
Gezi"den 17, 25 Aralık seçim ayarlı darbe kalkışmasına devrolunan sığlaşmış, seviyesizleşmiş, beddualaşmış, Allah"ın ayetlerini Peygamberin (sav) hadislerini dünya menfaatlerini korumak için kalkan edinmiş bir dil, geçen süre içinde kendi "molla yılan"larını, Din davetine çıkmış Bekri Mustafalarını, ispiyoncularını, hakkaniyetten yana görünen sahtekarlarını da üretmiştir.
Bunların saldırıları, savunmaları ve iftiraları da doğal olarak bu dilin düzeyine göre seyretmiştir ve seyretmektedir. Örneğin tele-kulak düşkünlüğüyle insanların mahremiyetine girenler sorgulanmak üzere tutuklandıklarında Hz. Yusuf"un (as) menkıbesi akıllarına gelivermekte, cürümlerine İlahi örnek yakıştırmak gibi bir sapkınlık boy gösterivermektedir.
Onların bu yolla kamu nezdinde oluşturabilecekleri yanlış bilgi, algı ve kanaatleri muhtemel tehlikeleriyle birlikte vaktinde önleyebilmek için bizler de o çirkinliklerin, ahlaksızlıkların sahiplerini, sahiplendikleriyle birlikte ismen ifşa ederek, doğru olanın en doğrusunu yazmaya gayret ettik, halen de ediyoruz.
Bu mesaimizle (Allah"a şükürler olsun ki) artık takke düşmüş kel görünmüştür. Onların bin bir sahteliklerle edinilmiş itibarları yerle bir olmuş; veli sanılanlarının veli, yazar sanılanlarının yazar olmadıkları, sureti haktan görünenlerinin İsrail yoldaşı oldukları, Din davetçiliği yapanlarının bir meczubu put edindikleri, zamanenin yıkama-yağlama tesislerinde yeniden parlatılarak tedavüle konulmak istenilenlerin gırtlaklarına kadar pisliğe gömülmüş oldukları anlaşılmıştır.
Artık mizacı yamuk, niyeti bozuk, istikameti şer olan o malum kişileri bu halleriyle baş başa bırakıp, günümüzün meselelerine ışık tutabilecek, içkin olduğu düşünce kıymetiyle gelecekte de değer taşıyabilecek yeni bir dilin üretimine hizmet etmek durumundayız.
Çünkü (Allah"a hamdolsun) 27-28 Ağustos 2014"ü yaşadık.
Bu tarihlerin kavramsal ifadesi olan "düşünüş ve davranışta yeniden millilik", yeni bir duruşu, duyuşu, dili ve düşünüşü hak ediyor.
Bu iki günde yapılan konuşmalar, dünya görüşleri bir olanlar arasında gerçekleşen devir-teslimler, gündelik ve teknik düzeyde "parti işleri" olmanın çok çok ötesinde tarihsel köklere sahip yeni bir dirilişi, uyanışı ve yönelişi ifade ediyor.
Recep Tayyip Erdoğan"ın alnının akıyla, omuzlarının teriyle cumhurun reisliğine talip olmasına, başta paralelcilerle layıkınca hesaplaşmak, yanı başımızdaki ateş duvarına rağmen onun gerisindeki Müslümanlara el uzatmak gibi hayati konularda bir tavsamanın olabileceği endişesiyle mütereddit bakmıştım.
Şimdi yapılan devir-teslimin, bunların oluşunu ve emanet edilişini gerekçelendiren ve açıklayan konuşmaların içeriğini, ilgili şahısların temsil ettiği anlam ve kimliği düşününce mezkur tereddütlerim kaybolmakla kalmadı, düne ait ne varsa onların yeniden gözden geçirilmesi, emanet niteliğinde olanın yeniden omuzlanması, gereksiz yük teşkil edenlerinden, ayak bağı olanlarından ivedilikle kurtulmak suretiyle yarınlara yürünmesi elzem bir düşünce olarak kendisini öne geçirdi.
