
Kaddafi''yi döve döve öldürmüşler. Onu yakalayanlar her kimse, yakalamanın kendisine aynı zamanda dövme ve öldürme hakkını verdiğini vehmetmiş olmalı... Ne büyük aldanış!
Birini yakalamak, eğer yakalamakla görevli biri tarafından gerçekleştirilmişse, yakaladığı kimseyi ilgili mercie teslim etmekten ibarettir.
Onu itham etmek ayrı bir vetiredir. Onu sorgulamak ayrı bir vetiredir. Onu yargılamak ayrı bir vetiredir. Eğer onun hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşmişse, bu hükmün infazı ayrı bir vetiredir. Mahkûmiyet kararı hapis olabilir, idam olabilir... Bunların hiçbiri bu hükmü infaz etmekle görevli ve yetkili bulunan mercilere kişiye haksız muamele yapma hakkını vermez.
Aynı yanlışlık vaktiyle Saddam Hüseyin''e de yapılmıştı. O da mahkeme kararına göre idama mahkûm edilmişti. İdamı infaz edecek kişiler (cellâtlar) mahkûmla tartışmaya girişmişler, onu hırpalamışlar, asılma anında da “Cehenneme git!” diye bağırmışlardı. Bu olay üzerine kaleme aldığımız yazıda cellâtla cani arasındaki farka değinmiştik (Yeni Şafak: 04.01.2007).
Kaddafi''nin öldürülmesindeki durum Saddam''ınkinden daha da vahim görünüyor. Saddam hiç olmazsa sureta yargılanmıştı. Onun idamına bir “mahkeme” karar vermişti. Kaddafi''yi yakalayanlar ise, kendilerini mahkeme yerine koymuşlar, hükmü de kendileri vermişler, infazı da kendileri gerçekleştirmişler...
Savunma, insanın özüne yapışık bir haktır. Onun zedelenmesine asla göz yumulmaması gerekir. Savunma, aslında, kişinin kutsalları arasında sayılmalıdır. Dinî söylemde, öbür dünyada bile kişi sorguya çekildikten sonra hakkında hüküm verilir. Allah, tanımı icabı, o kişinin yaptığını, yapmak isteyip de yapmadığını, içinden geçirdiklerini, o kişinin kendisinden daha iyi bilmesine rağmen, kişinin hakkındaki karar onun savunmasından sonraya bırakılmaktadır. Allah, tanımı icabı sorgulamaksızın da kişi hakkındaki hükmünü vermede mutlak serbesttir. Ancak böyledir diye kişi savunmasız bırakılmamaktadır.
Savunma alınmadan verilen hüküm velev isabetli ve adaletli bile olsa usulsüzdür. Meğer ki kişi bu hakkını kullanmaktan kendi hür ve müstakil iradesiyle vazgeçmiş olsun. Kaldı ki, bu son durum bile farklı bir bağlamda savunma cümlesinden sayılır.
İmdi, Kaddafi bağlamında dermeyan ettiğimiz bu düşünceler onu kayırma bağlamında algılanmamalıdır. Kimilerinin zannedebileceği gibi ben onu kendisini İslam âleminin savunmasına adamış bir figür olarak görmüyorum. O da, Batı ölçütlerine göre yetişmiş bir müstagripti (kelimeyi Cemil Meriç''ten ödünç alıyorum; merhum, bunu garpzede anlamında kullanıyordu). Osmanlı''dan arta kalan Afrika ve Ortadoğu ülkeleri, yüzyıllar boyu Osmanlı idaresinden tevarüs ettikleri mirasın farkına varmadan, birkaç on yıl boyunca Avrupa ülkelerinin boyunduruğunda yaşadıktan sonra birer azgın Osmanlı düşmanı haline geldiler. Kaddafi de o neslin figürlerinden biriydi. Osmanlının pozisyonunu sömürgeci Batı ile karıştırıyordu. Fakat ben gene de ona maruz bırakıldığı feci akıbetten dolayı oh olsun demiyorum. Diyemem. Ben, insanların hayatlarında da ölümlerinde de insanca muameleye tabi tutulmaları gerektiğini söylüyorum.
Hiç kimse, kafası birilerinin bacaklarının arasına sıkıştırılıp yumruklanarak öldürülmeye müstahak sayılmamalı. En kötü bir insan bile...
Bunu yapanlar nizamî bir infaz gerçekleştirmemişlerdir. Bunu yapanlar cinayet işlemiştir. Libya''nın yeni yönetimi Kaddafi''ye bu muameleyi yapanlardan hesap sormalıdır. Onlar yaptıkları bu yargısız infaz nedeniyle yargılamalıdır, hem de cinayet işledikle iddiasıyla...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.