
Şu kadarcığını olsun düşünemiyor mu Hizmetçiler: "Ülkemde ne zaman istikrar, refah, huzur ve kardeşlik imkanları oluşsa, içerdekilerden veya dışarıdakilerden ya da her ikisinden birden bir fitne, bir bela zuhur eder."
Şimdi kendileri başkaları tarafından hazırlanmış karanlığı mekan tutarak mızraklarının uçlarına taktıkları Kur"an sayfalarını çıkarıyorlar ışığa ve gerilerinde ne oluyor tam bilmiyoruz. Karanlıktan gelen seste aydınlık olmaz çünkü; işte öylesine seslere tanık oluyoruz sadece: Beddua beddua yükselen hırıltılar, sipariş yazı talimatları, İsrail bayrağının arkasına saklanmış süflörlerin çemkirmeleri, besleme oldukları daha sentakslarından belli olan akademisyenlerin zırıltıları!
Hizmetçiler düşünemiyorlar ve göremiyorlar mı bunları?
Bence her ikisi de geçerli.
Yoksa bunca pervasızca, bunca şımarıklık tutkusuyla karanlıktan kurşun sıkar, dini de istismara ederek ülkemin sağladığı yükselişi, milletimin son on iki yılda topladığı enerjiyi yer ile yeksan etmeye kalkışırlar mıydı?
İnsan bir kere haddi aşmaya görsün; hadsizliği ona sevimli gelir; tahrip etme fiili (cehennem ateşinin mülhitlere zevk vereceği gibi) ona zevk verir. Hoca iken çömeze, muteber iken saman çuvalına, çelebi iken Batı medyasının pilli megafonuna, İsrail gazetelerinde muhabbet tellalına dönüşür de haberi bile olmaz.
Bu yazıya başlamadan önce darbe operasyonunun yayın merkezi haline gelen gazetelerine -ahlakı hatırlayacaklarına dair bir umudum kalmamasına rağmen- yine de bir bakayım dedim, baktım.
Oradaki yazarların çoğunluğunu yine hadsizliğin, sahtekarlığın, ukalalığın, şımarıklığın, terbiyesizliğin, seviyesizliğin sarhoşluğunda yüzüyor olarak gördüm.
Bu öyle bir yüzüş ki, şimdi de Diyanet"i dolamışlar pelteleşmiş dillerine.
Örneğin diyor ki biri: "...Diyanet İşleri Başkanlığı tarih boyunca birleştirici, bütünleştirici bir fonksiyon için çırpınıyor kanaatine sebep olmuşken son dönemde parti uzantısı gibi duruyor. İktidar sahiplerinin ayrıştırıcı, fitne sokucu, ötekileştirici, şeytanlaştırıcı söylemi Diyanet toplantılarına da sirayet etmeye başladı. Memleket "paralel devlet" palavralarıyla "parti devleti" olmaya doğru sürüklenirken bazı kurumlar ve kişilerin iki adım ötede, sakin ve sağduyulu kalması gerekiyor. Diyanet de öyle bir kurum. "Parti Diyaneti" olamayacağına göre nefret söylemi suçunun yanında yer almamak gerekir. Partiler gelir gider, Diyanet gibi kurumlar herkesi (Aleviler dahil) kucaklayacak bir atmosfer için çaba sarf etmeli."
Burada başta Sayın Başbakan"a "şeytanlaştırıcı söylem" yakıştırması yapacak kadar seviyesizleşmek de dahil bir taşla en az beş kuş vurma şeytanlığının yanı sıra asıl oklar Diyanet"e yöneltiliyor.
Neden?
Nedeni çok basit! Çünkü Diyanet "Müslümanların olur olmaz sebeplerle birbirleri aleyhine beddua etmelerinin İslam ahlakı ile bağdaşmadığı"nı söylemekle kalmadı bunu "Peygamberimiz (sadece), azılı İslâm düşmanlarından Ebû Cehil, Ümeyye ibn Halef ve benzerlerinin de içinde bulunduğu yedi kişiye beddua etmiş, bu kişilerin hepsi de Bedir Savaşı"nda öldürülmüş, böylece Hz. Peygamber"in bedduası yerini bulmuştur" teyidiyle kamuoyuyla da paylaştı.
İkinci olarak Başbakan Diyaneti"in bir toplantısında sahte veliliğe, yabancı peygamberliğe vurgu yaptı.
İşte Diyanet şimdi bu yüzden hedefte.
Özel emekli vaiz, özel tevil, özel din, çakma velilik anlayışıyla İslam"ı kendi tekellerinde görenlerden başka kim "bu nedenle" Diyanet"i hedef haline getirebilir ki?
Adam şunu diyemiyor: "Vaiz eskisi bir hata yaptı, insanız hepimiz hata yapabiliriz; Diyanet bir yaşlının tekil hatası için resmi açıklama yapmamalıydı."
Bunu herkes anlar ve makul bile görebilir. Ama bu söylenmiyor, "Vaiz eskisi hata yaptı" kaydı yok; o yaşlı bir küresel din ruhbanı edasıyla, çakma veli pozlarıyla her şeyi söyleyecek ama ne Müslümanlar ne de Diyanet "bunun doğrusu nedir?" diye merak etmeyecek, açıklama yapmayacak! Sen ise başkasına yamamaya kalkıştığın ama eline yüzüne bulaştırdığın "ayrıştırıcı, fitne sokucu, ötekileştirici, şeytanlaştırıcı söylemi"nle haşhaşi naraları atacaksın!
"Şu kadarcığını olsun düşünemiyor mu Hizmetçiler" diyerek girmiştim yazıma. Gerçekten düşünebilecekleri şeyler ve dilemeleri gereken özürler olabileceğine inananlar sadece akıl ve şuur sahipleridir; azgınlaşan ve giderek daha da şeytanileşen dillerinden görülen odur ki, onların buna hiç mi niyetleri yok. Çünkü belirttiğim bağlamda bir sarhoşluk içinde yüzüyorlar artık ve kökleri kurutulmadan bundan vaz geçeğe de benzemiyorlar ne yazık ki.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.