Yazmak kendi hakkında bilgi vermektir

00:0027/07/2013, Cumartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Ömer Lekesiz

Varlık âlemine çıkmış her şey kendisi hakkındaki bilgiyi öncelikle kendi varlığından ve kendinliğinden verir. Örneğin taş katı ve soğuktur, ot yeşil ve nemlidir, yılan kaygan ve zehirlidir…Varlık dairesini daraltıp sadece insanı düşünelim örneğin, kendi bilgisini vermesi bakımından o da şeylere benzer. Suratı asık olanın geçimsiz, sorunlu olduğuna hükmederiz, sürekli tebessüm eden birinin kendisiyle barışık olduğuna, doğallığını yitirmiş bir cilde sahip olanın hasta olduğuna, dengesiz-mizansız birinin

Varlık âlemine çıkmış her şey kendisi hakkındaki bilgiyi öncelikle kendi varlığından ve kendinliğinden verir. Örneğin taş katı ve soğuktur, ot yeşil ve nemlidir, yılan kaygan ve zehirlidir…

Varlık dairesini daraltıp sadece insanı düşünelim örneğin, kendi bilgisini vermesi bakımından o da şeylere benzer. Suratı asık olanın geçimsiz, sorunlu olduğuna hükmederiz, sürekli tebessüm eden birinin kendisiyle barışık olduğuna, doğallığını yitirmiş bir cilde sahip olanın hasta olduğuna, dengesiz-mizansız birinin serkeşliğine hükmederiz.

Varlık dairesini daha daraltarak yazarın kendisinden verdiği bilgiye bakınca, durumun bunda da aynı olduğunu görürüz. Fark, "Üslub-ı beyan, aynıyla insandır" sözünün ifade ttiği hakikate uygun olarak, onun verdiği bilginin yazısıyla oluşundadır. Çünkü üslup "oluş, yapış, yapılış biçimi, tutulan yol, tarz, usûl" demektir.

Dolayısıyla yazarın düşüncesini ortaya koyuşunda tuttuğu yol, izlediği tarz da bize onun hakkında yine kendisi ortada olmadığı halde ortaya koyduğuyla ve özü itibariyle yine kendiliğinden bir bilgi verir.

Diğer bir söyleyişle yazı, yazarın kendi kimliği, inancı, dünya görüşü hakkında kendiliğinden bir başkasına bilgi verdiği olmakla, yazı yazarın kendi karakterine dair vurduğu mührün de bilgisidir. Bu nedenle her yazıda yazarla değil doğrudan yazılanla (yazıyla verilmiş karakterle, buna mahsus mühürle) muhatap oluruz.

Örneğin, kendisini halka hizmete adamış bir başbakanı "despot" olarak niteleyen yazar, sadece başbakana değil, onun hizmet ettiği halka düşman olduğunun da bilgisini vermiş olur.

Henüz sıcak bir bilgi hükmünde olduğu için Taksim eşkıya kalkışmasını da örnek verebiliriz buna.

Taksim eşkıyası kimlerden oluşuyordu, hatırlayalım: Kültürel hegemonistler, son on yılda çanlarına ot tıkanmış beyaz imtiyazcılar, devletçe beslenmeye alışmış rantiyeci-halk düşmanı sanatçılar, devrim hevesleri her zaman kursaklarında kalmış 68 kuşağı ve artıkları, Şari"nin emrettiği örtüyle, Şari"nin yasakladığı içkiyi aynı özgürlük dairesi içinde düşünebilecek kadar müptezelleşmiş tipler…

Bir yazar ki, "Taciz edilen başörtülüyü AK Partili sanmışlardır" diyebiliyorsa, bu dediğiyle kendisi hakkında verdiği bilgi, halk iradesiyle iktidar olmuş bir partiye düşmanlığının ötesinde, idraki dumura uğramış, hazımsız, anarşist, kindar ve kardeşin kardeşe düşmanlığından haz duyan bir cahil olduğudur.

Bir yazar ki, "Türbana da da içkiye de özgürlük" diyenleri masum çiçek çocuklar olarak gösterebiliyorsa, bu yolla kendisi hakkında verdiği bilgi, örtünme emriyle içki yasağını eşleştirecek kadar din kültüründen yoksun, Allah"a ve Kitabı"na karşı hürmetten nasipsiz biri olduğudur.

Konu halk, istikrar, güven, kardeşlik, dayanışma, yardımlaşma vb. toplumsal olgular ve değerler olunca yazarın düşüncesi yoluyla verdiği bilgi, bir taşın kendisi hakkında verdiği bilgi gibi edilgen olmaz; bu bilgi birilerini etkileyen, yönlendiren, şartlandıran bilgi olarak etkin bir bilgidir.

Bu etkinliğin değerlendirilmesinde, onun neden olduğu olumsuzluğun işaretlenmesinde, ifşa edilmesinde izlenecek yol da aynı cinsten bir yolla, yani yazıyla mümkün olur.

İşin burasında bir yazar, Allah"ın bir emriyle bir yasağının eşitlenmesine methiyeler dizip, haliyle kendi verdiği bilgiden hareketle ona "sen yanlış yapıyorsun" diyene karşı telaşla ortalığa düşerek "yetişin, beni dine saygısızlıkla suçluyorlar" diyorsa, ya kendi düşüncesi yoluyla hakkında verdiği bilgiyi önemsemememizi istiyordur ya da doğrudan yanıltıcı bir talepte bulunuyordur.

Taksim eşkıyasına ve onları sırtlayan yazarlara bakarak başka örnekleri ve yaklaşık aynı sonuçları ortaya çıkarmak da mümkündür.

Biz şimdilik belirttiklerimizle yetinelim.