Zahmetsiz inci: Hikmet

00:0024/03/2012, Cumartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

“Hikmet” teriminin anlamı değiştikçe değişiyor, ucuzladıkça ucuzluyor. Bunun sorumlusu kimdir ya da kimlerdir?Elbette internetin yol açtığı içerik olarak sınırlı ama yaygın mı yaygın bilgi akışının olumsuz etkisini sorumlular listenin başına yazmalı. Bloglarda, sosyal paylaşım sitelerinde, sözlüklerde sözün en çarpıcı, vurucu, ayartıcı, titretici, ürpertici olanını bulup yazmak “hikmetin en iyisini patlatma” yarışmasına dönüşünce bir güfte parçası, bir mısra, bir beyit, bir vecize, bir ahlaki uyarı

“Hikmet” teriminin anlamı değiştikçe değişiyor, ucuzladıkça ucuzluyor. Bunun sorumlusu kimdir ya da kimlerdir?

Elbette internetin yol açtığı içerik olarak sınırlı ama yaygın mı yaygın bilgi akışının olumsuz etkisini sorumlular listenin başına yazmalı. Bloglarda, sosyal paylaşım sitelerinde, sözlüklerde sözün en çarpıcı, vurucu, ayartıcı, titretici, ürpertici olanını bulup yazmak “hikmetin en iyisini patlatma” yarışmasına dönüşünce bir güfte parçası, bir mısra, bir beyit, bir vecize, bir ahlaki uyarı cümlesi, hayata ilişkin bir öneri “hikmet”in ta kendisi olmaya başladı.

Edebiyat cephesinde “hikmet”in durumu internettekinden pek farklı değil. Hatta internetin edebiyatçıları gaza getirdiği, bu sayede hikmet''in madeni olan aşk ve acının ancak orada bir tahterevalliye oturtulmasının sağlandığı da söylenebilir.

Edebiyat cephesinin yine internete göre bir artısı da “hikmet sahibi” olarak kabul görmüş isimlerin hayatlarının ve elbette onlardan sadır olan hikmetin romanlaştırmaya uygun olmasıdır. Bu uygunluğun bir tür sorgusuz sualsiz ruhsat olarak algılanmasıyla başta Hz. Mevlana, Şems-i Tebrizi ve Yunus Emre olmak üzere birçok hikmet sahibi, romanlarını satın almakla hikmetlerini de satın aldığımız kadrolu hikmet üreticileri olarak ailemize dahil oldular.

Sovyetlerin yıkılmasından sonra Marks''ın iyileşmesi mümkün olmayan yaralarıyla, Kapital''ini tıpkı bir çarmıhı taşır gibi sırtında taşıyarak dünyayı terk etme imgesinden beslenen bir durumu daha eklemeli söz konusu listeye: Kapital etkisi bittiğinden insanlar özgürce metafiziği konuşabiliyorlar artık. Şeriat gibi bir baskı(!) merkezinin dışında yoga, karma, ayan-ı sabite, ezoterizm, inisiyasyon, nirvana, esrarlı uçuş, insan-ı kamil vb. kelime ve kavramlardan kurulu bir “saldım çayıra Mevlam kayıra” dünyasının metafizik düzeydeki keşfiyle “hakikat” de bir kağıt peçete kullanma rahatlığıyla kullanılmaya başlandı.

Şunu hemen belirtmeliyim ki, “hakikat” terimindeki bu ucuzlama, sığlaşma, adileşme yönündeki içerik değişimine muhafazakar olduğumdan karşı çıkmıyorum, bilakis muhafazakar olmadığımdan bu terime sahip çıkılması gerektiğini söylüyorum.

Çünkü dünya görüşümüzü, inancımızı, düşüncemizi oluşturan kelimeler ilahi kodlar halinde genlerimize işlenmiştir; bunlarda neden olunacak bir bozulma aynıyla varlığımıza yansıyacaktır ki, hikmet terimi bu kelimelerden birisidir.

Arapça''da “h-k-m” (düzeltmek, ıslah etmek maksadıyla men etmek, engellemek) kökünden gelen ve türevleri hakem, hakim, hüküm, muhkem olan hikmet nedir?

Elmalılı M. Hamdi Yazır “Hak Dini Kur''an Dili”nde Bakara Suresi''nin 269. ayetini tefsir ederken hikmeti çok geniş olarak açıklar. Örneğin, İslam alimlerinin belirlemelerinden hareketle 23 madde topladığı tanım özetle şöyledir:

Hikmet, söz ve yapılan işte isabettir; ilim ve ameldir; ilim ve fıkıh, anlamak, icad demektir; eşyanın manalarını bilmek ve anlamaktır; Allah''ın emrini, işini akletmektir; eşyayı yeri ve mertebesine koymaktır; doğru ve güzel fiillere sabır ve sebatla devam etmektir; siyasette insanın gücünün yettiği kadar Alah''a uymasıdır; Allah''ın ahlakı ile ahlaklanmaktır; Allah''ın emrini düşünmek ve ona tabi olmaktır; Allah''a itaat, din ve ameldir; bir nurdur ki vesvese ile makam arası, bununla fark edilir; doğruyu bulmakla birlikte, cevabın süratliliğidir; doğruya karşılıktır; ruhların sükunet ve itminanının sonudur; illetsiz işaret, yani üstünde sebep düşünülmeyen Hakk Teala''dan kayıtsız şartsız gelip, şek ve şüphe, zaaf ve fesat ihtimali bulunmayan, niçin ve neden diye araştırmaya ihtiyaç bırakmayan işarettir; bütün durumlara Hakk''ı şahit tutmaktır; din ve dünyanın düzgünlüğüdür; ilahi bilgi ve sırlar ilmidir; ilhamın gelmesi için sırrı soyutlamaktır; bunların hepsidir.

Ragıp el-İsfahani de Müfredat''ında “Hikmet''i “İlim ve amel ile hakka isabet etme, ulaşma. Bu itibarla hikmet Allah''tan olduğunda, ''eşyanın bilgisine sahip olmak ve onları en muhkem biçimde var etmek, yaratmak'' anlamına gelir. İnsandan olduğunda ise ''mevcudatın, varlıkların bilgisine sahip olmak ve hayır fiillerde bulunmak'' anlamına gelir” şeklinde açıklar ve dolayısıyla onun nazari bilgiden çok ameli bilgi oluşunu vurgular.

Hikmeti (hikme) felsefenin yerine kullandığımızı da bilirsek onda meydana gelecek ve benimsenecek bir anlam değişmesinin yüzyılların birikimi olan İslam aklını bulandıracağını düşünmek sizi bilmem ama beni çok korkutuyor.