Paşa"nın umresi ile dalga geçmek

00:0017/05/2012, Perşembe
G: 5/09/2019, Perşembe
Osman Özsoy

Kenan Evren Paşa 12 Eylül darbesinden sonra devlet başkanı sıfatıyla Umre ziyareti yapmıştı. Geçtiğimiz günlerde basına, o yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı Cidde Din Hizmetleri Müşaviri olduğu ifade edilen ve Kenan Evren''in umre ziyaretine refakat ettiği söylenen bir din görevlisinin açıklamaları yansıdı.Daha sonra Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı da yaptığı söylenen görevlinin basına yansıyan açıklamalarını şıkbulmadım.Herşeyden önce, ibadet yapan kişi her kim olursa olsun, onun ibadete yönelik

Kenan Evren Paşa 12 Eylül darbesinden sonra devlet başkanı sıfatıyla Umre ziyareti yapmıştı. Geçtiğimiz günlerde basına, o yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı Cidde Din Hizmetleri Müşaviri olduğu ifade edilen ve Kenan Evren''in umre ziyaretine refakat ettiği söylenen bir din görevlisinin açıklamaları yansıdı.

Daha sonra Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı da yaptığı söylenen görevlinin basına yansıyan açıklamalarını şık
.

Herşeyden önce, ibadet yapan kişi her kim olursa olsun, onun ibadete yönelik konulardaki bilgi eksikliğini yermek, eleştirmek ve ti''ye alacak şekilde medyaya malzeme yapmak bir din görevlisine yakışmaz. Bu davranış tasvip edilemez.

Din görevlileri, tıpkı doktor ve avukatlarda olduğu gibi, kendilerine soru soran insanların bu konudaki bilgi eksikliğini giderirken, konunun mahremiyetine ve bunun özel bir paylaşım olduğu hassasiyetine özen göstermelidirler.

Son yıllarda sanat ve sosyete dünyasından pek çok isim kutsal topraklara gidiyor. Kendilerine refakat eden rehberlerin bu insanların eksikliklerini ulu orta dillendirmeleri ne kadar yanlış olursa, Diyanet İşleri Başkan yardımcılığı yapmış bir kişinin, ''Kenan Evren Kabe''ye girerken ayakkabılarını çıkarıp çıkarmayacağını sordu'' demesi, ''Kabe''den bahsederken cami diyordu'' şeklinde bahsetmesi ve konuya bu seviyede yaklaşması yakışık kalmaz.

Kaldı ki, Kenan Evren kutsal topraklara giden ilk cumhurbaşkanıdır.

Ondan önce hiçbir cumhurbaşkanı gerek hac, gerekse de umre amacıyla kutsal topraklara gitmediği gibi, ondan sonraki üç cumhurbaşkanı da gitmemiştir.

Bugüne kadar görev yapan 11 cumhurbaşkanı içinde Kenan Evren ve Abdullah Gül dışında değil hac, umre yapan hiçbir cumhurbaşkanı yoktur.

Başbakan Turgut Özal, Kenan Evren''in ardından 1989 yılında cumhurbaşkanı seçildiği günlerde medyada yoğun olarak, ''laik bir ülkenin cumhurbaşkanı Cuma namazı kılar mı, kılmaz mı?'' meselesi tartışılıyordu. Özal''ın cumhurbaşkanı olarak Cuma namazına gitmesi bile sorun olmuş, konuya bu davranışın laikliğe aykırı olduğu sığlığı içinde yaklaşılmıştı. Ülkede dengeler öylesine hassas bir çizgi içindeydi.

Kamuoyunda tartışılan bu konuyu o günlerde öğrenciler bana da sormuşlar, ''Özal Cuma namazına gider mi, gitmez mi?'' demişlerdi. Ben de kendilerine, ''Cuma namazı erkeklere farz. Erkekse gider, değilse gitmez'' diye cevap vermiştim.

Özal Cuma namazına gitti ama, cumhurbaşkanı olarak umre ve hacca gidemedi. Ben kendisinden, cumhurbaşkanı sıfatıyla hacca giderek bir tabuyu yıkma arzusu taşıdığını bizzat işittim. Ama buna ömrü yetmedi.

