişi olmuştur. Bunun ise nübüvvet ile hiçbir ilgisi yoktur'' sözleriyle Şeriat''ın farkını ve değerini vurgulamıştır.
Belirttiğimiz, naklettiğimiz bu hususların anlaşılmasında ve gereğince uygulanmasında ciddi bir problem yoktur.
Problem, Tarikat-ı Muhammediye (Sünni tarikat) ile sapkın olarak nitelenen diğer tarikatların da kendilerini zühd ile tanımlamalarındadır.
Zühd kavramındaki müşterekliğe rağmen inanış farkları Tasavvufu aşıp, itikadi bir noktaya isnat edince ayrım zorunlu hale gelmektedir. Ancak tasavvufun yaslandırıldığı ilgili Ayetlerin ve Hadislerin batıni manalarının gündelik bilgi ile kuşatılmasının zorluğu, diğer bir söyleyişle yaşanmadıkça bilinemeyecek bir kelam ve hal bilgisini gerektirmesi ayrımların geçerliliğini de kuşkulu hale getirmektedir.
Hal böyle olunca zühd / terk-i dünya içeriği meşkuk bir kavrama dönüşüvermekte; iddia sahiplerinin iddialarının sıhhetine dair makul sonuçlar üretmek de zorlaşmaktadır.
Kendi bilgimin mahdut sıkletince bu zorluğu aşabilmem (Hakkı Kuran Okay''a ait olan) ''Redd-i dünya'' kavramıyla mümkün olabildi.
Redd-i dünya''ya yüklediğim içerik kısaca şöyledir:
Dünyayı bir hiç hükmüne indirgeyen ama dünya hayatının sahih bir nizam üzere sürmesi konusunda sorumluluğu da süreklileştiren Terk-i dünya düşüncesinin aksine, sadece kendine (grubuna, partisine) geçici yarar (ki, yararın sürekliliği de bir sınırdır) sağlayacak nizam(sızlık) uğruna sahih nizamı reddetme, varolan tüm toplumsal sınırları yıkma anlayışının adıdır Redd-i dünya. Diğer adıyla ''ehl-i bidat'', yeni söyleyişle heterodoksidir.
İslam dünyasında kendilerini zühd hareketiyle ilişkilendirdikleri halde heterodoks bir niteliğe sahip olan tarikatların, eğilimlerin ''onuncu kriz asrı''nda varlık kazanmaları ve onların kendilerini bu krizin asıl nedenlerinden biri olan İran''daki ırkçılığın meşruiyet kaynağı halindeki Şiilik anlayışıyla bağdaştırmaları ise hayli ilginçtir.
Nasip olursa bu konuya –sanatla ilişkilendirerek- devam edeceğim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.