Yarınlara "doğru bir yürüyüş"le yürüyebilmek için, cumhurun (seçilmiş) Reisi"yle, icranın (seçilmiş) Hocası tarafından paralel yapıyla mücadele konusunda ortaya konulan müşterek kararlılıktan sonra artık bu konunun devlet meselesi haline geldiğine ikna olarak, paralel yapıyı kendi derdinin telaşıyla baş başa bırakıp öncelikle yeni bir dilin üretilmesi ihtiyacında karar kılışımın nedenleri özetle bunlardır.
Ah dostlar ah! Bu paralel yapı öylesine sinsi, öylesine mülhid, öylesine sahtekar, öylesine Haşhaşi bir yapıdır ki, "devlet meselesi"dir diyerek onun şerrinden emin olmak kastıyla kenara çekilmek için bahane aradığımı sanmayasınız.
Mezkur nitelikleri nedeniyle paralel yapı bir iktidar (güç) savaşından dolayısıyla bir parti ve tek başına bir devlet meselesinden çok daha fazlasıdır.
Paralel yapı din düşmanlığı, ümmet hainliği olarak milletin refahına, mahremiyetine karşı açık bir tehdit, toplumsal bağımsızlığa, bireysel özgürlüğe karşı açılmış bir savaştır.
Bu paralel yapıyla mücadeleden korkarak, dengeciliği kendi çıkarına daha uygun görerek, İslamcılık taslayarak, merhametçilik oynayarak, muhaliflik romantizmine kapılarak geri duran namerttir.
Paralelcileri kendi hallerine ve devletle başbaşa bırakarak yeni dilin üretimine yönelelim şelindeki teklifim öncelikle paralelcileri "sükut suikastine" uğratmak içindir. Bırakalım yeni nanelerin cilveleştiği videolardaki Tanzimat dilinde, kelime cambazlığında, yalanlarında, şirretliklerinde debelensinler.
Biz kendi asli işlerimize bakalım.
Yukarıda da belirttiğim gibi, cumhurun Reisi"nin (Erdoğan"ın) ve icranın Hocası"nın (Davutoğlu"nun) şahsında 27-28 Ağustos 2014 tarihlerinde gerçekleşenler 23 Nisan 1920 tarihinde gerçekleşmiş olanın yeniden, doğru ve sahih bir şekilde güncellenmesidir.
Bu tarihler istiklalin, millet iradesinin, Dini kimliğin, toplumsal uzlaşmanın, aynı kültürün ve kardeşliğin hükmü altında özgürce toplanışın, kendine sahip oluşun ve gelecek nesillere tarihi kökleriyle barışık bir istikamet çizişin tahakkuk ettiği tarihlerdir.
Ben ve bu gazetede yazan çoğu arkadaşım partici değiliz ki, bu tarihlerin omuzlarımıza yüklediği misyonlara parti yoluyla, siyaset sahasına inerek hizmet edelim.
Rabbimizin bizlere nasip kıldığı nispette düşüncelerimizden, onun layık gördüğü nispette kalemden yana istihkakımızdan başka bir şeyimiz yok.
İnşallah akıl dağıtıcılığı yapmaktan, "ben bilirimcilik oynamaktan" yana da bir nasipsizliğimiz var.
O halde yeni zamana ilişkin düşüncelerimizi, onun gerektirdiği sadelik, samimiyet ve hak ediş içinde beyan etmekle yükümlüyüz.
Bunun için de Gezi"den beri ayaklar altına indirilen, paralel sirk soytarılarının magazinine döndürülen düşünceyi yeniden yükseltmek, asliyetine iade etmek görevimizdir.
Bunun eski dille yapılamayacağı da ortadadır çünkü yenileşme, yeni ufuk yeni dili zorunlu kılar; bu manada zorunlu önceliğimiz aynı zamanda öncelikli sorumluluğumuzdur.
O halde yeni bir dil için: "Bismillahivahdehu..."
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.