Bu nedenle, Kenan Evren''in yaptığı umre ziyaretinde öne çıkarılması gereken konu eğer varsa eksiklikleri değil, olsa olsa bu ziyaretin ilk olmasının taşıdığı anlam olmalıdır.

Basına açıklamaları yansıyan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısının anlattığı bir başka olay da var ki, kendisine bunu da yakıştıramadım. Açıklamasında, Kenan Evren''den iki ay sonra Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin de umreye geldiğini, kendilerine ''nasıl oldu bu iş'' diye sorduğunda ise, ''Cumhurbaşkanımız gelince biz durur muyuz? Onun yaptığını yapmak mecburiyetindeyiz. Onun için geldik'' dediklerini aktarmış.

Bu insanların, talimatla ve ülkeyi yöneten lidere tabi olmanın verdiği bir zorunlulukla umreye geldiklerini söyledikleri iddiası size tatmin edici geliyor mu?

Bunun en basit açıklaması olsa olsa şu olur:

Kenan Evren yaptığı umre ziyaretinden öylesine etkilenmiştir ki, Türkiye''ye döndüğünde Milli Güvenlik Konseyi üyesi olan diğer arkadaşlarına da kutsal topraklara gidip umre yapmalarını ısrarla tavsiye etmiş, onlar da Kenan Evren''in yaptığı ziyaretten cesaret alarak ve buna imrenerek umre yapmak istemişlerdir.

Kenan Evren''inin dini konulardaki hassasiyetini ve kendisine gerekli açıklamalar yapıldığında gereğini yapma konusunda tereddüt etmediğini, Kenan Evren döneminde uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı yapan Tayyar Altıkulaç''ın müteaddit beyanlarından okuduk, dinledik.

Konunun bir başka boyutu daha var...

Türk basınının duayen isimlerinden Ahmet Kabaklı ile bir gün Türk Edebiyatı Vakfı''nda sohbet ederken, tarihe mal olmuş kişileri değerlendirirken, onların seyyiatı kadar, varsa hasenatı ve iyi özelliklerine de temas etmenin hakkaniyetine işaret etmişti.

Bu bağlamda, örneğin idam cezasına çaptırılan Sadrazam Mithat Paşa''nın, bu cezasının Abdülhamit tarafından Taif''te hapis cezasına çevrilmesinden sonra, hapishanede geçirdiği süre içinde çocukluğunda yaptığı ve sonrasında unuttuğu hafızlığını tekrar tazelediğini...

En batıcı Osmanlı sadramı olarak bilinen Keçecizade Fuat Paşa''nın, ömrü boyunca evvabin namazlarını da hiç aksatmayacak şekilde dini bütün bir insan olduğunu söylemiş ve bu şahsiyetlerden söz edilirken bunların da gözardı edilmemesi gerektiğinin altını çizmişti.

Beğendiğimiz bazı olumlu halleri ile iyi insan gibi algıladığımız insanların hanesine sürekli iyi huyları, beğenmediğimiz birkaç kötü huyu nedeniyle kötü insan gibi algıladığımız insanların hanelerine de toptancı bir anlayışla hep kötü özellikleri ekliyoruz.

Allah katında nasıl ki her davranışımızın ayrı ayrı hesabını vereceksek, dünyada insanları değerlendirirken de toptancı bir anlayışla değil, olumlu ya da olumsuz addettiğimiz özellikleri ile ayrı ayrı ele almamız gerekiyor.

Paşa''nın umre ziyaretinin ti''ye alınarak değerlendirilmesi örneğinde olduğu gibi, bazı insanlar hakkında nasılsa dava açıldı anlayışıyla, 30 yıldır susan insanların fırsat bu fırsat deyip olur olmadık şeyleri de toptancı bir anlayışla dillendirmeye çalışmalarını şık bulmam.

Kenan Paşa nasıl ki daha önce hiçbir cumhurbaşkanının cesaret edemediği bir işi yaparak umreye gittti ise, bugünlerde dillerine doladıkları kimi söylemlerle 30 yıl sonra ortalarda dolaşanların da, konuşmanın zor olduğu dönemlerde de mertçe konuşmalarını beklerdim. Vurun abalıya mantığı, öncelikle din görevlilerine yakışmaz.