Timsah gözyaşları gerçeği saklayamaz

04:003/01/2017, Salı
G: 17/09/2019, Salı
Ömer Lekesiz

Son terör eyleminin yapıldığı mekan, cinayetin işleniş biçimi ve teröristin izini kaybettirişi, terörün hangi devlet(ler) tarafından, hangi örgütlere yaptırıldığına ilişkin bilgileri de adeta gereksiz hale getirdi.



Çünkü ortaya çıkan yeni tabloyla, terör eylemlerinde, vicdan hissi dumura uğratılarak, bedenen ve zihnen duygusuzlaştırılmış eğitimli elemanların kullanıldığı bir kez daha anlaşıldı.



Buna göre, PKK, FETÖ, DAEŞ... durum ve şartlara göre eylem hangisine daha çok yakışıyor ve dolayısıyla o örgüte yükleniyor olursa olsun, hiç bir örgütün tek başına yetiştirmeyeceği profesyonel caninin asıl sahibine ilişkin bilgilere erişmek, Cumhurbaşkanı'nın kelimeleriyle işin kaynağına inilmek çok daha önemli hale geliyor.



Kaldı ki, bir terör eylemi, onu planlayan devlet(ler) ve uygulamasının mal edildiği örgüt(ler) açısından tek değil birçok faydayı içkin bulunuyor.



Örneğin otuz dokuz insanın katledildiği son terör eyleminde, PKK destekçilerinin, sempatizanlarının ve casus gazetecilerinin şu fayda beklentisi nedeniyle ağzı kulaklarına varıyor:



Terörle bunaltılan, çaresizleştirilen Türkiye, PKK ile mücadelesini bitirmek zorunda kalacak ve bu sayede Türkiye'nin bölünmesi için pazarlık masasının kurulması mümkün hale gelecek.



Öte yandan FETÖ elemanları da, aynı durum üzerinden takipsizlik şansına ulaşacaklarına, herhangi bir cezaya muhatap olmadan, ihanet suçlarından aklanacaklarına dair umutlarını paylaşıyorlar.



Söz konusu muhtemel başarıdan dolayış sevinmede aslan payı ise DAEŞ'e düşüyor. Çünkü ABD'nin maşası olarak DAEŞ, Türkiye'nin bölgesinde etkisizleştirilmesinde ve ABD'ye ram olmak zorunda kalmasında belirleyici hale gelerek, sahibince de daha çok korunacağını ve kollanacağını düşünüyor.



Bu manada, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde hayallerinin suya düşmesi nedeniyle nasıl tepki göstereceklerini de şaşırarak suskunluğa düşen devletlerin timsah gözyaşlarını anlamak, doğru analiz etmek de yine terör örgütlerini bilmenin önüne geçiyor.



Örneğin, ABD ile birlikte PKK ve türevlerinin hamisi olduğunda artık hiçbir tereddüt bulunmayan Almanya üzerinden bakalım.



Can Dündar, Amberin Zaman türünden bir casus gazetecinin sorgulanması ya da tutuklanması karşısında “Türkiye'de basın özgürlüğü bitiyor” diyerek, (kendi beslemesine tabi) uluslararası ilgili kuruluşları harekete geçirmeye çalışan Almanya'nın asıl rahatsızlığı duyduğu şey, sahibi olduğu ya da yönlendirdiği terör örgütlerinin eylem alanının kısıtlanmasından ibarettir.



Öte yandan ABD'nin FETÖ terör örgütünün başını beslemekle kalmayıp, adeta bir ajan ordusuyla koruyor olması da bu bağlamda altı çizilmesi gereken bir husustur.



Dolayısıyla başta ABD ve Almanya olmak üzere, 15 Temmuz'da sessiz kalan terör hamisi devletlerin, son terör eylemine karşı taziyeleri, destek beyanları küçük bir parçasıyla da olsa hiçbir samimiyet içermiyor ve gelinen noktada bunların tutumunun anlaşılması, iyi analiz edilmesi terörün hangi örgüt eliyle işlendiği bilgisini sıradan bir teferruat haline getiriyor.



Son tahlilde ortaya çıkan bu tablonun da Türkiye açısından korkutucu olduğu malumdur. Bununla, Türkiye'nin giderek bir şiddet sarmalına girdiğini, PKK, FETÖ, DAEŞ terörünün gündelik bir durum haline geldiğini düşünmek de mümkündür.



Ancak, Türkiye, yüz yüze bulunduğu bu gerçeklerin yanı sıra, şimdi timsah gözyaşları dökenlerin oyunlarını bozacak büyük bir güce de sahiptir.



Fırat Kalkanı Harekatı ve peşinden gelen Suriye'de ateşkes anlaşması Türkiye'nin sadece büyük olmadığını, büyük oynadığını da göstermektedir.



Elbette Türkiye, bölgede etkin olma ısrarından vaz geçse, ABD ve Almanya'nın bölgeye ilişkin planlarını uygulamalarında piyonluk görevini üstlense, ona saldıran terör örgütleri de anında geriye çekilecektir.



Türkiye ise geri belirtilen konularda bırakın geriye çekilmeyi hep kararlı adımlarla ileriye yürümeyi sürdürüyor.



Onun bu kararlılığı şimdi timsah gözyaşı dökenlere ilişkin gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını da beraberinde getiriyor.



Bölgedeki hareketlilik açısından baktığımızda terörden kısa vadede kurtulmayacağımızı fark etsek de, Türkiye'nin tam bağımsızlık mücadelesi ve zulme karşı direnme azmi belli bir vadede kesin bir başarıya bitişik görünüyor.



Bize düşen dipdiri bir bilinç ve azami uyanıklık içinde bu başarıya katkıda bulunmaktır.


#PKK
#FETÖ
#DAEŞ
#Fırat Kalkanı