
Kamil Doruk kitaplarının kitabı çıktı!
"Yağ Sevgili Yürek."
İlk öykü kitabı "Antik Sevgililer" 1988"de yayınlanmıştı; "Ağlamayın Efendim – Fetret Öyküleri" adlı kitabıysa 1995"te…
"Hikâyevikâye" adlı anlatılarını ise 2011"de kendi imkanlarıyla yayınlamış, onu sadece dostlarıyla ve okur olarak samimi muhataplarıyla paylaşmıştı. Bu kitabı yayınlayınca Kamil"e ilk iki kitabını ne zaman tekrar yayınlayacağını soran çok sayıda okurunun olduğunu bizaat biliyorum…
Ama Kamil bu… "Bizim Kamil…" Hz. Hızır"ı Taptuk Emre"si bilen Kamil… Gönül tekkesinde doğru kelimeden başkasına yer vermeyen ve okuruna doğru kelimeden başka bir şey söylemek istemeyen Kamil…
Kendisine "yeni kitap var mı?" diye sorulduğunda başını yere eğip, hafifçe tebessüm ederek, yazma nimetine mazhar oluşundan mahçubiyetle ancak "ya nasip!" diyebilen Kamil…
Yıllardır medya ortamında çalıştığı halde yayın dünyasının kurtlar sofrasına inadına hiç oturmamış; dört kelimeyi yan yana getirince yumurtası gelmiş tavuklar gibi ortalığı velveleye veren tavuk cinsinden yazarlara ve kendilerini her kümesin efendisi sanan yayıncılara selam vermemiş bir Kamil…
İlk kitabının üzerinden çeyrek asır, ikincisinin üzerinden on sekiz yıl geçmiş bu yüzden…
"Her kitabın bir kaderi vardır, biz kazasına vesileyiz" diyebilen adam gibi bir adam Mustafa Kirenci, "ver Kamil şu metinleri, yayınlayalım" diye ısrar etmese o kitaplar yine kendi mağaralarında bekleyip duracaklar sessizce…
Söylerken kolay ama yazarken hiç de kolayına yazılmamış toplam 42 öykü…
Hepsi bugünü de aynı gerçeklik ve sıcaklıkla kuşatabilecek yetkinlikteki "ibnü"l-vakt öyküler" ve diğer anlatı metinleri…
Benim kuşağımdan olanların "yahu bu Faulkner"da bir kekrelik var, tamam bilinçakışı, hal"i hayalde kurulması, geriye dönüşlerindeki kıvralıklık iyi hoş da, teneke kurluğunda bir maddecilik, gönüle dokunmayan bir metalik keskinlik var onun metinlerinde" demeye cesaret edip Attar"a, Filibeli Ahmed Hilmi"ye ve ille de kendi yerel gerçekliklerine dönerek yeni dil ve ifade imkanlarını yitik bir hazineyi ararcasına arayanların öykülerinden bir örnekti onlar…
Hele o 1990"da yayınladığı "Reis" adlı öyküsü… Nasıl da çarpmıştı beni… Onu "…(H)iss-i müştereki oluşturan bellek, sezgi, imgelem, anımsama ve düşünmeden, imgelemin en üst seviyede işletilmesiyle sağlanan harikulade içsel oluşumların, (…) felsefi bir anlayış çerçevesinde ve nevi şahsına münhasır bir tesadüfi gerçeklik üzre" kurgulanmasından oluşmuş bir simgesel öykü olarak selamlamıştım…
Kamil"in yeni okurları, bu 42 öyküsünde şimdi ne bulacaklar bilemem ama ben onlarda kendi gençliğimi, kimileri rahmete ermiş öykücü dostlarımın yenilik arayışlarını, kaygılarını, başarılarından duydukları o saf, tertemiz sevinçleri buldum. Bu kadarla kalmıyor elbette: Kamil"in o 42 öyküsünde yerli öykücülüğün yakın tarihine dair kimi temel izleri ve onun sağlam kilometre taşlarından birini de buldum…
Umuyorum ki, Kamil"in yeni okurları "İstanbul şehrinin bu gezgin dervişi"nde sokakların ruhunu içselleştirmiş, tek bir bakışlarıyla bile onlarca olayı anlatabilen insanları, ayet ayet çoğalan varlıklarıyla çocukları, kuşları, kedileri, ağaçları, suları… kısaca şu Şehr-i İstanbul"da telvinde temkinin adı olan hayatın kendisini bulacaklar…
Hani, İbn Arabi"nin "Gelecek, ikisini birleştiren bir yön bulmadıkça geçmişte olamaz" deyişindeki gibi, Kamil geçmişle geleceğin arasındaki tek varlık olan şimdi"lik berzahından toplar hayata dair kelimeleri, insanlığın ve şeylerin hallerini…
Bunların doldurduğu yeni zarfın adına "Yağ Sevgili Yürek" (Büyüyenay Yayınları, İst.) denilmesi de bence çok isabetli olmuş…
Hz. Adem ile Havva"dan beri kesintisiz olarak yağan yegane şey "yürektir" çünkü…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.