El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz zannedermiş

00:0024/04/2010, Cumartesi
G: 3/09/2019, Salı
Resul Tosun

Samsun ve Kayseri''deki yumruklu saldırı hayra alamet değil. İster münferit ister organize olsun siyasetin yoldan çıktığını ya da çıkarılmak istendiğini gösterir.Bir tarafta yüzyıllık bir İttihad Terakki alışkanlığı ve cunta faaliyetleri, öte yanda cuntayı temizlemeye çalışan bir yargı ve yumruklamaya varan eylemler.Danıştay kayıtlarının silinmiş olduğunun ortaya çıkması ise tam bir fecaat.Cuntacıların hâlâ avukatlarının hâkim olacağı tehdidini savurduğu ve tutuklananların "Balyoz kafalarına inecek"

Samsun ve Kayseri''deki yumruklu saldırı hayra alamet değil. İster münferit ister organize olsun siyasetin yoldan çıktığını ya da çıkarılmak istendiğini gösterir.

Bir tarafta yüzyıllık bir İttihad Terakki alışkanlığı ve cunta faaliyetleri, öte yanda cuntayı temizlemeye çalışan bir yargı ve yumruklamaya varan eylemler.

Danıştay kayıtlarının silinmiş olduğunun ortaya çıkması ise tam bir fecaat.

Cuntacıların hâlâ avukatlarının hâkim olacağı tehdidini savurduğu ve tutuklananların "Balyoz kafalarına inecek" nutukları attığı bir ortamda gerçekleşen yumruklu saldırılar, insanın aklını karıştırmıyor değil.

Samsun yumruğunu ele alalım.

Tam bir kafa karışıklığı ve kendi çöplüğünde ötme girişimi.

Ahmet Türk kendi camiasında diyaloga en açık, en barışçı ve en sakin kişiliğe sahip bir siyasetçi.

Yumruğu atan şahsın bizzat Türk ile bir davası da yok.

Öyleyse neden saldırıyor?

Nedeni şu: Onlar PKK temsilcisi, terörü savunuyorlar, askerimizi polisimizi şehit ediyorlar, yumrukçu dayanamıyor duygularına mağlup oluyor ve yumruğu indiriyor!

Neden şahin birine değil de Türk gibi bir güvercine?

Mantıklı bir izahı yok.

Gelelim Kayseri''ye.

Bu kez yumruk hükümetin bir temsilcisine yöneliyor. Enerji Bakanı Taner Yıldız''a.

Taner Yıldız, enerjiye odaklanmış siyasi söylemi öne çıkmamış, konuştuğu her insana tebessüm etmesini bilen, son derece nazik, kaba söz nedir bilmeyen, muhatabını incitmeyen, aksine gönül almasını bilen beyefendi bir insan.

Devlet adına bir şehit cenazesini teşyi ederken saldırıya uğruyor.

Neden?

Saldırgan açılımı protesto ediyor.

Hükümet açılım ile teröristlere hizmet ediyor düşüncesine sahip.

Saldırganın Yıldız''la şahsi bir davası yok.

Ama saldırıyor.

Neden?

Efendim çift kişilikliymiş, tedavi görüyormuş, hislerine mağlup oluyormuş.

El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz zannedermiş.

Saldırgan devletin gücünü görünce de pişman olduğunu söylüyor ve hemen özür diliyor. Yani kahraman olmayı denemiyor.

Sıkı korunan bir bakana saldırmak hislerine mağlup bir kişinin yapacağı eylem midir?

Her iki saldırganın da ulusalcı söylemlerin etkisinde kaldığı anlaşılıyor!

Resmi ağızlar her ne kadar bu iki olayın münferit birer eylem olduğunu söylüyorsa da ben bu saldırıların münferit olduğu kanaatinde değilim. İnşallah ben yanılırım.

Münferit olduğu kabulünden yola çıkacak olursak o takdirde, saldırganları suça iten faktörlerin başında siyasetçileri ve medyayı görmemek eksik değerlendirme olur.

Birileri kalkar da ülkede savaş olduğunu ilan eder, terörist başını dilinden düşürmezse ve yine birileri kalkar hükümeti teröristlerle işbirliği yapmakla itham ederse, medya da bu söylemleri manşete taşır, abartılı şekilde haber yaparsa bu tür münferit eylemlerin yaşanması sürpriz olmaz.

Bu durumda bize, "Demokratik kültürün henüz tekâmül etmediği toplumumuzda siyasetçilerin ve medyanın toplumu gerecek söylemlerden kaçınması gerekir." demek düşer.

Özellikle siyasi liderlerin toplumu şaşırtacak tavırlar geliştirmesi gerekir. Baykal''ın Kutlu Doğum haftasına katılması ve orada konuşma yapması gibi.

Başbakanın arada bir muhalefet liderleriyle değişik vesilelerle de olsa bir araya gelip birlikte görünmesi, muhalefet liderlerinin de - dünkü 23 Nisan pozları gibi- böylesi fırsatlar geliştirmesi gerekir diye düşünüyorum.

Devletin ilgili kurumları da münferit eylem diyerek bu saldırıları geçiştirmemelidir.

Münferit eylem deyip geçiştirmek de bana göre bir nevi ihmaldir. Saldırganlar, yumruklarının balyoz olmadığını öğrenmeli ve adaletin gücünü enselerinde hissetmelidirler.

Bir düşünce adına bir grup adına bir inanç adına girişilen bu tür olaylar ülkeyi kaosa götürecek büyük eylemlerin kıvılcımı olabilir.

Şiddete tevessül sahibinin aczini gösterir. Kuvvet ile üstünlük kurma içgüdüsü insani bir içgüdü olamaz/olmamalıdır.